Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tuk" olan, toplam 71 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tuk ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tuk olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tuk olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KAVAKLIKOLTUK
KIZILKOLTUK
GÖKSALTUK, AKÇATUTUK
KAVUŞTUK, KIRILTUK, SOMURTUK, BOZUMTUK
SUBATUK, SOMUTUK
HOYTUK, KARTUK, GORTUK, PURTUK, KUYTUK, HALTUK, HATTUK, HORTUK, HOTTUK, KOTTUK, PUSTUK, KUTTUK, KURTUK, KIYTUK, KUNTUK, KOYTUK, KORTUK, FORTUK, KOLTUK, YASTUK, TUTTUK, YONTUK, BASTUK, TOYTUK, BOLTUK, BURTUK, BUTTUK, TELTUK, ÇOMTUK, ÇONTUK, Devamını Oku »»
TOTUK, PUTUK, SATUK, YATUK, ÇOTUK, YETUK, OYTUK, DUTUK, NATUK, NUTUK, POTUK, TUTUK, BATUK, COTUK, ÇATUK, ÇUTUK, OPTUK, FOTUK, GUTUK, HATUK, HOTUK, KUTUK, MATUK, MOTUK
OTUK
TUK
TUK
İçine yoğurt ya da süt konulan, kazan biçiminde küçük bakır kap, bakraç.
KIZILKOLTUK
Kütahya şehri, Şaphane ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KAVAKLIKOLTUK
Halıların köşelerinde kavağı sitilize eden motif. (Yeşilova Aksaray Niğde).
KIRILTUK
Kıskanç, günücü.
KARTUK
Büyük tarla tarağı.
GÖKSALTUK
Özgür kişi.
SOMURTUK
Asık suratlı, yüzü gülmez, sıkıntılı, çekilmez.
BOZUMTUK
Boza çalar renk. Boza çalar.
PURTUK
Manda yavrusu.
KUYTUK
Çukur, kuytu yer.
SUBATUK
Erzurum ilinde, Oltu ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
GORTUK
Taşlı ya da bayır yer.
SOMUTUK
Asık suratlı.
HOYTUK
Çukur yerler.
KAVUŞTUK
Bitlis şehri, Göldüzü bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
AKÇATUTUK
Sığırlardaki idrar tutukluğu hastalığı.
Bu bölümde tanımı içerisinde TUK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇEMBER
Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri. Yazma, yemeni, başörtüsü. Basketbolda içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan ağlı demir halka. Aşılması, çözümü güç durum. Çocukların çevirip arkasından koştukları tekerlek biçiminde oyuncak. Bu biçime getirilmiş katı cisimlerin çevresi. Sandık, denk, fıçı vb.nin dağılmaması için üzerlerine geçirilen dayanıklı bir cisimden kuşak.
DAM
Yapıları dış etkilerden korumak amacıyla üzerlerine yapılmış olan çoğu kiremit kaplı bölüm. Dansta kavalyenin eşi. Tutukevi. Ahır. İskambil kâğıtlarında kız. Üzeri toprak kaplı ev, küçük ev, köy evi.
ANARTRİ
Dil tutukluğu.
ÇEKYAT
Gerektiğinde açılıp yatak durumuna getirilebilen koltuk, kanepe.
FİRAR
Kaçma, kurtulma. Bir sanık, tutuklu veya hükümlünün gözcülerin elinden kurtulması.
DÖŞEME
Döşemek işi. Bir yapının döşenmesine yarayan her türlü eşya, mefruşat. Halk edebiyatında ve türkülerden önce söylenen, bazen tekerleme biçiminde olan uyaklı giriş bölümü. Taşıtların koltuk, taban, tavan vb. yerleri. Yapılarda taban üzerine döşenen tahta vb. kaplama. Koltuk, kanepe, divan vb.nin kumaş, yay, pamuk vb. bölümleri.
DİRSEKLİK
Koltuk, kanepe vb.nde dirsekleri dayamaya elverişli bölüm. Ceket kolunun dirsek bölümünü korumak veya yamamak için kullanılan (kumaş vb.). Dirsek olarak kullanılmaya uygun olan (ağaç, boru vb.).
ÇETELE
Çizilerek ya da oyularak açılan kertik. Ekmekçi, sütçü vb. esnafın, uzunlamasına ikiye bölüp üzerine kertikler çenterek hesap tuttukları ağaç dalı.
ÇAPRAZ
Eğik olarak birbiriyle kesişen. Eğik bir biçimde. Karşı tarafın yanı. İki taraflı, karşılıklı. Güreşte rakibin koltuk altından kol geçirip sarma oyunu. Kopça, düğme. Bir tür olta iğnesi.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
FİTİL
Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde. 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi. Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş. Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi. Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu. Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde. Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol. Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç. Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit.
BERJER
Arkası kabarık ve yüksek, oturacak yeri geniş koltuk.
GENELEV
Genel kadınların erkek kabul ettikleri yer, aşağı mahalle, kırmızıfener, koltuk, kerhane, umumhane.
DÖŞEMELİK
Yapılarda tabana döşemek için kullanılan (gereç). Kanepe, koltuk vb.nin kaplanmasına elverişli (kumaş).
DİSKUR
Söylev, nutuk.
ÇEKİNGEN
Her şeyden çekinen, ürkek, tutuk (kimse), muhteriz.
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.
DÖŞEMECİ
Döşeme yapan kimse. Perde, koltuk, kanepe vb. satan veya onaran kimse.
GARDİYAN
Cezaevlerinde düzeni, tutukluların kurallara uygun biçimde davranmalarını sağlamakla görevli kimse.
BOYUNDURUK
Çift süren veya arabaya koşulan hayvanların birlikte yürümelerini sağlamak için boyunlarına geçirilen bir tür ağaç çember. Zulüm ve zorbalık baskısı, esaret. Güreşte hasmın başını koltuk altına alıp boynuna kol dolama oyunu. Kapı veya pencere vb. açıklıkların üzerine konulan ağaç, taş veya beton kiriş, lento. Mengenenin üst yanındaki kemer biçimli bölüm.