SET ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "set" olan, toplam 27 adet kelime bulunmaktadır. set ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu set ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde set olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

SETRİAVRET, SETİKLEMEK

9 harfli kelimeler

SETRETMEK

8 harfli kelimeler

SETRETME, SETİRCEM, SETİNNİK, SETİFORM

7 harfli kelimeler

SETİLOZ, SETÜRÜK, SETİKLİ, SETARİA

6 harfli kelimeler

SETLEK, SETLİÇ, SETTAR

5 harfli kelimeler

SETİK, SETİL, SETÜK, SETER, SETİR, SETEN, SETRE, SETUP, SETÇE

4 harfli kelimeler

SETA, SETE, SETİ

3 harfli kelimeler

SET

Bazı kelimelerin anlamları

SET

Toprağın kaymasını veya suyun akmasını önlemek için yapılmış olan kalın duvar. Bulunulan yerden daha yüksekte kalan düzlük. Takım, grup. Seki. Ateşli silahlarda namlunun içindeki helisin çıkıntı bölümü. Masa tenisi, voleybol vb. oyunlarda maçın her bir bölümü.

SETLEK

Ağaç kovuğu.

SETİKLİ

Bulgur unundan yapılmış küçük kalın bazlama.

SETRİAVRET

İslam dinine göre görünmesi sakıncalı olan yerleri örtme.

SETRETME

Setretmek işi.

SETÜRÜK

Kabız, peklik.

SETARİA

Filarioides üst ailesinde bulunan nematod cinsi.

SETİK

İnce bulgur.

SETRETMEK

Bir şeyi örtmek, gizlemek.

SETLİÇ

İç sürdürücü bir maden suyu. Karbonat katılarak köpürtülmüş limonata.

SETİLOZ

Sentetik asetat lifleri için ticari marka.

SETTAR

Örten. Ayıplan örten, bağışlayan anlamında Tanrı adı.

SETİNNİK

Zeytinlik.

SETİRCEM

Akciğer yangısı, zatülcenp.

SETİFORM

Tüy veya fırça benzeri yapı.

SETİKLEMEK

Hayvan tırnağını taşa vurmak.

  -   -   -  

Anlamında SET bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SET geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BENT

Bağ, rabıt. Gazete yazısı. Bir şiirdeki dörtlüklerin her biri, bağlam. Kanun maddesi. Su biriktirmek için akan suyun önüne yapılmış olan set, büğet. Kitaplarda kendi içinde bütünlük oluşturan bölüm.

DALGAKIRAN

Kıyıdaki yapıları, tekneleri, dalgaların yıpratıcı etkisinden korumak veya gemilerin yük alıp boşaltmasını sağlamak amacıyla liman ve iskele önlerine yapılmış olan uzun set.

ANLAYIŞSIZ

Anlayışı kıt olan, kafasız, kavrayışsız, vurdumduymaz, kalın kafalı, izansız, ferasetsiz, gabi. Hoşgörüsüz.

AKICILIK

Akıcı olma durumu. Söz, yazı ve anlatımın akıcı olma özelliği, selaset.

ATKUYRUĞU

Atkuyruğugillerden, kök sapı ömürlü olan, genellikle nemli yerlerde yetişen ve ilaç olarak kullanılan bir bitki, zemberek otu (Equisetum arvense). Genç kızların saçlarını başlarının arkasına toplayarak uç bölümünü kaldırıp serbest bıraktıkları saç biçimi.

AKIM

Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.

ALÇAKLIK

Alçak olma durumu, denaet, pespayelik. Alçakça davranış, habaset, şenaat.

AKSETTİRME

Aksettirmek işi.

BARAJ

Suyu toplama, sulama ve elektrik üretme amacıyla akarsu üzerine yapılmış olan bent. Herhangi bir alanda başarıyı tespit etmek için gerekli olan şart. Futbol veya hentbolda serbest atışı yapacak oyuncunun önünde karşı takım oyuncularının yan yana dizilip oluşturdukları set.

ANLAYIŞLI

Anlayışı olan, ferasetli, izanlı, zeki. Hoşgörülü bir biçimde. Hoşgörülü.

CİMRİLİK

Cimri olma durumu, eli sıkılık, hisset, imsak, mıhsıçtılık, nekeslik, pintilik, sıkılık.

CIRNIK

Set duvarlarında su akacak delik.

ASETAT

Asetik asidin tuzu veya esteri, saydam.

BAŞKANLIK

Başkan olma durumu. Başkanın görevi veya makamı, reislik, riyaset.

ANLAYIŞ

Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.

ASETATLI

Birleşimine asetat karıştırılmış.

BAHSETME

Bahsetmek işi.

AKSETME

Aksetmek işi.

AŞILAMAK

Vücutta bağışıklık yaratmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış bir aşıyı vücuda vermek, aşı yapmak. Birtakım düşünce veya duyguları başkasına benimsetmek, telkin etmek, etkilemek. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katmak. Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağacın bir parçasını anaç üzerine kaynaştırarak üretmek. Başkasına hastalık geçirmek.

ÇAMUKA

Gümüş balığına benzer bir balık (Atherina hepsetus).