Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tit" olan, toplam 53 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tit ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tit olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tit olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
TRİPANOSOMATİT, OLİGONÜKLEOTİT
RİBONÜKLEOTİT, POLİNÜKLEOTİT
ÜRETROSİSTİT
MAKROPEPTİT, DİNÜKLEOTİT, İMİDOPEPTİT, GLİKOPEPTİT, OLİGOPEPTİT
BROMOBUTİT, NÖROPEPTİT, PANKLASTİT, POLİPEPTİT, PROGLOTTİT
MERKAPTİT, PERİDOTİT, NÜKLEOTİT, SPERMATİT, STALAKTİT
ASFALTİT, MERMİTİT, SEMENTİT, STOMATİT, MAGNETİT, DERMATİT, MANYETİT, MİGMATİT, KROMATİT, PEGMATİT, ARGENTİT, DİPEPTİT, FOSFATİT, KOBALTİT
BİYOTİT, HEMATİT, HEPATİT, KERATİT, HİDATİT, PLASTİT, TRUSTİT
PEPTİT, APATİT, LAKTİT, SİSTİT, APETİT
HİTİT, PATİT, OOTİT, MİTİT, KOTİT, LUTİT
TİT
TİT
Ceviz oyununda dikilen en büyük ceviz.
OLİGONÜKLEOTİT
Kısa bir polinükleotit zinciri oluşturmak için bir araya gelmiş birkaç nükleotitten oluşan DNA polimeri.
TRİPANOSOMATİT
Trypanosomatina alt takımında bulunan herhangi bir protozoon. Trypanosomatina alt takımında bulunan protozoonlara mahsus.
NÖROPEPTİT
Nöromediyatör görevi yapan peptit yapısındaki bileşik.
DİNÜKLEOTİT
3'-5' fosfodiester bağı ile bağlı iki nükleotit.
OLİGOPEPTİT
Peptit bağıyla bağlanmış birkaç aminoasitten oluşan yapı. Birkaç aminoasidin peptit bağıyla bağlanması sonucunda oluşan yapı.
ÜRETROSİSTİT
İdrar kesesi ve üretranın birlikte iltihabı.
PANKLASTİT
Azottetraoksitin karbondisülfür gibi bir yanıcı sıvı içerisinde çözülmesiyle oluşan patlayıcı bir madde.
RİBONÜKLEOTİT
Yapısında D-riboz bulunan bir nükleotit. Örnek: Adenozin 5 fosfat. Bir D-riboz şekeri, bir fosfat grubu ve dört azot bazından (adenin, guanin, sitozin, urasil) birisini içeren bir nükleotit.
İMİDOPEPTİT
C-terminal amino asitlerde dipeptit olan bir imino asit.
POLİPEPTİT
Proteinlerin birincil yapısını oluşturan peptit bağlarıyla bağlanmış çok fazla sayıda amino asidin oluşturduğu bir polimer. Aminoasitlerin birbirlerine peptit bağlarıyla bağlanmasıyla oluşan aminoasit zinciri. Peptit bağıyla bağlanmış 10-100 amino asit içeren genellikle molekül ağırlığı 10 kDa'dan az olan peptit.
BROMOBUTİT
Teknik durumda renksiz sarı renkte, kristalize, suda pratik olarak çözünmeyen, etil alkol ve hekzanda belli miktarlarda çözünen, dayanıklı bir madde.
MAKROPEPTİT
Peptit bağıyla bağlanmış 100'den fazla amino asit içeren, molekül ağırlığı 10 kDa'dan fazla olan peptit.
POLİNÜKLEOTİT
Ondan fazla nükleotidin 3', 5'-fosfat diester bağlarıyla bağlanarak meydana getirdikleri bir polimer. Nükleotitlerin birbirine fosfodiester bağlarıyla bağlanmasıyla oluşan uzun nükleotit zinciri.
GLİKOPEPTİT
Karbonhidrat içeren peptitlerin herhangi bir sınıfı.
PROGLOTTİT
Tenya halkası.
Bu bölümde tanımı içerisinde TİT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DİYAPAZON
Titreştirildiğinde ana seslerden birini veren, U biçiminde, küçük bir çelik araç.
