Kelimeler arşivi içinde; başında "tiyi" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. tiyi ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tiyi ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tiyi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TİYİŞLEMEK
TİYİRMEK
TİYİK, TİYİN
TİYİ
TİYİ
Parça, lokma, dilim (genellikle et, ekmek, peynir ve benzerleri için).
TİYİK
Sivri doruk : Tepenin tiyiğine çıktım.
TİYİŞLEMEK
İki kişinin konuşmasını üçüncü kişi gizlice dinlemek.
TİYİRMEK
Yemek suyuna ekmek batırmak.
TİYİN
Sincap.
Bu bölümde tanımı içerisinde TİYİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KEH
Kenar, köşe, uç. Sarp dağların eteğindeki patika. Dağların en yüksek noktası, doruk. Küçük tepeler, çıkıntılar. Dağ sırtları. Kulp, sap : Testiyi kehinden tut da getir.
SEYRELTİM
Bir çözeltiyi seyretmek için çözgen katılması.
FERK
Sürülmüş tarla. Herhangi bir eşyayı eli sakatmış gibi eğreti tutmayı anlatır: Testiyi düşüreceğini biliyordum çünki ferk gibi tutuyordu. Beceriksiz. Fark.
SIVKIRMAK
Boşaltmak, sızdırmak: Destiyi sıvkır da içinde bir şey kalmasın.
ÇOKDÜZEYLEME
Birçok iletiyi, bir tek bağlantı çizgisi üzerinden iç içe birlikte gönderme olanağı sağlayan teknik, bk. çokdüzeyli oluk.
İĞMEK
İp germek. Fena koku çıkarmak. Eğmek: Testiyi iğip durmasana. İp germek, bükmek: İpliği iğerıh.
LIHALIH
Ağzına kadar (doluluk için): Testiyi lıha lıh doldurmuş.
ARDMAK
Yükletmek: Şu çuvalı arkama ardırıver. Asmak, takmak: Şu heybeyi hayvana ardıver. Uzanmak: Oradan testiyi ardılda al. Yüklemek. Üstüne atmak, dolamak, asmak.
BİLİNEMEZCİ
Bilginin bağıntılı olduğuna inanan (kimse). Tanrı'nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğretiyi benimseyen (kimse), laedri, agnostik.
ÇELTİ
Derelerde balık avlamak için çubuklardan örülmüş bir tarafı açık, diğer tarafı kapalı bir çeşit tuzak: Derede bu akşam çeltiyi kurdum. Kuş yakalamak için kullanılan ökse: Dada dada çeltiya çiviki düşti. Meyve kurutulacak sergi.
EŞDEĞERLEYİM
Oylumu bilinen bir çözeltinin derişimini bulmak için, derişimi belli bir çözeltiyi ölçerek ona ekleyip, tepkimenin bitim noktasını, uygun bir belirtecin renk değişimiyle ya da elektriksel yöntemlerle saptama.
BAĞDAŞTIRMACILIK
Farklı kökenlere sahip değişik kültür özelliklerini birleştirme veya kaynaştırma işi. Pek çok değişik öğretiyi birleştirmeyi amaçlayan felsefi veya dinî öğreti.
TÜRETİMCİLİK
Bir sözcük kökünden kurallara uygun olarak sözcükler, bir öğretiden, o öğretiyi andıran ya da çağrışımla anımsatan başka öğretiler türetme, bk. söz yaratma.
BİRYAPIMLAMA
Sıcak ya da soğuk işlenir dökümlerdeki birikintiyi ve katlaşmayı azaltmak ya da gidermek ve bileşimi eşit kılmak için, uzun süre yüksek sıcaklıklarda tutularak yapılan ısıl işlem.
ASİTÖLÇÜM
Bir asitli çözeltiyi, ölçün baz çözeltisiyle tepkimeye sokarak asitlik derecesini belirleme yöntemi.
REDDİYE
Bir düşünceyi, bir öğretiyi çürütmek için yazılan yazı.
DUYGUDAŞ
Bir konuda duyguları diğer bir kişiyle aynı olan kimse. Üyesi olmadığı hâlde bir partinin, bir kuruluşun görüşlerini benimseyen veya bir görüşü, bir öğretiyi, bir akımı tutan kimse, sempatizan.