Sonu TUL ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tul" olan, toplam 28 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tul ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında tul olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tul olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

BOZUMTUL

7 harfli kelimeler

ABUSTUL, PETETUL

6 harfli kelimeler

TORTUL, PUSTUL, PURTUL, PONTUL, PARTUL, PANTUL, KUYTUL, KURTUL, KASTUL, KARTUL, HURTUL, HONTUL, GORTUL, FORTUL, CUSTUL, MAKTUL

5 harfli kelimeler

HOTUL, GOTUL, FOTUL, PATUL, APTUL, TATUL, USTUL, ÜSTUL

3 harfli kelimeler

TUL

Bazı kelimelerin anlamları

TUL

Boylam. Uzunluk.

KASTUL

Patates.

ABUSTUL

İri, Şişman, hantal. Ahmak, budala, sersem, aptal.

KUYTUL

Çukur, kuytu yer. İkametgâh, karargâh. Tokat kenti, Turhal belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

PURTUL

Üstü düz olmayan, pürüzlü. Çiçek hastalığının yüzde bıraktığı iz, çiçekbozuğu. Eski püskü, partal, buruşuk (giysi için). Saçı sakalı birbirine karışmış. Yumuşak, kıvırcık ve kabarık (çocuk saçı ya da kedi köpek tüyü için). Taranmamış, kabarık ve karışık yün ya da kıl.

PETETUL

Beceriksiz, derli toplu olmayan (kadın). Yırtık, eski çorap : Bu petetullar kimindir.

TORTUL

Tortu niteliğinde olan. Tortullaşma sonucu oluşmuş.

HURTUL

Gırtlak.

BOZUMTUL

Boza çalar renk.

KARTUL

Patates. Kurum.

PONTUL

Pantolon.

PANTUL

Pantolon. Pantolon, karşılığı pontul. Kayış at sırtlığı. (Yenikent Aksaray Niğde).

KURTUL

Bursa ili, Gemlik belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

PARTUL

Eski püskü.

PUSTUL

Cerahatle dolu kabarcık, sivilce.

HONTUL

Kaba: Hontul adamın lafına ne bakarsın.

  -   -   -  

Anlamında TUL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TUL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AYRICASIZ

Ayrı tutulmadan, istisnasız bir biçimde.

ARP

Dik tutularak parmakla çalınan, üç köşeli, telli çalgı.

ARKOZ

Birleşiminde feldspat bulunan, kum taşı türünden bir tortul kayaç.

AVUTULMA

Avutulmak işi.

ASFALTİT

Petrolün ayrışması ile oluşan ve çoklukta tortul kayaçların gözeneklerinde bulunan doğal bitüm.

AYAKÇI

Ayak işlerinde kullanılan kimse. Bir iş süresince tutulan hizmetçi. Otobüs terminallerinde yolcuyu kendi şirketinden bilet almaya yönlendiren kimse. Gezici satıcı, çerçi.

AKSIRIKLI

Aksırığa tutulmuş, sık sık aksıran, hapşırıklı.

AKTİNİT

Aktinyum, toryum, protaktinyum, tulyum, plütonyum, amerikyum, küriyum ve berkelyum radyoaktif elementlerinin ortak adı.

ANIMSAMAK

Bilinip unutulan bir şeyi akla getirmek, hatırlamak.

ARKA

Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.

AĞITÇI

Ölüye ağıt söylemek için tutulan kimse, ağlayıcı, sagucu, mersiyehan.

AYRICALIK

Başkalarından ayrı ve üstün tutulma durumu, imtiyaz.

AGANTA

Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.

AYILMAK

Sarhoşluk, baygınlık vb. bir durumdan kurtulmak, kendine gelmek. Aklı başına gelip gerçeği görmek.

ANAHTAR

Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.

ASTIMLI

Astımı olan, astım hastalığına tutulmuş olan.

AÇMAZ

Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.

ASTİGMAT

Net görmeyen, astigmatizme tutulmuş (göz).

ALBASTI

Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden lohusanın tutulduğu ateşli hastalık, lohusa humması, albasma.

AJANDA

Gerekli notların unutulmaması için yazıldığı takvimli defter, andaç.