Kelimeler arşivi içinde; başında "top" olan, toplam 304 adet kelime bulunmaktadır. top ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu top ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde top olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TOPLUMMERKEZCİLİK, TOPLUMSALLAŞTIRMA, TOPRAKKAZANGİLLER
TOPLUMBİLİMCİLİK
TOPARLANABİLMEK, TOPARLAYABİLMEK, TOPLATILABİLMEK, TOPLUMİÇİNCİLİK, TOPLUMLAŞTIRMAK, TOPLUMSALLAŞMAK, TOPRAKLANDIRMAK, TOPUKTABANLILAR
TOPAKLAŞTIRMAK, TOPARLANABİLME, TOPARLAYABİLME, TOPÇUDEĞİRMENİ, TOPLATILABİLME, TOPLUMLAŞTIRMA, TOPLUMMERKEZCİ, TOPLUMSALLAŞMA, TOPLUMSEVERLİK, TOPLUSORUŞTURU, TOPRAKLANDIRMA
TOPAKLAŞTIRMA, TOPLAMAÇEKİCİ, TOPLANABİLMEK, TOPLANIVERMEK, TOPLATABİLMEK, TOPLAYABİLMEK, TOPLAYIVERMEK
TOPARLAĞIMSI, TOPÇUYENİKÖY, TOPLANABİLME, TOPLANIVERME, TOPLAŞTIRGAÇ, TOPLAŞTIRMAK, TOPLATABİLME, TOPLAYABİLME, TOPLAYICILIK, TOPLAYIVERME, TOPLULUKBAŞI, TOPLUMCULLUK, TOPLUMİÇİNCİ, TOPLUMLAŞMAK, TOPOİZOMERAZ, TOPRAKHARMAN, TOPRAKLAŞMAK, TOPRAKLATMAK, TOPRAKÖLÇMEN, TOPUKLUTİKEN
TOPAÇLANMAK, TOPAKLANMAK, TOPAKLAŞMAK, TOPANYASTIK, TOPARLANMAK, TOPLANILMAK, TOPLANIRLIK, TOPLARDAMAR, TOPLAŞTIRMA, TOPLATILMAK, TOPLUMBİLİM, TOPLUMCULUK, TOPLUMLAŞMA, TOPLUMÖLÇER, TOPOTROPİZM, TOPRAKBASTI, TOPRAKBİLİM, TOPRAKÇALIK, TOPRAKHİSAR, TOPRAKKAZAN, TOPRAKLAMAK, TOPRAKLAŞMA, TOPRAKLATMA, TOPRAKÖKÜZÜ, TOPRAKPINAR, TOPRAKSEVEN, TOPRAKTUTAN, TOPTANCILIK, TOPUKDEMİRİ, TOPUKKILICI
TOPAĞAÇLAR, TOPAKLAMAK, TOPAKLANMA, TOPAKLAŞMA, TOPAKSAHAN, TOPALÇAVUŞ, TOPALHASAN, TOPALLAMAK, TOPALLAYIŞ, TOPALUŞAĞI, TOPARLACIK, TOPARLAKÇA, TOPARLAMAK, TOPARLANIŞ, TOPARLANMA, TOPLAMALAR, TOPLANILMA, TOPLATILMA, TOPLUKONAK, TOPLUTERİM, TOPOGRAFYA, TOPOĞRAFİK, TOPOĞRAFYA, TOPOİZOMER, TOPRAKBOYA, TOPRAKCUMA, TOPRAKDERE, TOPRAKKALE, TOPRAKLAMA, TOPRAKOCAK, Devamını Oku »»
TOPAKKAYA, TOPAKLAMA, TOPALLAMA, TOPARLAMA, TOPBOĞAZI, TOPÇUBAŞI, TOPDERESİ, TOPHANELİ, TOPKADİFE, TOPKAYNAK, TOPLANMAK, TOPLAŞMAH, TOPLAŞMAK, TOPLATMAK, TOPLAYICI, TOPLUHALI, TOPLUMDAŞ, TOPLUMSAL, TOPOĞRAFİ, TOPOLOJİK, TOPPANCAR, TOPRAKÇIL, TOPRAKLIK, TOPRAKSIZ, TOPRAKTAŞ, TOPUKLAMA, TOPUZARPA, TOPYILDIZ
TOPAKLAÇ, TOPAKTAŞ, TOPALALİ, TOPALLAK, TOPALLAR, TOPALLIK, TOPARDIÇ, TOPARLAK, TOPARLAR, TOPAYLAK, TOPBIÇAK, TOPÇALAR, TOPÇATAN, TOPÇEKER, TOPÇUKAL, TOPÇUKÖY, TOPÇULAR, TOPÇULUK, TOPDEMİR, TOPHİSAR, TOPKIRAN, TOPLALAK, TOPLAMAK, TOPLANAN, TOPLANIK, TOPLANIM, TOPLANIŞ, TOPLANMA, TOPLANTI, TOPLAŞIK, Devamını Oku »»
TOPACIK, TOPAÇÇA, TOPAÇÇI, TOPAÇLA, TOPAĞAÇ, TOPAKLI, TOPALAĞ, TOPALAK, TOPALAN, TOPALJİ, TOPALLI, TOPALTI, TOPAMAK, TOPARSI, TOPATAN, TOPAZAK, TOPBAŞI, TOPÇALI, TOPÇIKA, TOPDAĞI, TOPDERE, TOPHANA, TOPHANE, TOPİLİK, TOPKAPI, TOPKAYA, TOPLAMA, TOPLUCA, TOPOTİP, TOPTEPE, Devamını Oku »»
TOPALI, TOPANA, TOPANE, TOPARİ, TOPBAŞ, TOPBUH, TOPBUZ, TOPÇAM, TOPÇAY, TOPDAN, TOPDON, TOPLAÇ, TOPLAK, TOPLAM, TOPLUK, TOPLUM, TOPOTU, TOPPUH, TOPRAH, TOPRAK, TOPRİK, TOPSUZ, TOPTAN, TOPTAŞ, TOPTON, TOPTOP, TOPUZA
TOPAÇ, TOPAH, TOPAK, TOPAL, TOPAM, TOPAN, TOPAR, TOPAY, TOPAZ, TOPCA, TOPCU, TOPÇA, TOPÇİ, TOPÇU, TOPEL, TOPER, TOPEŞ, TOPGU, TOPİC, TOPİK, TOPLA, TOPLU, TOPOÇ, TOPRA, TOPŞA, TOPTİ, TOPTU, TOPUC, TOPUÇ, TOPUH, Devamını Oku »»
