Kelimeler arşivi içinde; başında "tin" olan, toplam 75 adet kelime bulunmaktadır. tin ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tin ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tin olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TİNDALİZASYON
TİNAMUGİLLER
TİNGİRDEMEK, TİNGİLDEMEK, TİNSELCİLİK, TİNGAGİLLER
TİNGELTMEK, TİNKLETMEK, TİNGİREMEK, TİNERCİLİK
TİNTİNİPİ, TİNAMULAR, TİNGİLTAŞ, TİNİDAZOL, TİNGÖZLÜK, TİNGİLDEK, TİNGİLBAĞ, TİNĞİLDEK, TİNSİRMEK, TİNGELMEK
TİNCECİK, TİNSELCİ, TİNGİMEK, TİNTİRİK, TİNCALAZ, TİNGÜRÜK, TİNGABAK, TİNGABAH, TİNTİRİS, TİNCİKLİ
TİNGİLİ, TİNKTÜR, TİNKMEK, TİNKAFA, TİNGAFA, TİNERCİ, TİNTİNİ, TİNTİRI
TİNTOZ, TİNYAN, TİNSEL, TİNREK, TİNPİR, TİNTON, TİNYAZ, TİNKUT, TİNSİZ, TİNKOZ, TİNTİN, TİNKİR, TİNGİŞ, TİNCİK, TİNEKE, TİNGAZ, TİNGİL, TİNGİR, TİNGOZ, TİNGÖZ, TİNĞİL, TİNKAL
TİNOR, TİNAR, TİNİK, TİNKO, TİNER, TİNİL, TİNEK, TİNEA, TİNAT, TİNAZ
TİNK, TİNÇ, TİNE, TİNİ
TİN
TİN
Ruh. Birtakım fizik ötesi kurucularının, gerçeği ve evreni açıklamak için her şeyin özü, temeli veya yapıcısı olarak benimsedikleri madde dışı varlık. Sincap. Dokuma tezgâhlarında çözgü unutularak dışarda kalmış tek ilmek. Sağlam vücutlu. 1.Ruh. 2.Can. Bir şeyin tepesi. Tel: Çorabımın tini kaçmış. İlmik. Su ve benzerleri lerinde soğukluk, keskinlik, sertlik: Koy suyun tini kırılsın. (Jung) Ruhun bilinçaltı ile haberleşen yönü. Dokuma tezgahlarmdaki ana ipler. (Körküler Yalvaç Isparta). Can. Ruh, can. Tepe, zirve.
TİNAMUGİLLER
Kuşlar (Aves) sınıfının, tinamular (Tinamuformes) takımından, tavuklara benzeyen, Güney Amerika'da yaşayan türleri olan bir familya. (Tinamidae, Güney Amerika yerli dili: tinamu = bir kuş adı) Omurgalı hayvanlardan kuşlar (.
TİNSELCİLİK
Bütün gerçekliğin özünün ruh olduğunu, her gerçek olanın manevi olduğunu ve maddi olanın yalnızca manevi gerçekliğin bir görünüşü olduğunu veya salt bir tasarım olduğunu ileri süren fizikötesi öğreti, spiritüalizm.
TİNKLETMEK
Pirinci değirmende kabuklarından ayırmak.
TİNERCİLİK
Tinercinin yaptığı iş.
TİNGİREMEK
Zayıflıktan güçsüz kalmak.
TİNİDAZOL
Nitroimidazol türevi bir ilaç.
TİNGAGİLLER
(Cotingidae), bitki-kesengiller (Phytotomidae), karıncakuşugiller (For-micariidae), çömlekçikuşugiller(Furnariidae) gibi familyaiarı vardır.
TİNDALİZASYON
Ardışık ısıl işlem uygulamasıyla yapılan sterilizasyon. Protein, karbonhidrat ve serum gibi ısıya dayanıksız maddeleri içeren sıvılar veya besi yerlerindeki mikropları gidermede aralıklı (3 gün arka arkaya ve her gün 70-80 C'de bir saat) ısıtma yöntemi uygulanarak yapılan sterilizasyon yöntemi.
