Kelimeler arşivinde; içinde "tiyi" olan, toplam 9 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tiyi bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu tiyi ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tiyi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TİYİŞLEMEK
İSTİYİCİ, TİYİRMEK
BİTİYİM, BİTİYİN
BİTİYİ
TİYİK, TİYİN
TİYİ
TİYİ
Parça, lokma, dilim (genellikle et, ekmek, peynir ve benzerleri için).
BİTİYİN
Bir parça, azıcık, biraz.
BİTİYİ
Bir parça, azıcık, biraz. Az, azca.
TİYİN
Sincap.
İSTİYİCİ
Dilenci.
TİYİRMEK
Yemek suyuna ekmek batırmak.
TİYİK
Sivri doruk : Tepenin tiyiğine çıktım.
BİTİYİM
Bir parça, azıcık, biraz.
TİYİŞLEMEK
İki kişinin konuşmasını üçüncü kişi gizlice dinlemek.
Bu bölümde tanımı içerisinde TİYİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇELTİ
Derelerde balık avlamak için çubuklardan örülmüş bir tarafı açık, diğer tarafı kapalı bir çeşit tuzak: Derede bu akşam çeltiyi kurdum. Kuş yakalamak için kullanılan ökse: Dada dada çeltiya çiviki düşti. Meyve kurutulacak sergi.
BİLİNEMEZCİ
Bilginin bağıntılı olduğuna inanan (kimse). Tanrı'nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğretiyi benimseyen (kimse), laedri, agnostik.
ARDMAK
Yükletmek: Şu çuvalı arkama ardırıver. Asmak, takmak: Şu heybeyi hayvana ardıver. Uzanmak: Oradan testiyi ardılda al. Yüklemek. Üstüne atmak, dolamak, asmak.
SEYRELTİM
Bir çözeltiyi seyretmek için çözgen katılması.
BAĞDAŞTIRMACILIK
Farklı kökenlere sahip değişik kültür özelliklerini birleştirme veya kaynaştırma işi. Pek çok değişik öğretiyi birleştirmeyi amaçlayan felsefi veya dinî öğreti.
ÇOKDÜZEYLEME
Birçok iletiyi, bir tek bağlantı çizgisi üzerinden iç içe birlikte gönderme olanağı sağlayan teknik, bk. çokdüzeyli oluk.
KEH
Kenar, köşe, uç. Sarp dağların eteğindeki patika. Dağların en yüksek noktası, doruk. Küçük tepeler, çıkıntılar. Dağ sırtları. Kulp, sap : Testiyi kehinden tut da getir.
LIHALIH
Ağzına kadar (doluluk için): Testiyi lıha lıh doldurmuş.
EŞDEĞERLEYİM
Oylumu bilinen bir çözeltinin derişimini bulmak için, derişimi belli bir çözeltiyi ölçerek ona ekleyip, tepkimenin bitim noktasını, uygun bir belirtecin renk değişimiyle ya da elektriksel yöntemlerle saptama.
TÜRETİMCİLİK
Bir sözcük kökünden kurallara uygun olarak sözcükler, bir öğretiden, o öğretiyi andıran ya da çağrışımla anımsatan başka öğretiler türetme, bk. söz yaratma.
FERK
Sürülmüş tarla. Herhangi bir eşyayı eli sakatmış gibi eğreti tutmayı anlatır: Testiyi düşüreceğini biliyordum çünki ferk gibi tutuyordu. Beceriksiz. Fark.
ASİTÖLÇÜM
Bir asitli çözeltiyi, ölçün baz çözeltisiyle tepkimeye sokarak asitlik derecesini belirleme yöntemi.
İĞMEK
İp germek. Fena koku çıkarmak. Eğmek: Testiyi iğip durmasana. İp germek, bükmek: İpliği iğerıh.
SIVKIRMAK
Boşaltmak, sızdırmak: Destiyi sıvkır da içinde bir şey kalmasın.
BİRYAPIMLAMA
Sıcak ya da soğuk işlenir dökümlerdeki birikintiyi ve katlaşmayı azaltmak ya da gidermek ve bileşimi eşit kılmak için, uzun süre yüksek sıcaklıklarda tutularak yapılan ısıl işlem.
REDDİYE
Bir düşünceyi, bir öğretiyi çürütmek için yazılan yazı.
DUYGUDAŞ
Bir konuda duyguları diğer bir kişiyle aynı olan kimse. Üyesi olmadığı hâlde bir partinin, bir kuruluşun görüşlerini benimseyen veya bir görüşü, bir öğretiyi, bir akımı tutan kimse, sempatizan.