Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tir" olan, toplam 60 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tir ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tir olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tir olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ISILDENETİR, KENDİÜRETİR, BASIGÖZETİR
NEMDENETİR, PAPUÇÇİTİR, ISIDENETİR
KELEFETİR, ÇİLBİRTİR, İÇDENETİR
TUTGETİR, ELBEŞTİR, ÇENKETİR, ÇENGETİR, ÇELGETİR, SİVİŞTİR, SÖMESTİR
KİNETİR, SELETİR, KINETİR, TAVATİR, KELETİR, TEVATİR, İLİŞTİR, İKİSTİR, İLİSTİR, ÇÖNETİR
DİSTİR, SİNTİR, TASTİR, MENTİR, LİSTİR, LİNTİR, HESTİR, TAKTİR, CİTTİR, TEŞTİR, KESTİR, DİŞTİR, TİŞTİR, KASTİR, ESATİR, YANTİR, İLETİR, GITTİR, ZEFTİR, ZEVTİR
LATİR, SETİR, TETİR, PATİR, VİTİR, KİTİR, KETİR, KATİR, İŞTİR, FETİR, HATİR, HETİR
ETİR
TİR
TİR
1.Küçük parçalara ayrılmış toprak, evlek. 2.Ekin sulamak için tarlada açılan ark. 3.Göl çevresine yığılan toprak, set : Alçak tir göle dayanmaz. 4.Deniz kıyısı, yalı. 5.Tarla kıyılarını belirlemek için yapılmış toprak set. 6.İki tarla arasında sınır olan ince yol. 1.Patlamamış pamuk kozası: Pambuklar bu il maşalla iyi tir saldı. 2.Büyük taneli, yumuşak bir çeşit buğday. Üstü ince toprakla örtülü taşlık, kayalık yer. Büyük heybe. Ekilmiş bostanın bir bölümü. Pirinç tarlasının evleklerini ayıran sınır.
BASIGÖZETİR
Basınç denetleyici araç.
ISILDENETİR
Sıcaklığı özdevimli bir düzenle belirli değerde tutan aygıt.
ISIDENETİR
Bir yer veya nesnenin ısısını kendiliğinden düzenleyen, aynı derecede kalmasını sağlayan cihaz, termostat.
PAPUÇÇİTİR
Bir halk oyunu.
KELEFETİR
Kalın açılmış mayalı hamurdan saç üstünde pişirilen yufka ekmek.
TUTGETİR
Maşa.
KENDİÜRETİR
Elektrik enerjisi gereksinimini kendi üreten, tüketim fazlası üretimini ise satan tüzel kişi.
İÇDENETİR
Güvenlik amacıyla bina girişlerinde bulunan, bedendeki veya çantaların içindeki silah, bıçak vb. tehlikeli eşyaların belirlenmesini sağlayan aygıt.
SİVİŞTİR
Mendil saklanarak oynanan bir çeşit oyun.
NEMDENETİR
Bir yerdeki nemlilik derecesini durağan durumda bulunduran alet, higrostat.
ÇELGETİR
Bazı yerleri eskimiş, yırtılmış giyecek: Endeki çelgetiri değiştir, gözüme dokanıyorsun.
ÇİLBİRTİR
Çınar ağacı.
ELBEŞTİR
Kuyu çengeli.
ÇENGETİR
Yazlık çardak, göçebe çadırı: ali çengetiri kurdu.
ÇENKETİR
Karşılıklı iki ağacın arasına yapılan çadır.
Bu bölümde tanımı içerisinde TİR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
AÇMA
Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.
ACAYİPLEŞTİRMEK
Yadırganacak bir duruma getirmek.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AÇIKLAŞTIRMAK
Açık duruma getirmek. Rengini açtırmak.
ACILAŞTIRMAK
Acı bir duruma getirmek.
ADLAŞTIRMAK
Ad durumuna getirmek, isimleştirmek.
AÇKI
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.
ADİLEŞTİRME
Adileştirmek işi.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
ACAYİPLEŞTİRME
Acayipleştirmek işi.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
ADAY
Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.
ADAYLIK
Aday olma durumu, namzetlik. Bir görevde yetiştirilme.
ADLAŞTIRMA
Adlaştırmak işi, isimleştirme.
ACINDIRMAK
Birinin acımasına yol açmak, birini merhamete getirmek.
ADAM
İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.
ACEMLEŞTİRME
Acemleştirmek işi.