Kelimeler arşivi içinde; başında "tun" olan, toplam 80 adet kelime bulunmaktadır. tun ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tun ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tun olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TUNÇLAŞTIRMAK
TUNÇLAŞTIRMA, TUNCELİLİLİK
TUNÇSULAMA, TUNGİYOZİS, TUNÇLAŞMAK
TUNÇBİLEK, TUNCUKMAK, TUNCELİLİ, TUNCARMAK, TUNÇASLAN, TUNDURMAK, TUNÇLAŞMA, TUNÇDEMİR, TUNÇLAMAK, TUNÇKILIÇ
TUNÇKURT, TUNÇBOĞA, TUNÇBÖRÜ, TUNÇARAL, TUNÇALIN, TUNÇLAMA, TUNÇKAYA, TUNCUMAK, TUNÇOLUK, TUNÇÖVEN, TUNCAMAK, TUNÇTÜRK, TUNBATUN, TUNGSTEN, TUNGUZCA, TUNİCATA, TUNUSLAR
TUNÇSOY, TUNÇTAN, TUNDURA, TUNİSİN, TUNNİNG, TUNUSLU, TUNÇKAN, TUNACAN, TUNÇKOL, TUNCALP, TUNCELİ, TUNAKAN, TUNAHAN, TUNÇBAY, TUNÇÇAĞ, TUNÇHAN
TUNGUZ, TUNGUL, TUNGUÇ, TUNALI, TUNAER, TUNMAK, TUNİKA, TUNTUR, TUNDRA, TUNDAR, TUNCAL, TUNCAY, TUNCEL, TUNCER, TUNÇOK, TUNCUK
TUNTİ, TUNNA, TUNUK, TUNEZ, TUNİK, TUNAY, TUNGA, TUNER, TUNAZ, TUNCA
TUNE, TUNP, TUNÇ, TUNA
TUN
TUN
Gizli yer, köşe bucak.
TUNÇLAŞMA
Tunçlaşmak işi.
TUNÇSULAMA
Çeşitli alaşımlara, kimyasal ve ısıl yöntemlerle tunç rengi kazandırma işlemi.
TUNCELİLİ
Tunceli ilinden olan kimse.
TUNGİYOZİS
Kum piresi olarak bilinen Tunga penetrans'ın neden olduğu tropik bölgelerde, nemli kum veya toprakta çıplak ayakla dolaşan insanlarda görülen epidermis enfeksiyonu. Paraziter evreler çiftleşen ve ayak derisi içerisine girip kanla beslenen ve yumurtalar geliştikçe 1 cm çapa ulaşan dişilerdir.
TUNDURMAK
Buğulandırmak : Nefesiyle aynayı tundurdu. Ayna ve benzerleri nesnelerin parlak yüzüne üfleyerek buğu yapmak.
TUNÇDEMİR
Güçlü ve kuvvetli kimse.
TUNÇLAŞMAK
Tunç rengini almak.
TUNCUKMAK
Çok dinlenmiş hayvan tepinmek, koşmak, aşırı davranışlarda bulunmak. 1.Dişi hayvan erkek istemek. 2.Aşırı cinsel istek duymak (kadın için). 3.Şaşmak : İkisini bir arada görünce tuncuktum. 4.Ürkmek : Hayvan tuncuktu. 5.Bunalmak : Annem bugün iki yorgan örtmüş, çok tuncuktum. 6.Üzülmek, tasalanmak. Tütün, saman, buğday yığınları kızışıp bozulmak. Dişi hayvan, çiftleşmek istemek. Körelmek, sönmek, donuklaşmak.
TUNÇASLAN
Güçlü, kuvvetli kimse.
TUNÇLAŞTIRMA
Tunçlaştırmak işi.
TUNÇBİLEK
Bileği güçlü olan kimse. Kütahya şehri, Tavşanlı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Şanlıurfa şehri, Viranşehir ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
TUNÇLAŞTIRMAK
Bir sembolü tunçtan yapılmış bir heykelle canlandırmak. Tunç rengi kazandırmak.
TUNCARMAK
Tarlanın suyu yüzüne vurmak.
TUNCELİLİLİK
Tuncelili olma durumu.
TUNÇLAMAK
Tunç durumuna getirmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde TUN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAŞLIK
Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım. Bir sütunun, bir direğin tepeliği. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça. Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha. Başlık parası. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü.
ABAKÜS
Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.
AKONİTİN
Boğan otundan çıkarılan ve hekimlikte kullanılan zehirli bir madde.
ANDIZ
Yaprakları dikenli olan bir tür ardıç. Kırlarda yetişen yabani bir otun kökü. Servi.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.
AĞIZOTU
Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde.
ASILMAK
Asma işi yapılmak veya asma işine konu olmak. Bir şey isterken karşısındakini tedirgin edecek derecede üstelemek, ısrar etmek, ileri gitmek. Bir yere tutunup sarkmak. Sonuna kadar mücadele etmek. Karşı cinsin ilgisini çekmek için rahatsız edici davranışlarda bulunmak. Hızla eline almak. Tutup çekmek. Boynuna ip geçirip sallandırılarak öldürülmek, idam edilmek.
AZOTÖLÇER
Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygıt, azotometre.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
ATMOSFER
Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası, gaz yuvarı. Hava yuvarı. Basınç birimi olarak kullanılan, 15 °C'de deniz yüzeyinde, 76 santimetre uzunluğunda ve tabanı 1 santimetrekare olan cıva sütununun ağırlığı (1 kilogram 33 gram). İçinde yaşanılan ve etkisinde kalınan ortam, hava.
ATROPİN
Güzelavrat otundan çıkarılıp hekimlikte kullanılan zehirli bir madde.
ALAGEYİK
Geyikgillerden, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşayan, yazın postunda ak benekler oluşan, erkeklerinin boynuzları uca doğru kürek biçiminde genişleyen bir cins geyik, sığın (Dama dama).
BALYEMEZ
Kara ve deniz savaşlarında kullanılan, orta çapta, uzun menzilli, tunçtan top.
BAŞYAZI
Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı, başmakale.
ASTAT
Atom numarası 85 olan, bizmutun alfa ışınlarıyla bombardımanı sonucu elde edilen yapay element, astatin (simgesi At).
ALTAYİSTİK
Altay grubuna giren Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Japon ve Korelilerin dil, edebiyat, kültür ve tarihleriyle uğraşan bilim dalı.
BAZİLİKA
İçi, ortadaki yüksek, yanlardakiler daha alçak olmak üzere iki sıra sütunla üç salona ayrılmış, dikdörtgen biçiminde büyük kilise. Kral sarayı. Dikdörtgen biçiminde, uç kısmında yarım çembere benzeyen bir çıkıntısı olan Roma mahkemesi.
BAŞTABAN
Yunan ve Roma mimarlıklarında, sütunların üstüne oturan ve iki sütun arasındaki uzaklığın üstünü örten büyük, uzun taş kirişlerin oluşturduğu bölüm.
ALTAYCA
Altay Türkçesi. Bu Türkçeyle yazılmış olan. Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediği varsayılan ana dil.
BIYIK
Üst dudak üzerinde çıkan kıllar. Asma vb. bitkilerde, sarılıp tutunmaya yarayan sürgün. Balıklarda deri uzantısı.