İçinde SAVU geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "savu" olan, toplam 72 tane kelime bulunuyor. İçerisinde savu bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu savu ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında savu olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

SAVUŞTURABİLMEK

14 harfli kelimeler

SAVUŞTURABİLME

13 harfli kelimeler

SAVUNMASIZLIK

12 harfli kelimeler

SAVUŞUVERMEK, SAVUNABİLMEK, SAVURABİLMEK

11 harfli kelimeler

SAVUNDURMAK, SAVUŞTURMAK, SAVUTTURMAK, SAVUŞUVERME, SOMSAVURMAK, SAVURGANLIK, SAVURABİLME, SAVUNUCULUK, SAVUNABİLME

10 harfli kelimeler

SAVURGANCA, SAVUNULMAK, SAVUNMASIZ, SAVUNMALIK, SAVUŞTURMA, SAVUNDURMA, KINAMSAVUK, KARSAVURAN

9 harfli kelimeler

SAVULYORT, SAVULYURT, SAVUNUMLU, SAVUNUMCU, KIZILSAVU, SAVUNMALI, SAVURTMAK, SAVUNULMA

8 harfli kelimeler

SAVUTMAK, SAVULMAK, SAVUNMAK, USAVURMA, SAVUNUCU, TUĞSAVUN, TUĞSAVUL, SAVURGAN, SAVURMAK, SAVURCAK, SAVURKAÇ, SAVURUCU, SAVURTMA, SAVURTUŞ, SAVUŞMAK, KARSAVUL

7 harfli kelimeler

SAVURGU, SAVUNUM, SAVULMA, YASAVUL, SAVUNCA, SAVUMAK, SAVUNMA, SAVUNUŞ, SAVUCAK, SAVURMA, MASAVUT, İLSAVUN, SAVUŞMA

6 harfli kelimeler

SAVUNU, SAVUCU, SAVUCA, ASAVUT

5 harfli kelimeler

SAVUN, SAVUR, SAVUT, SAVUÇ, SAVUH, SAVUK, SAVUL

4 harfli kelimeler

SAVU

Bazı kelimelerin anlamları

SAVU

Yas, sağu. def', defi (bk. kaçını).

SAVURGANLIK

Tutumsuzluk.

SAVUNUCULUK

Savunu yapma işi.

SAVUNABİLMEK

Savunmaya gücü yetmek.

SAVURABİLMEK

Savurma imkânı veya olasılığı bulunmak.

SOMSAVURMAK

Esen rüzgarın yardımıyla küçük yabalarla ürünü samanından ayırmak. (Amasya).

SAVUŞUVERME

Savuşuvermek işi.

SAVURABİLME

Savurabilmek işi.

SAVUŞTURABİLMEK

Savuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.

SAVUTTURMAK

Üflemek, savurtmak : Tütünü savutturun.

SAVUŞTURMAK

Geçiştirmek, atlatmak.

SAVUNDURMAK

Savunma işini yaptırmak.

SAVUNMASIZLIK

Savunmasız olma durumu.

SAVUŞTURABİLME

Savuşturabilmek işi.

SAVUNABİLME

Savunabilmek işi.

SAVUŞUVERMEK

Çabucak savuşmak.

  -   -   -  

Anlamında SAVU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SAVU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKMAK

Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.

ÇÖZÜLME

Çözülmek işi. Savaşta, gerideki savunma hattına çekilmek isteyen birliğin düşmandan sıyrılması. Bir sesin boğumlanmasından sonra organların eski duruma geçmesi. Kişilik, karakter vb. bir bütünde birliğin bozulması durumu.

AKILCILIK

Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.

CIZLAM

Kaçma, savuşma.

AVUKAT

Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.

BEK

Sert, katı. Savunma oyuncusu. Sağlam. Hava gazı lambasının ucu.

DEFETMEK

Kovmak. Savmak, savuşturmak.

DEĞİŞİNİMCİLİK

Canlı bir varlıktaki soya çekimin, genlerin bazı özel durumlarının yitirilmesi, yeniden oluşması veya değişmesi yüzünden aniden değişebileceğini ve bu değişmenin, türlerin oluşmasında ana yol olduğunu ileri süren kuram, mutasyonizm. Doğa ve toplumdaki değişmelerin değişinim biçiminde olduğunu savunan düşünce akımı, mutasyonizm.

AVUKATLIK

Avukat mesleği. Gereksiz, boş savunma. Avukatın yaptığı iş.

ARAÇÇILIK

Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü, enstrümantalizm.

BASKI

Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.

BELİRLENMEZCİLİK

Nedensellik yasasına bağlı olmayan, bir sebebe bağlanmayan olay ve durumların da bulunduğunu öne süren görüş, yad gerekircilik, indeterminizm. İnsan iradesinin hiçbir şarta bağlı olmadığını, içinde bulunduğu şartlarla belirlenmediğini, insanın özgür iradesinin nedensellik yasasına bağlı olmadığını savunan görüş, yad gerekircilik, indeterminizm.

DEFANS

Savunma.

ÇIRPMAK

Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek. Bir şeyin ucundan bir parça kesmek. Sulu yiyecekleri hızla ve sürekli olarak çatal, kaşık vb. ile karıştırmak. Güreşte rakibinin kollarını beli hizasında sımsıkı kavrayarak minderde kendi üzerinden sağa ve sola sırtüstü savurmak. İki şeyi birbirine çarpmak. Çalmak, hırsızlık etmek.

ANAYASACI

Anayasayı savunan, anayasadan yana olan (kimse). Anayasa dersi veren öğretim üyesi.

DALIŞ

Dalma işi. Topu yakalamak amacıyla savunmadaki bir oyuncunun yatay olarak sıçraması, plonjon.

BOĞAZKESEN

Bir boğazı savunmak için deniz kıyısında yapılmış olan hisar.

DEFOLMAK

Savuşmak, çekilip gitmek.

BİREYCİ

Kişi haklarını savunan (kimse), individüalist. Bireycilikten yana olan, ferdiyetçi, individüalist.

DEİZM

Tanrı'yı yalnızca ilk sebep olarak kabul eden, evreni bir Tanrı'nın yarattığına inanmakla beraber yaratıcının evrene hiçbir müdahalesi olmadığını ve olmayacağını savunan, vahyi reddeden görüş.