FONOGRAFİ
Seslerin gerektikçe tekrarlanmasını sağlamak için bunların titreşimlerini, madde üzerine iz olarak geçirme yöntemi.
DÜŞÜNMEK
Aklından geçirmek, göz önüne getirmek. Zihniyle arayıp bulmak. Akıl etmek, ne olabileceğini önceden kestirmek. Bir şeye karşı ilgili ve titiz davranmak. Tasalanmak, kaygılanmak. Bir sonuca varmak amacıyla bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve aradaki ilgilerden yararlanarak düşünce üretmek, zihinsel yetiler oluşturmak, muhakeme etmek. Tasarlamak. Farz etmek.
DALGA
Deniz veya göl gibi geniş su yüzeylerinde genel olarak rüzgâr, deprem vb.nin etkisiyle oluşan kıvrımlı hareket. Bir yüzeydeki kıvrım. Geçici sevgili. Arka arkaya gelen kriz vb. olayların her biri. Sıcak, soğuk, moda için belli bir süre etkili olan dönem. Gizli iş, dalavere. Titreşimin bir ortam içinde yayılma hareketi. Geçici aşk ilişkisi. Saçların kıvrım genişliği. Dalgınlık. Esrar, eroin vb. uyuşturucu maddelerin verdiği keyif durumu.
CİDDİ
Şaka olmayan, gerçek. Güvenilir bir biçimde. Önem vererek, gerçek olarak. Ağırbaşlı. Eğlendirme amacı gütmeyen. Güvenilir, sağlam, önemli. Gülmeyen. Tehlikeli, endişe veren, ağır, vahim, kritik. Titizlik gösterilen, önem verilen.
ANTİTOKSİN
İçine giren toksinleri zararsız duruma getirmek için vücudun çıkardığı madde, antitoksik.
IŞILDAMAK
Titrek, parlak bir ışık saçmak, parıldamak.
AKORDİYON
Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.
BINGILDAMAK
Et ve sıvı yumuşaklık veya şişmanlık sebebiyle oynamak, titremek.
ANTİTOKSİK
Antitoksin.
DÜĞÜM
İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılmış olan boğum. Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan kararlı dalgalarda titreşim genliğinin sıfır olduğu noktalardan her biri. Anlaşılamayan, çözülemeyen karışık durum. Bilgisayar ağında başka birimlerle iletişim kurma yeteneği olan yazıcı, sunucu, bilgisayar vb. birim. Edebî eserlerde çapraşık olguların çözümlenmeden önce toplandığı en büyük merak unsuru.
HERTZ
Saniyede bir titreşim yapan devirli bir olayın frekansına eşit frekans birimi.
ÇAKAL
Etoburlardan, sürü hâlinde yaşayan, kurttan küçük bir yaban hayvanı (Canis aureus). Titiz, huysuz. Görgüsüz. Kurnaz, yalancı, düzenci, aşağılık kimse.
DİL
Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.
HAŞLAMLILAR
Bir hücrelilerden, vücutlarında hareketi sağlayan kirpiğimsi titrek tüyleri veya beslenme işini gören çekmeleri olan, çoğu sularda yaşayan ve sadece mikroskopla görülebilen hayvanlar sınıfı.
DİSİPLİN
Bir topluluğun, yasalarına ve düzenle ilgili yazılı veya yazısız kurallarına titizlik ve özenle uyması durumu, sıkı düzen, düzence, düzen bağı, zapturapt. Kişilerin içinde yaşadıkları topluluğun genel düşünce ve davranışlarına uymalarını sağlamak amacıyla alınan önlemlerin bütünü. Öğretim konusu olan veya olabilecek bilgilerin bütünü, bilim dalı.
ÇIRPINTI
Çırpınma. Aşırı uykusuzluk, huzursuzluk, titreme, silkinme durumu. Suların ufak ve oynak dalgalarla kaynaşması. Ruhsal gerginliğin dışa vurulması, ajitasyon.
ISPAZMOZ
Aşırı titreme, kasılma.
ETİ
Hitit.
İFİLDEMEK
Hafifçe titremek. Ürpermek.