Kelimeler arşivinde; içinde "tük" olan, toplam 166 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tük bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu tük ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tük olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ŞEYTANTÜKÜRÜKLERİ
ŞEYTANTÜKÜRÜĞÜ
TÜKÜRÜKLENMEK
PÜRTÜKLENMEK, STATÜKOCULUK, SÜRTÜKLEŞMEK, TÜKÜRÜKLEMEK, TÜKÜRÜKLENME, SÜMTÜKLENMEK, TÜKETEBİLMEK, TÜKÜREBİLMEK
DÜRTÜKLEMEK, KÜTÜKLEŞMEK, PÜRTÜKLENME, SÜRTÜKLEŞME, TÜKENMEZLİK, TÜKENMİŞLİK, TÜKETİCİLİK, TÜKÜRÜKLEME, DUZATÜKÜREN, EVTÜKLENMEK, HÖTTÜKLEMEK, HÖYTÜKLEMEK, KERTÜKLEMEK, KÖLETÜKRÜĞÜ, TUZATÜKÜREN, TÜKETEBİLME, TÜKETTİRMEK, TÜKKENCILIG, TÜKÜREBİLME
KÜTÜKLEŞME, DÜRTÜKLEME, EVTÜKLEMEK, KÜTÜKARABA, KÜTÜKÇÜLÜK, KÜTÜKLEMEK, KÜTÜKUŞAĞI, MÜFTÜKIŞLA, TÜKENLEMEK, TÜKETTİRME, TÜKEZİNMEK, TÜKÜRÜLMEK, ÜTÜKLENMEK
STATÜKOCU, SÜRTÜKLÜK, BÖMBÖRTÜK, GARAKÜTÜK, HÖRTÜKMEK, KARAKÜTÜK, KÜRTÜKMEK, KÜRTÜKÜNE, KÜTÜKLEME, ÖZTÜKETİM, TÜKLENMEĞ, TÜKÜRÜLME, ÜTÜKYURDU
KÖRKÜTÜK, KÜSKÜTÜK, KÜTÜKLÜK, PÜRTÜKLÜ, TÜKENMEK, TÜKENMEZ, TÜKETİCİ, TÜKETMEK, TÜKÜRMEK, BÖGÜRTÜK, GÖTÜKMEK, KERTÜKLÜ, KÜTÜKKÖY, ÖTÜKOMAK, PESTÜKAN, PESTÜKEN, PÜRTÜKTÜ, RÜŞTÜKÖY, TÜKEHMEG, TÜKELALP, TÜKENMEĞ, TÜKETMEĞ, TÜKEZMEK, TÜKÜMCEK, TÜKZİMEK, YÜTÜKLER
STATÜKO, TÜKENİK, TÜKENİŞ, TÜKENME, TÜKETİM, TÜKETME, TÜKÜRME, TÜKÜRÜK, KÜTÜKÇÜ, KÜTÜKLÜ, SÜRTÜKE, TÜKANCİ, TÜKELAY, TÜKENDİ, TÜKENTİ, TÜKÜRÜG, ÜTÜKMEK
BÖRTÜK, PÜRTÜK, SÜRTÜK, ÜŞÜTÜK, BÜRTÜK, ÇELTÜK, ÇEMTÜK, ÇERTÜK, ÇÖNTÜK, ÇÜNTÜK, ÇÜŞTÜK, DÜRTÜK, GÜRTÜK, HÖRTÜK, HÖTTÜK, HÜRTÜK, HÜTTÜK, KELTÜK, KERTÜK, KÖRTÜK, KÖSTÜK, KÜMTÜK, KÜRTÜK, MÜŞTÜK, NARTÜK, ÖTÜKAR, ÖTÜKEN, PÖRTÜK, PÖSTÜK, PÜNTÜK, Devamını Oku »»
KÜTÜK, ÖRTÜK, BİTÜK, ERTÜK, GUTÜK, HÖTÜK, KÖTÜK, NÜTÜK, SETÜK, TETÜK, TÜKAN, TÜKEL, TÜKEN, TÜKTÜ, TÜTÜK, ÜYTÜK, YETÜK, YİTÜK, YÜTÜK
İTÜK, ÖTÜK, ÜTÜK
TÜK
TÜK
Tüy, ince kıl. Yosun. Hindi. Soğanın tohum taşıyan erkek organı. Tüy.
PÜRTÜKLENMEK
Herhangi bir şeyin üzerinde pürtükler oluşmak.
SÜRTÜKLEŞMEK
Sürtük durumuna gelmek.
KÜTÜKLEŞMEK
Sert ve duygusuz bir duruma gelmek.
ŞEYTANTÜKÜRÜĞÜ
Şeytantükürükleri familyasına bağlı böceklere örnek tür; salyalıbit.
