Kelimeler arşivi içinde; başında "tir" olan, toplam 146 adet kelime bulunmaktadır. tir ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tir ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tir olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TİROKALSİTONİN, TİROTOKSİKOZİS
TİROHİYOİDEUM, TİROİDİZASYON
TİRAKİLENMEK, TİRFİLLENMEK, TİROGLOBULİN, TİROİDEKTOMİ, TİROKARDİTİS
TİRANGİLLER, TİREKDEMİRİ, TİRENDAZLIK, TİRFİLLENME, TİRGEMETASI, TİRİTLENMEK, TİRİTLEŞMEK, TİRKAZLAMAK, TİRKELENMEK, TİROİTLEŞME, TİRŞELEŞMEK, TİRYAKİOĞLU
TİREPAZARI, TİRİLDEMEK, TİRİTLENME, TİRİTLEŞME, TİRKİLEMEK, TİROİDİTİS, TİROTRİSİN, TİROTROPİN, TİRŞELEMEK, TİRŞELEŞME, TİRYAKİLİK
TİRÇİLMEK, TİREBÜZEN, TİRELELLİ, TİRELEMEK, TİRENYOLU, TİRHANDİL, TİRİLDEME, TİRİNGALA, TİRKENMEK, TİRKEŞMEK, TİROİDEUS, TİROİDİZM, TİROZİNAZ
TİRAMOLA, TİRANTEZ, TİRANTİS, TİRBİTLİ, TİRBUŞON, TİREBOLU, TİREKTOR, TİRELEME, TİRENDAZ, TİRENDEZ, TİRENDİZ, TİRENGEZ, TİRENMEK, TİREONİN, TİRETMEK, TİRETORA, TİRGEMEK, TİRİBOLU, TİRİLDEK, TİRİNDEZ, TİRİNTAZ, TİRİPSİN, TİRİTLİK, TİRKEMEK, TİRLEMEK, TİRMATAR, TİRODİZM, TİROKSİN, TİROPENİ, TİRPİDİN, Devamını Oku »»
TİRAMİN, TİREFİK, TİREMEÇ, TİREMEK, TİREMEN, TİREMPE, TİRİMİT, TİRİNDİ, TİRİŞİN, TİRİTAK, TİRKMEK, TİROSEL, TİROSİN, TİROZİN, TİROZİS, TİRPİCİ, TİRYAKİ
TİRAJE, TİRAKİ, TİRATÜ, TİREZE, TİRFİL, TİRHİÇ, TİRHOS, TİRİBE, TİRİÇA, TİRİMA, TİRİNA, TİRİNK, TİRİŞE, TİRKEŞ, TİRKÖY, TİRLEK, TİRLİN, TİRMEN, TİRMİS, TİRMİT, TİRNİK, TİROİT, TİRPİT, TİRŞİK, TİRTAK, TİRYAK
TİRAD, TİRAJ, TİRAN, TİRAT, TİRAZ, TİRÇE, TİREK, TİREM, TİREN, TİRİD, TİRİK, TİRİL, TİRİN, TİRİS, TİRİŞ, TİRİT, TİRİZ, TİRKE, TİRKİ, TİRLE, TİRMA, TİRPİ, TİRSİ, TİRŞE
TİRE, TİRİ
TİR
TİR
1.Küçük parçalara ayrılmış toprak, evlek. 2.Ekin sulamak için tarlada açılan ark. 3.Göl çevresine yığılan toprak, set : Alçak tir göle dayanmaz. 4.Deniz kıyısı, yalı. 5.Tarla kıyılarını belirlemek için yapılmış toprak set. 6.İki tarla arasında sınır olan ince yol. 1.Patlamamış pamuk kozası: Pambuklar bu il maşalla iyi tir saldı. 2.Büyük taneli, yumuşak bir çeşit buğday. Üstü ince toprakla örtülü taşlık, kayalık yer. Büyük heybe. Ekilmiş bostanın bir bölümü. Pirinç tarlasının evleklerini ayıran sınır.
TİROHİYOİDEUM
Dil kemiğinin kalkan kıkırdağıyla birleşen uzantısı.
TİRENDAZLIK
Tirendaz olma durumu.
TİRANGİLLER
Kuşlar (Aves) sınıfının, ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, ses kasları gelişigüzel dizililer (Anisomyodi) alt takımının, bağırganlar (Clamatores) üst familyasından, gagaları çeşitli uzunlukta ve kıvrık, genellikle yeşil, kara renkli, böcek, fare ve benzerleri yiyen, Amerika'da yaşayan türleri olan bir familya. (Tyrannidae),iyi bilinen türleridir.
TİROKARDİTİS
Hipertiroidizme bağlı kalp hastalığı.
TİROTOKSİKOZİS
Tiroit bezinden aşırı hormon salgılanması sonucu meydana gelen kimi patolojik değişimlerle belirgin durum.
TİRGEMETASI
Sefertası.
TİROKALSİTONİN
Tiroit bezinden salgılanan, kandaki kalsiyumu azaltan hormon.
TİRAKİLENMEK
Oruçlu kimse için sinirlilik göstermek.
TİREKDEMİRİ
Ocaktaki kömürü karıştırmak için kullanılan ucu çengelli uzun demir. (Haymana Ankara).
TİROİDEKTOMİ
Strumektomi.
TİRFİLLENME
Tirfillenmek işi.
TİROGLOBULİN
Tiroit bezinin foliküler hücrelerinde yapılıp folikül boşluğuna salınan, yüksek molekül ağırlıklı, tirozin amin asit içeren ve tiroit hormonlarının yapımında kullanılan bir glikoprotein.
TİRFİLLENMEK
Havı dökülmek.
TİROİDİZASYON
Tiroitleşme.
TİRİTLENMEK
Tiritleşmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde TİR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADLAŞTIRMA
Adlaştırmak işi, isimleştirme.
ACEMLEŞTİRME
Acemleştirmek işi.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
ADLAŞTIRMAK
Ad durumuna getirmek, isimleştirmek.
ADAY
Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.
ACAYİPLEŞTİRME
Acayipleştirmek işi.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
AÇKI
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.
ACAYİPLEŞTİRMEK
Yadırganacak bir duruma getirmek.
ADİLEŞTİRME
Adileştirmek işi.
ACILAŞTIRMAK
Acı bir duruma getirmek.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
ACINDIRMAK
Birinin acımasına yol açmak, birini merhamete getirmek.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
AÇMA
Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.
ADAYLIK
Aday olma durumu, namzetlik. Bir görevde yetiştirilme.
AÇIKLAŞTIRMAK
Açık duruma getirmek. Rengini açtırmak.
ADAM
İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.