Kelimeler arşivi içinde; başında "tiy" olan, toplam 53 adet kelime bulunmaktadır. tiy ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tiy ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tiy olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TİYATROLAŞTIRMAK
TİYATROSEVERLİK, TİYATROLAŞTIRMA
TİYOSİYANATLAR
TİYABENDAZOL, TİYAMFENİKOL, TİYATROSEVER, TİYATROCULUK
TİYHSİNMEYH, TİYOKONAZOL, TİYORİDAZİN, TİYOSİYANAT
TİYATROLUK, TİYOSÜLFAT, TİYSELEMEK, TİYAZİTLER, TİYOGUANİN, TİYİŞLEMEK
TİYATROCU, TİYAMİNAZ, TİYDİRMEK, TİYOFANAT, TİYOESTER
TİYOTEPA, TİYOLLER, TİYİRMEK, TİYHLEME, TİYATORA, TİYATORU, TİYATURA, TİYATURU
TİYEKLİ, TİYREKİ, TİYATRO, TİYONİN, TİYDİLİ, TİYETER, TİYHMEK
TİYNEK, TİYMEK, TİYLAK, TİYEZE, TİYREK
TİYEK, TİYAN, TİYİN, TİYİK, TİYTİ, TİYAR
TİYY, TİYH, TİYİ
TİY
TİY
Şaşkınlık belirtir ünlem : Tiy, hele şu hale bak.
TİYHSİNMEYH
İrkilmek, ürpermek.
TİYABENDAZOL
Helmintlere özgü bir mitokondriyel enzim olan fumarat redüktazı engelleyerek helmintler üzerine zehirli etki oluşturan ve ayrıca yangı giderici etkisi de bulunan benzmidazol türevi bir ilaç.
TİYORİDAZİN
Piperazinli fenotiyazinler grubundan nöroleptik bir ilaç.
TİYOSÜLFAT
Nitrit ve siyanür zehirlenmesinde sülfür verici amaçla kullanılan bileşik.
TİYATROCULUK
Tiyatro sanatçılığı. Tiyatro işletme işi.
TİYATROLUK
Tiyatro özelliği bulunan ya da tiyatroya uygun özellikleri olan. Tiyatro özelliği taşıyan, tiyatroya gider özellikleri bulunan.
TİYATROSEVER
Tiyatro tutkusu olan, tiyatroyu seven kimse. Tiyatro tutkunu. Tiyatro sanatına sıkıca bağlı, tiyatro kültürü edinmiş kişi. Tiyatro sanatını, kültürünü edinmiş, tiyatroya köklü olarak bağlı olan kişi.
TİYSELEMEK
Yağmur ince ince yağmak.
TİYATROLAŞTIRMA
Tiyatrolaştırmak işi.
TİYATROSEVERLİK
Tiyatrosever olma durumu.
TİYAMFENİKOL
Yapıca kloramfenikol benzeri olan, amfenikol grubu bir antibiyotik.
TİYOKONAZOL
İmidazol türevi mantarlara karşı kullanılan bir ilaç.
TİYOSİYANATLAR
Tiroit bezi hücrelerinde zardan iyotun taşınmasını engelleyerek iyotun beze girmesini engelleyip guatr hastalığına neden olan ve özellikle siyanürün metabolize edilmesinden sonra açığa çıkan bir bileşik türü.
TİYOSİYANAT
Tiyosiyanik asidin (HSCN) SCN- baz kısmı.
TİYATROLAŞTIRMAK
Yazılı bir eseri oyun durumuna getirmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde TİY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AMFİTEATR
Dinleyicilerin oturduğu, sıraları arkaya doğru basamaklı olarak yükselen salon, amfi. Yunan ve Roma'da açık hava tiyatrosu. Basamak basamak yükselen yer biçimi.
ARYANİZM
IV. yüzyılda Arius adlı bir papazın kurduğu ve Hristiyan inanışının tersine olarak İsa'nın tanrılığını inkâr eden mezhep.
ASKILIK
Avcıların sırtlarına taktıkları askı takımı. Asılıp saklanacak sebze, meyve. Vestiyer.
ASA
Bazı ülkelerde, hükümdarların, mareşallerin, din adamlarının güç sembolü olarak törenlerde taşıdıkları bir tür ağaç veya metalden değnek. İhtiyarların baston yerine kullandıkları uzun sopa.
BAĞDAŞTIRMACILIK
Farklı kökenlere sahip değişik kültür özelliklerini birleştirme veya kaynaştırma işi. Pek çok değişik öğretiyi birleştirmeyi amaçlayan felsefi veya dinî öğreti.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
ALIŞKANLIK
Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.
BAĞLILIK
Bağlı olma durumu, merbutiyet. Bağlılaşım. Birine karşı, sevgi, saygı ile yakınlık duyma ve gösterme, sadakat.
AYRINTI
Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat, detay. Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat. Bir tiyatro eserinde ana düşünceye yardımcı olan kelime, cümle veya eşya.
BAĞIMSIZ
Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen, özgür, hür. Müstakil. Bağımsız milletvekili. Herhangi bir kuruluşa, partiye bağlı olmayan kimse.
ARABAŞI
Hindi veya tavuk etiyle hazırlanan, pişmiş ve dondurulmuş hamur ile birlikte yenen çorba.
AKBABA
Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.
AYRICALIK
Başkalarından ayrı ve üstün tutulma durumu, imtiyaz.
AYRICALIKLI
Ayrıcalığı olan, ayrıcalık tanınan, imtiyazlı.
AYRICALIKSIZ
Ayrıcalığı olmayan, ayrıcalık tanınmayan, imtiyazsız.
ASLA
Hiçbir zaman, hiçbir şekilde, katiyen. Sakın, zinhar.
BALKON
Bir yapının genellikle dışarıya doğru çıkmış, çevresi duvar ya da parmaklıkla çevrili bölümü. Vücudun göğüs veya göbek bölümü. Tiyatro, sinema vb. büyük salonlarda asma kat.
BANKER
Banka sahibi. Para, altın vb. taşınır değerlerin ticaretiyle uğraşan kimse. Çok zengin kimse.
ARACILIĞIYLA
-le bağlantı kurularak, -nın yardımıyla, vasıtasıyla, eliyle, yoluyla, marifetiyle, tarafından.