TOPA, TOPU
TOP
TOP
Birçok spor oyununda kullanılan, türlü büyüklükte, genellikle kauçuktan yapılmış yuvarlak nesne. Gülle veya şarapnel atan büyük, ateşli silah. Bazı aletlerde bulunan toparlağımsı parça. Tamamen, bütünüyle. Homoseksüel erkek. Kumaş, kâğıt vb. şeylerin düzenli bir yığın durumuna getirilmiş bağı. Kumaş, kâğıt gibi şeylerin belli miktardaki bağı. Yuvarlak biçimde olan, toparlak.
TOPARLAYABİLMEK
Toparlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
TOPLUMİÇİNCİLİK
Toplummerkezcilik.
TOPLUMSALLAŞTIRMA
Bazı imkânlardan, kuruluşlardan toplumun yararlanmasını sağlama, toplum hizmetine koyma, sosyalizasyon. Toplumun değer yargılarına uygun duruma getirme, sosyalizasyon.
TOPUKTABANLILAR
(Tylopoda), olmak üzere tek familyası vardır.
TOPARLANABİLME
Toparlanabilmek işi.
TOPLATILABİLMEK
Toplatılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TOPLUMLAŞTIRMAK
Toplumculuk ilkeleri çerçevesinde topluma mal etmek.
TOPAKLAŞTIRMAK
Bir maddenin, bir cevherin en küçük parçalarını birbirine yapışık duruma getirmek.
TOPARLAYABİLME
Toparlayabilmek işi.
TOPLUMSALLAŞMAK
Birey kişilik kazanarak belli bir toplumsal çevreye hazırlanmak, toplumla bütünleşmek, sosyalleşmek.
TOPLUMMERKEZCİLİK
İnsanın kendisini evrenin merkezi sayma görüşü, toplumiçincilik.
TOPLUMBİLİMCİLİK
İnsan yaşamındaki bütün olayları yalnızca toplumsal yapı ve örgüt biçimleriyle açıklama eğilimi.
TOPRAKKAZANGİLLER
Memeliler (Mammalia) sınıfının, kemiriciler (Rodentia) takımının, yalın dişliler (Simplicidentata) alt takımının, sıçanımsılar (Myomorpha) bölümünden, yapılan tıknaz ve kuyrukları küt, gözleri ve kulakları küçük, yaşayışları köstebeğe benzeyen türlere sahip bir familya.
TOPRAKLANDIRMAK
Bir kimseyi işletip geçinmesi için toprak sahibi yapmak.
TOPARLANABİLMEK
Toparlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde TOP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
AHTAPOT
Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
AHLAK
Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları, aktöre, sağtöre. Huylar.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
AHALİ
Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk, halk. Bir yerde toplanan kalabalık.
AJANS
Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş. Bu iş kollarının çalıştığı büro. Radyoda haber bülteni.
AKKARINCALAR
Ağız parçaları iyi gelişmiş, iri başlı, ısırıcı böcekler topluluğu, termitler.
AKAİT
Bir dinin öğrenilmesi gereken inançlarının ve tapınma kurallarının tümü. Bu kuralları toplayan kitap.
AĞIZOTU
Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde.
AĞIRKANLI
Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
AĞNAMCI
Sayım vergisi toplayan kimse.
AĞABABA
Dede, ata. Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). Sanı "ağa" olan babaya çocuğunun sesleniş sözü.
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
AĞILLANMAK
Toplanıp bir arada durmak. Çevresinde ağıl denen hale oluşmak, halelenmek.
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.