Sonu TOR ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tor" olan, toplam 75 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tor ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında tor olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tor olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

EKSİTOSEKRETOR

13 harfli kelimeler

TIRASFORMOTOR

12 harfli kelimeler

ELEKTROMOTOR

11 harfli kelimeler

OPİSTHAPTOR, DERMACENTOR, KONSTRİKTOR, STELLARATOR

10 harfli kelimeler

KORRUGATOR, VANTİRATOR, TRANSİSTOR, TERMİNATOR, TELEJECTOR, KOAGULATOR

9 harfli kelimeler

DİLATATOR, PROHAPTOR, ÇİFİMOTOR, VAZOMOTOR, GLADYATOR, GOMBOSTOR, KONDUKTOR, MODÜLATOR, MODERATOR, BAŞDOKTOR, İMPARATOR, ASBİRATOR, İSTİMATOR, ANOCENTOR, AKITMATOR

8 harfli kelimeler

PROMOTOR, KALANTOR, TİREKTOR, OPARATOR, ABDUKTOR, ADDUKTOR, FİKSATOR, SALTATOR, EFFECTOR, DİREKTOR, ARREKTOR, PRONATOR

7 harfli kelimeler

STENTOR, NECATOR, EKVATOR, MANATOR, TARATOR, ADUKTOR, AKANTOR, EREKTOR, HAÇATOR, LEVATOR

6 harfli kelimeler

ZANTOR, DOKTOR, KASTOR, MASTOR, TORTOR, TOHTOR, TIRTOR, ZONTOR, STATOR, TERTOR, MENTOR, TEKTOR, SENTOR, CANTOR, DOHTOR, PANTOR, KOPTOR

5 harfli kelimeler

ROTOR, MOTOR, ASTOR, POTOR, ZATOR, KOTOR

4 harfli kelimeler

STOR

3 harfli kelimeler

TOR

Bazı kelimelerin anlamları

TOR

Sık gözlü ağ. Çekingen, utangaç. Bir dairenin kendi düzleminde bulunan fakat merkezinden geçmeyen bir doğru çevresinde dönmesiyle oluşan cisim. Olgunlaşmamış, ham. Toy, acemi kimse. İşe alışkın olmayan, yabani.

DERMACENTOR

İnsan ve diğer memelilerde enfestasyona neden olan Ixodidae ailesinden kene cinsi. Tularemi, Rocky dağlarının noktalı ateşi, Kolorado kene humması ve anaplasmozis gibi hastalıkların vektörleridirler.

OPİSTHAPTOR

Monogenea'ların erişkinlerinin ventral yüzünün hemen hemen tamamını kaplayan ve arka kısmında bulunan tutunma organı. Aspidogastrea'ların çengelsiz tutunma organı.

TIRASFORMOTOR

Fransızca kökenli transformateur: transformatör; trafo.

KOAGULATOR

Deney tüplerini kan sıcaklığında tutan bir inkubator.

ELEKTROMOTOR

Elektrik enerjisini mekanik enerjiye çeviren cihaz. Mekanik veya kimyasal bir etki altında elektrik üreten araç.

DİLATATOR

Genişleten, ayıran.

TERMİNATOR

RNA polimerazın transkripsiyonunun durmasına neden olan DNA dizisi.

TRANSİSTOR

Yarı iletken özdekler arasındaki bağlantıların sağladığı özellikler yardımıyla, elektrik imlerini tıpkı radyo ışıtacı gibi yükseltebilen yarı iletken aygıt.

EKSİTOSEKRETOR

Salgıyı uyaran.

VANTİRATOR

Fransızca kökenli ventilateur: vantilatör.

KONSTRİKTOR

Büzücü, sıkıcı.

TELEJECTOR

Film yayın aygıtıyla kullanılan saydam resim göstericisi. (Televizyon izlencelerine saydam resim katmakta kullanılır; "Telejector", tecim adıdır).

STELLARATOR

Plazma tutulmasını, plazma dışındaki bobinler yardımıyla sağlayan magnetik tutma aygıtı.

PROHAPTOR

Monogenetik trematodların ön kısmında bulunan yapışma ve beslenme organellerinin tamamı.

KORRUGATOR

Buruşturan, kırışıklık yaptıran.

  -   -   -  

Anlamında TOR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TOR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AMORTİSÖR

Motorlu araçlarda sarsıntı, sallantı vb. hareketleri en aza indiren, yayların gereksiz hareketlerini gidermeye yarayan düzen. Bu düzeni kuran öge, yumuşatmalık.

BALATA

Soğuk ve sıcakta büyük bir sürtünme katsayısına sahip olan, suya ve yağa dayanıklı, yavaş aşınan madde. Motorlu araçlarda fren yapmayı sağlayan, tekerlek mili üzerine yerleştirilmiş yarım ay biçimindeki alet.

ARŞİDÜK

Avusturya'da imparator ailesi prenslerine verilen unvan.

BAŞHEKİM

Bir hastaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim, başdoktor, baştabip, sertabip.

BARATA

Bilim doktorları ile kardinallerin giydikleri dört köşe külah veya başlık. Osmanlı sarayında genellikle bostancıların, baltacı ve kapıcıların giydikleri, kırmızı çuhadan yapılmış, ucu kıvrık, uzunca başlık.

ALVEOL

Torba biçiminde küçük boşluk veya genişlemiş kısım. Akciğerde bronşçukların bittiği bölümde oksijen karbondioksit taşınmasını sağlayan minik kese biçimindeki boşlukların son ucu.

AZIKLIK

Azık olarak ayrılan veya hazırlanan yiyecekler. Hemen yemek üzere, harman zamanından önce biçilip savrulan ekin. Azık koymaya yarayan kap veya torba.

ASKLI

Sporları ask denen torbalar içinde oluşan (mantar).

AHFAT

Erkek torunlar.

BAKIMEVİ

Bakıma gereksinimi olan kimselerin bakıldıkları, barındıkları kuruluş. Belirli noktalarda özellikle kar mücadelesinde kullanılan araç ve gereçlerin barındırıldığı bina. Kurum ve kuruluşlarda motorlu araçların onarıldığı ve korunduğu yer veya birim. Kademe.

BAŞÇIK

Çiçeklerin erkek organlarında çiçek tozunu taşıyan torbacık, haşefe.

ASFALTİT

Petrolün ayrışması ile oluşan ve çoklukta tortul kayaçların gözeneklerinde bulunan doğal bitüm.

ALTLIK

Tabak, bardak vb. nesnelerin altına konulan şey. Hayvanların altına yayılan ot veya saman. Arabaya koşulan atların yolları kirletmemesi için kuyruğunun altına yerleştirilen torba.

ALIŞTIRMA

Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.

AKTİNİT

Aktinyum, toryum, protaktinyum, tulyum, plütonyum, amerikyum, küriyum ve berkelyum radyoaktif elementlerinin ortak adı.

APOŞİ

Çember biçiminde, telden yapılma, torbaya benzeyen büyük gözlü ağ.

BAŞHEKİMLİK

Başhekim olma durumu, başdoktorluk, baştabiplik, sertabiplik. Başhekim ve görevlilerin çalıştığı yer, başdoktorluk, baştabiplik, sertabiplik. Başhekimin yaptığı iş, başdoktorluk, baştabiplik, sertabiplik.

ARABA

Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı. Bu taşıtın aldığı miktarda olan.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

ARKOZ

Birleşiminde feldspat bulunan, kum taşı türünden bir tortul kayaç.