Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tiyi" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tiyi ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tiyi olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tiyi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
TİYİ
Parça, lokma, dilim (genellikle et, ekmek, peynir ve benzerleri için).
BİTİYİ
Bir parça, azıcık, biraz. Az, azca.
Bu bölümde tanımı içerisinde TİYİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAĞDAŞTIRMACILIK
Farklı kökenlere sahip değişik kültür özelliklerini birleştirme veya kaynaştırma işi. Pek çok değişik öğretiyi birleştirmeyi amaçlayan felsefi veya dinî öğreti.
ÇELTİ
Derelerde balık avlamak için çubuklardan örülmüş bir tarafı açık, diğer tarafı kapalı bir çeşit tuzak: Derede bu akşam çeltiyi kurdum. Kuş yakalamak için kullanılan ökse: Dada dada çeltiya çiviki düşti. Meyve kurutulacak sergi.
REDDİYE
Bir düşünceyi, bir öğretiyi çürütmek için yazılan yazı.
SEYRELTİM
Bir çözeltiyi seyretmek için çözgen katılması.
EŞDEĞERLEYİM
Oylumu bilinen bir çözeltinin derişimini bulmak için, derişimi belli bir çözeltiyi ölçerek ona ekleyip, tepkimenin bitim noktasını, uygun bir belirtecin renk değişimiyle ya da elektriksel yöntemlerle saptama.
BİLİNEMEZCİ
Bilginin bağıntılı olduğuna inanan (kimse). Tanrı'nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğretiyi benimseyen (kimse), laedri, agnostik.
SIVKIRMAK
Boşaltmak, sızdırmak: Destiyi sıvkır da içinde bir şey kalmasın.
TİYİK
Sivri doruk : Tepenin tiyiğine çıktım.
LIHALIH
Ağzına kadar (doluluk için): Testiyi lıha lıh doldurmuş.
FERK
Sürülmüş tarla. Herhangi bir eşyayı eli sakatmış gibi eğreti tutmayı anlatır: Testiyi düşüreceğini biliyordum çünki ferk gibi tutuyordu. Beceriksiz. Fark.
ÇOKDÜZEYLEME
Birçok iletiyi, bir tek bağlantı çizgisi üzerinden iç içe birlikte gönderme olanağı sağlayan teknik, bk. çokdüzeyli oluk.
DUYGUDAŞ
Bir konuda duyguları diğer bir kişiyle aynı olan kimse. Üyesi olmadığı hâlde bir partinin, bir kuruluşun görüşlerini benimseyen veya bir görüşü, bir öğretiyi, bir akımı tutan kimse, sempatizan.
ARDMAK
Yükletmek: Şu çuvalı arkama ardırıver. Asmak, takmak: Şu heybeyi hayvana ardıver. Uzanmak: Oradan testiyi ardılda al. Yüklemek. Üstüne atmak, dolamak, asmak.
BİRYAPIMLAMA
Sıcak ya da soğuk işlenir dökümlerdeki birikintiyi ve katlaşmayı azaltmak ya da gidermek ve bileşimi eşit kılmak için, uzun süre yüksek sıcaklıklarda tutularak yapılan ısıl işlem.
KEH
Kenar, köşe, uç. Sarp dağların eteğindeki patika. Dağların en yüksek noktası, doruk. Küçük tepeler, çıkıntılar. Dağ sırtları. Kulp, sap : Testiyi kehinden tut da getir.
İĞMEK
İp germek. Fena koku çıkarmak. Eğmek: Testiyi iğip durmasana. İp germek, bükmek: İpliği iğerıh.
TÜRETİMCİLİK
Bir sözcük kökünden kurallara uygun olarak sözcükler, bir öğretiden, o öğretiyi andıran ya da çağrışımla anımsatan başka öğretiler türetme, bk. söz yaratma.
ASİTÖLÇÜM
Bir asitli çözeltiyi, ölçün baz çözeltisiyle tepkimeye sokarak asitlik derecesini belirleme yöntemi.