SÜRTÜKLEŞME
Sürtükleşmek durumu.
TÜKETEBİLMEK
Tüketme imkânı veya olasılığı bulunmak.
TÜKÜRÜKLENMEK
Tükürükleme işine konu olmak.
TÜKÜRÜKLENME
Tükürüklenmek işi.
TÜKÜREBİLMEK
Tükürme imkânı veya olasılığı bulunmak.
TÜKÜRÜKLEMEK
Tükürükle ıslatmak.
STATÜKOCULUK
Statükocu olma durumu.
DÜRTÜKLEMEK
Üst üste birkaç kez dürtmek. Birini uyarmak ya da kışkırtmak.
PÜRTÜKLENME
Pürtüklenmek işi.
SÜMTÜKLENMEK
Arsızlık, pisboğazlık etmek, bir yere istenmediği halde sokulmak. Yaltaklanmak. Gördüğü yiyecekten istemek, açgözlülük etmek.
ŞEYTANTÜKÜRÜKLERİ
Özellikle genç sürgünlerden özsu emen ve gelişme çağını tükürüğümsü bir salgı yığını içerisinde geçiren, sıçrayıcı eşkanatlılar familyası.
Bu bölümde tanımı içerisinde TÜK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DİNOZORLAR
Omurgalı hayvanlardan sürüngenler sınıfına giren, soyu tükenmiş bir takım.
BUHAR
Isı etkisiyle sıvıların ve bazı katıların dönüştükleri gaz durumu.
DİNGİN
Sakin, durgun. Gücü tükenmiş, yorgun, mecalsiz. Hareket etmeyen, kımıldamayan.
BESNİ
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde genel olarak kurutmalık olarak üretilen, sofralık olarak da tüketilen, ince kabuklu, beyaz renkli bir tür üzüm. Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri.
BİTİRMEK
Bitmesini sağlamak, sona erdirmek, tüketmek, tamamlamak, sonuçlandırmak. Onulmaz duruma getirmek, mahvetmek. Güçsüz düşürmek, bitkin duruma getirmek, yormak.
BİTMEK
Tükenmek. Bitki, tüy, saç vb. şeyler çıkıp yetişmek. Güçsüz kalmak, çok zayıflamak. Çok sevmek, bayılmak, beğenmek. Beklenmedik zamanda ortaya çıkmak. Çok yorulmak. Sona ermek.
BAĞ
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.
ÇARÇUR
"Gereksiz yerlere harcayıp tüketmek" anlamındaki çarçur etmek ve "gereksiz yere harcanmak, ziyan olmak" anlamlarındaki çarçur olmak sözlerinde geçer.
ARACI
Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.
ENGİNAR
Birleşikgillerden çok yıllık, dikenli bitki (Cynara scolymus). Bu bitkinin sebze olarak tüketilen, iri, yuvarlak, yeşil çiçeği.
BOŞALTIM
Boşaltma işi. Sistemlerin çalışabilmesi için sürekli olarak gereken boşaltma işlemleri. Sindirimden sonra bağırsaklarda kalan posanın, idrar torbasındaki idrarın ve ter, tükürük, sümük vb. salgıların vücuttan dışarı atılması, ifrağ.
DÜŞMAN
Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı. Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar. Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse. Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları. Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse. Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.).
BİTKİN
Gücü tükenmiş olan, çok yorgun, argın, aygın, dermansız.
BATSAT
Ara sıra, seyrek olarak, tek tük.
DOLMAK
Dolu duruma gelmek. Bitkiler olgunlaşmak, erginleşmek. Sabrı tükenip öfkesi taşacak duruma gelmek. Bir yerde pek çok eşya veya kimse toplanmak, kalabalık duruma gelmek. Bir yere iyice yayılmak, kaplamak. Süre, hesap tamamlanmak.
EMMEK
Dudak, dil ve soluk yardımıyla bir şeyi içine çekmek, somurmak. Tükürük yardımıyla eriterek içine çekmek. Uzun süre yararlanmak. Soğurmak.
ERİMEK
Katı cisim sıvı içine karışarak sıvı durumuna geçmek. Utancından çok sıkılmak. Dokumalar aşınıp incelerek dağılmak. Yok olmak, bitmek, tükenmek. Katı cisim ısı etkisiyle sıvı duruma gelmek. Çok zayıflamak.
ERİTMEK
Erimesini sağlamak, erimesine yol açmak. Çok üzmek. Zayıflatmak. Harcayıp tüketmek. Yok etmek.
ATIK
Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde. Atılmış, atılan. Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan maddelerin tamamı.
DİYASTAZ
Nişastayı dekstrin ve glikoz durumuna getiren, tükürükte ve pankreasın salgısında bulunan bir enzim.