Kelimeler arşivi içinde; başında "savu" olan, toplam 60 adet kelime bulunmaktadır. savu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu savu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde savu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SAVUŞTURABİLMEK
SAVUŞTURABİLME
SAVUNMASIZLIK
SAVUŞUVERMEK, SAVUNABİLMEK, SAVURABİLMEK
SAVUTTURMAK, SAVUNUCULUK, SAVUNDURMAK, SAVUNABİLME, SAVURABİLME, SAVUŞTURMAK, SAVUŞUVERME, SAVURGANLIK
SAVURGANCA, SAVUŞTURMA, SAVUNULMAK, SAVUNDURMA, SAVUNMALIK, SAVUNMASIZ
SAVUNUMLU, SAVUNUMCU, SAVUNULMA, SAVURTMAK, SAVUNMALI, SAVULYORT, SAVULYURT
SAVURMAK, SAVURKAÇ, SAVUTMAK, SAVULMAK, SAVURGAN, SAVURCAK, SAVUŞMAK, SAVURTMA, SAVURUCU, SAVURTUŞ, SAVUNMAK, SAVUNUCU
SAVUNUM, SAVURMA, SAVUŞMA, SAVURGU, SAVUNUŞ, SAVUCAK, SAVUNMA, SAVUNCA, SAVULMA, SAVUMAK
SAVUCA, SAVUCU, SAVUNU
SAVUN, SAVUL, SAVUK, SAVUH, SAVUÇ, SAVUT, SAVUR
SAVU
SAVU
Yas, sağu. def', defi (bk. kaçını).
SAVUNABİLMEK
Savunmaya gücü yetmek.
SAVURGANCA
Tutumsuzca.
SAVUNUCULUK
Savunu yapma işi.
SAVUŞTURMAK
Geçiştirmek, atlatmak.
SAVUŞUVERME
Savuşuvermek işi.
SAVUNDURMAK
Savunma işini yaptırmak.
SAVUNABİLME
Savunabilmek işi.
SAVUŞTURABİLME
Savuşturabilmek işi.
SAVUŞUVERMEK
Çabucak savuşmak.
SAVUŞTURABİLMEK
Savuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SAVURGANLIK
Tutumsuzluk.
SAVURABİLME
Savurabilmek işi.
SAVUNMASIZLIK
Savunmasız olma durumu.
SAVUTTURMAK
Üflemek, savurtmak : Tütünü savutturun.
SAVURABİLMEK
Savurma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde SAVU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DALIŞ
Dalma işi. Topu yakalamak amacıyla savunmadaki bir oyuncunun yatay olarak sıçraması, plonjon.
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.
BASKI
Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.
CIZLAM
Kaçma, savuşma.
AVUKAT
Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.
DEİZM
Tanrı'yı yalnızca ilk sebep olarak kabul eden, evreni bir Tanrı'nın yarattığına inanmakla beraber yaratıcının evrene hiçbir müdahalesi olmadığını ve olmayacağını savunan, vahyi reddeden görüş.
ÇÖZÜLME
Çözülmek işi. Savaşta, gerideki savunma hattına çekilmek isteyen birliğin düşmandan sıyrılması. Bir sesin boğumlanmasından sonra organların eski duruma geçmesi. Kişilik, karakter vb. bir bütünde birliğin bozulması durumu.
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
DEFANS
Savunma.
BELİRLENMEZCİLİK
Nedensellik yasasına bağlı olmayan, bir sebebe bağlanmayan olay ve durumların da bulunduğunu öne süren görüş, yad gerekircilik, indeterminizm. İnsan iradesinin hiçbir şarta bağlı olmadığını, içinde bulunduğu şartlarla belirlenmediğini, insanın özgür iradesinin nedensellik yasasına bağlı olmadığını savunan görüş, yad gerekircilik, indeterminizm.
DEFOLMAK
Savuşmak, çekilip gitmek.
DEFETMEK
Kovmak. Savmak, savuşturmak.
DEĞİŞİNİMCİLİK
Canlı bir varlıktaki soya çekimin, genlerin bazı özel durumlarının yitirilmesi, yeniden oluşması veya değişmesi yüzünden aniden değişebileceğini ve bu değişmenin, türlerin oluşmasında ana yol olduğunu ileri süren kuram, mutasyonizm. Doğa ve toplumdaki değişmelerin değişinim biçiminde olduğunu savunan düşünce akımı, mutasyonizm.
ARAÇÇILIK
Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü, enstrümantalizm.
AVUKATLIK
Avukat mesleği. Gereksiz, boş savunma. Avukatın yaptığı iş.
BOĞAZKESEN
Bir boğazı savunmak için deniz kıyısında yapılmış olan hisar.
BİREYCİ
Kişi haklarını savunan (kimse), individüalist. Bireycilikten yana olan, ferdiyetçi, individüalist.
ÇIRPMAK
Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek. Bir şeyin ucundan bir parça kesmek. Sulu yiyecekleri hızla ve sürekli olarak çatal, kaşık vb. ile karıştırmak. Güreşte rakibinin kollarını beli hizasında sımsıkı kavrayarak minderde kendi üzerinden sağa ve sola sırtüstü savurmak. İki şeyi birbirine çarpmak. Çalmak, hırsızlık etmek.
ANAYASACI
Anayasayı savunan, anayasadan yana olan (kimse). Anayasa dersi veren öğretim üyesi.
BEK
Sert, katı. Savunma oyuncusu. Sağlam. Hava gazı lambasının ucu.