İçinde TÜK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "tük" olan, toplam 166 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tük bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu tük ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tük olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

ŞEYTANTÜKÜRÜKLERİ

14 harfli kelimeler

ŞEYTANTÜKÜRÜĞÜ

13 harfli kelimeler

TÜKÜRÜKLENMEK

12 harfli kelimeler

PÜRTÜKLENMEK, STATÜKOCULUK, SÜRTÜKLEŞMEK, TÜKÜRÜKLEMEK, TÜKÜRÜKLENME, SÜMTÜKLENMEK, TÜKETEBİLMEK, TÜKÜREBİLMEK

11 harfli kelimeler

DÜRTÜKLEMEK, KÜTÜKLEŞMEK, PÜRTÜKLENME, SÜRTÜKLEŞME, TÜKENMEZLİK, TÜKENMİŞLİK, TÜKETİCİLİK, TÜKÜRÜKLEME, DUZATÜKÜREN, EVTÜKLENMEK, HÖTTÜKLEMEK, HÖYTÜKLEMEK, KERTÜKLEMEK, KÖLETÜKRÜĞÜ, TUZATÜKÜREN, TÜKETEBİLME, TÜKETTİRMEK, TÜKKENCILIG, TÜKÜREBİLME

10 harfli kelimeler

KÜTÜKLEŞME, DÜRTÜKLEME, EVTÜKLEMEK, KÜTÜKARABA, KÜTÜKÇÜLÜK, KÜTÜKLEMEK, KÜTÜKUŞAĞI, MÜFTÜKIŞLA, TÜKENLEMEK, TÜKETTİRME, TÜKEZİNMEK, TÜKÜRÜLMEK, ÜTÜKLENMEK

9 harfli kelimeler

STATÜKOCU, SÜRTÜKLÜK, BÖMBÖRTÜK, GARAKÜTÜK, HÖRTÜKMEK, KARAKÜTÜK, KÜRTÜKMEK, KÜRTÜKÜNE, KÜTÜKLEME, ÖZTÜKETİM, TÜKLENMEĞ, TÜKÜRÜLME, ÜTÜKYURDU

8 harfli kelimeler

KÖRKÜTÜK, KÜSKÜTÜK, KÜTÜKLÜK, PÜRTÜKLÜ, TÜKENMEK, TÜKENMEZ, TÜKETİCİ, TÜKETMEK, TÜKÜRMEK, BÖGÜRTÜK, GÖTÜKMEK, KERTÜKLÜ, KÜTÜKKÖY, ÖTÜKOMAK, PESTÜKAN, PESTÜKEN, PÜRTÜKTÜ, RÜŞTÜKÖY, TÜKEHMEG, TÜKELALP, TÜKENMEĞ, TÜKETMEĞ, TÜKEZMEK, TÜKÜMCEK, TÜKZİMEK, YÜTÜKLER

7 harfli kelimeler

STATÜKO, TÜKENİK, TÜKENİŞ, TÜKENME, TÜKETİM, TÜKETME, TÜKÜRME, TÜKÜRÜK, KÜTÜKÇÜ, KÜTÜKLÜ, SÜRTÜKE, TÜKANCİ, TÜKELAY, TÜKENDİ, TÜKENTİ, TÜKÜRÜG, ÜTÜKMEK

6 harfli kelimeler

BÖRTÜK, PÜRTÜK, SÜRTÜK, ÜŞÜTÜK, BÜRTÜK, ÇELTÜK, ÇEMTÜK, ÇERTÜK, ÇÖNTÜK, ÇÜNTÜK, ÇÜŞTÜK, DÜRTÜK, GÜRTÜK, HÖRTÜK, HÖTTÜK, HÜRTÜK, HÜTTÜK, KELTÜK, KERTÜK, KÖRTÜK, KÖSTÜK, KÜMTÜK, KÜRTÜK, MÜŞTÜK, NARTÜK, ÖTÜKAR, ÖTÜKEN, PÖRTÜK, PÖSTÜK, PÜNTÜK, Devamını Oku »»

5 harfli kelimeler

KÜTÜK, ÖRTÜK, BİTÜK, ERTÜK, GUTÜK, HÖTÜK, KÖTÜK, NÜTÜK, SETÜK, TETÜK, TÜKAN, TÜKEL, TÜKEN, TÜKTÜ, TÜTÜK, ÜYTÜK, YETÜK, YİTÜK, YÜTÜK

4 harfli kelimeler

İTÜK, ÖTÜK, ÜTÜK

3 harfli kelimeler

TÜK

Bazı kelimelerin anlamları

TÜK

Tüy, ince kıl. Yosun. Hindi. Soğanın tohum taşıyan erkek organı. Tüy.

PÜRTÜKLENME

Pürtüklenmek işi.

KÜTÜKLEŞMEK

Sert ve duygusuz bir duruma gelmek.

SÜRTÜKLEŞME

Sürtükleşmek durumu.