TİNTİNİPİ
Sağrılığı semere bağlayan iki yan kayış ya da kolan. (Akpınar Gümüşhacıköy Amasya).
TİNGİLTAŞ
Tahteravalli.
TİNAMULAR
Kuşlar (Aves) sınıfının, karinalılar (Carinatae) bölümünden, kanatları ve kuyrukları kısa, karinaları olmasına rağmen, bazı karakterler bakımından karinasız kuşlara benzeyen türleri olan bir takım. (Tinamiformes, Güney Amerika yerli dili: tinamu=bir kuş adı),(Lât.formis=biçim), Omurgalı hayvanlardan kuşlar (Aves) sınıfının tinamular (Tinamiformes) takımının bir familyası. Tavuklara benzerler. Güney Amerikada yaşarlar. Tao (Tinamus tao), inambu (Rhynchotus rufescens), gizli-kuyruklu tinamu (Crypturus cinereus) iyi bilinen türleridir.
TİNGİLDEMEK
1.Zıplayarak yürümek, koşmak. 2.Sıçramak, zıplamak, yerinde duramamak. 3.Kımıldamak, oynamak, sallanmak. 4.Titremek. 5.Tez gelmek. 6.Hayvan tırıs gitmek. Yerinde duramamak, kıpırdamak. Zıplayarak koşmak. Öfkeyle, sert adımlarla yürümek. Sallanmak zıplayarak gitmek boşa zaman geçirmek: "köpek neylesin takkeyi tingilderken düşürür.
TİNGİRDEMEK
Teneke, bakır ve benzerleri şeylere vurulunca ses çıkarmak.
TİNGÖZLÜK
Açıkgözlük.
TİNGELTMEK
Gerginleştirmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde TİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKROMATİN
Hücre çekirdeği içindeki ince iplikçiklerden yapılmış, kromatin ile boyanmamış kromozomları oluşturan bölüm.
AL
Kanın rengi, kızıl, kırmızı. Dorunun açığı, kızıla çalan at donu. Aldatma, düzen, tuzak, hile. Yüze sürülen pembe düzgün, allık. Bu renkte olan (at). Alüminyum elementinin simgesi. Bu renkte olan.
AGARAGAR
Deniz yosunlarından çıkarılan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanılan bir jelatin türü, jeloz.
ALIŞMA
Alışmak işi, istinas, ülfet.
ALKALİ
Alkali metallerin hidroksitleriyle amonyum hidroksitin genel adı.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AKSAK
Aksayan, hafifçe topallayan. İyi gitmeyen, iyi işlemeyen. Türk müziğinde kıvrak bir usul. Eski Yunan ve Latin şiir ölçüsünde, sondan bir önceki hecesi kısa olacak yerde uzun olan dize.
AJAN
Casus. Bir kimsenin, bir ortaklığın veya bir devletin bazı işlerini yapan kimse, temsilci.
AKTİNİT
Aktinyum, toryum, protaktinyum, tulyum, plütonyum, amerikyum, küriyum ve berkelyum radyoaktif elementlerinin ortak adı.
AKTİNYUMLU
Özünde aktinyum bulunduran.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
ACİZ
Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. Beceriksizlik. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu.
AKREP
Akreplerden, sıcak ve nemli yerlerde yaşayan, kıvrık ve kalkık kuyruğunda zehirli iğnesi olan bir tür böcek, kuyruklu (Scorpio). Zodyak üzerinde Terazi ile Yay arasında yer alan takımyıldızın adı. Saatin iki ibresinden küçüğü.
AKTİNOLOJİK
Aktinoloji ile ilgili.
AERODİNAMİK
Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkiyi inceleyen bilim. Gazların hareketini inceleyen bilim dalı. Bu bilim alanlarıyla ilgili olan.
AKSİYON
Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.
ALEVLENDİRMEK
Alevlenmesini sağlamak, tutuşturmak. Etkisini, şiddetini artırmak, çoğaltmak.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
AKIMÖLÇER
Bir elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarayan aygıt, amperölçer, ampermetre.