ŞEYTANTÜKÜRÜĞÜ

Şeytantükürükleri familyasına bağlı böceklere örnek tür; salyalıbit.

SÜMTÜKLENMEK

Arsızlık, pisboğazlık etmek, bir yere istenmediği halde sokulmak. Yaltaklanmak. Gördüğü yiyecekten istemek, açgözlülük etmek.

TÜKÜRÜKLEMEK

Tükürükle ıslatmak.

ŞEYTANTÜKÜRÜKLERİ

Özellikle genç sürgünlerden özsu emen ve gelişme çağını tükürüğümsü bir salgı yığını içerisinde geçiren, sıçrayıcı eşkanatlılar familyası.

SÜRTÜKLEŞMEK

Sürtük durumuna gelmek.

PÜRTÜKLENMEK

Herhangi bir şeyin üzerinde pürtükler oluşmak.

TÜKÜRÜKLENME

Tükürüklenmek işi.

STATÜKOCULUK

Statükocu olma durumu.

DÜRTÜKLEMEK

Üst üste birkaç kez dürtmek. Birini uyarmak ya da kışkırtmak.

TÜKÜREBİLMEK

Tükürme imkânı veya olasılığı bulunmak.

TÜKÜRÜKLENMEK

Tükürükleme işine konu olmak.

TÜKETEBİLMEK

Tüketme imkânı veya olasılığı bulunmak.

  -   -   -  

Anlamında TÜK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TÜK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DİYASTAZ

Nişastayı dekstrin ve glikoz durumuna getiren, tükürükte ve pankreasın salgısında bulunan bir enzim.

BATSAT

Ara sıra, seyrek olarak, tek tük.

BESNİ

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde genel olarak kurutmalık olarak üretilen, sofralık olarak da tüketilen, ince kabuklu, beyaz renkli bir tür üzüm. Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri.

BOŞALTIM

Boşaltma işi. Sistemlerin çalışabilmesi için sürekli olarak gereken boşaltma işlemleri. Sindirimden sonra bağırsaklarda kalan posanın, idrar torbasındaki idrarın ve ter, tükürük, sümük vb. salgıların vücuttan dışarı atılması, ifrağ.

DİNGİN

Sakin, durgun. Gücü tükenmiş, yorgun, mecalsiz. Hareket etmeyen, kımıldamayan.

ATIK

Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde. Atılmış, atılan. Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan maddelerin tamamı.

BUHAR

Isı etkisiyle sıvıların ve bazı katıların dönüştükleri gaz durumu.

BİTİRMEK

Bitmesini sağlamak, sona erdirmek, tüketmek, tamamlamak, sonuçlandırmak. Onulmaz duruma getirmek, mahvetmek. Güçsüz düşürmek, bitkin duruma getirmek, yormak.

ERİMEK

Katı cisim sıvı içine karışarak sıvı durumuna geçmek. Utancından çok sıkılmak. Dokumalar aşınıp incelerek dağılmak. Yok olmak, bitmek, tükenmek. Katı cisim ısı etkisiyle sıvı duruma gelmek. Çok zayıflamak.

ENGİNAR

Birleşikgillerden çok yıllık, dikenli bitki (Cynara scolymus). Bu bitkinin sebze olarak tüketilen, iri, yuvarlak, yeşil çiçeği.

DİNOZORLAR

Omurgalı hayvanlardan sürüngenler sınıfına giren, soyu tükenmiş bir takım.

DOLMAK

Dolu duruma gelmek. Bitkiler olgunlaşmak, erginleşmek. Sabrı tükenip öfkesi taşacak duruma gelmek. Bir yerde pek çok eşya veya kimse toplanmak, kalabalık duruma gelmek. Bir yere iyice yayılmak, kaplamak. Süre, hesap tamamlanmak.

EMMEK

Dudak, dil ve soluk yardımıyla bir şeyi içine çekmek, somurmak. Tükürük yardımıyla eriterek içine çekmek. Uzun süre yararlanmak. Soğurmak.

ARACI

Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.

ERİTMEK

Erimesini sağlamak, erimesine yol açmak. Çok üzmek. Zayıflatmak. Harcayıp tüketmek. Yok etmek.

DÜŞMAN

Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı. Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar. Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse. Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları. Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse. Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.).

BAĞ

Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.

ÇARÇUR

"Gereksiz yerlere harcayıp tüketmek" anlamındaki çarçur etmek ve "gereksiz yere harcanmak, ziyan olmak" anlamlarındaki çarçur olmak sözlerinde geçer.

BİTMEK

Tükenmek. Bitki, tüy, saç vb. şeyler çıkıp yetişmek. Güçsüz kalmak, çok zayıflamak. Çok sevmek, bayılmak, beğenmek. Beklenmedik zamanda ortaya çıkmak. Çok yorulmak. Sona ermek.

BİTKİN

Gücü tükenmiş olan, çok yorgun, argın, aygın, dermansız.