Kelimeler arşivinde; içinde "sayd" olan, toplam 22 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sayd bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu sayd ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sayd olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SAYDAMLAŞTIRILMAK
SAYDAMLAŞTIRILMA
SAYDAMLAŞTIRMAK
SAYDAMLAŞTIRMA
SAYDIRABİLMEK
SAYDAMLAŞMAK, SAYDAMSIZLIK, SAYDIRABİLME
SAYDAMLAŞMA
SAYDURAĞAN, SAYDIRTMAK, SAYDAMLAMA
SAYDIRMAK, SAYDAMSIZ, SAYDIRTMA, SAYDAMLIK
SAYDAMLI, SAYDIRMA
ASAYDIN
SAYDEN, SAYDAM
SAYD
SAYD
Said, karşılığı sayıd.
SAYDAMLAMA
İşlemelikte, bir film parçasındaki görüntülerin genel yoğunluğunu azaltma.
SAYDAMLAŞMAK
Saydam bir duruma gelmek, şeffaflaşmak. Belirgin, açık bir duruma gelmek.
SAYDAMSIZLIK
Saydam olmama durumu, ışığı geçirmeme özelliği.
SAYDIRTMAK
Saydırma işini yaptırmak.
SAYDIRABİLME
Saydırabilmek işi.
SAYDAMLAŞTIRILMA
Saydamlaştırılmak durumu, şeffaflaştırılma.
SAYDAMLAŞMA
Saydamlaşmak işi, şeffaflaşma.
SAYDAMSIZ
Saydam olmayan, ışığı geçirmeyen.
SAYDAMLAŞTIRILMAK
Saydam duruma getirilmek, şeffaflaştırılmak.
SAYDAMLAŞTIRMAK
Saydam duruma getirmek, şeffaflaştırmak.
SAYDAMLAŞTIRMA
Saydamlaştırmak işi.
SAYDIRTMA
Saydırtmak işi.
SAYDIRMAK
Sayma işini yaptırmak, sayısını buldurmak, sayı belirterek sonuç almak. Sözünü dinletmek, saygı gösterilmesini sağlamak.
SAYDIRABİLMEK
Saydırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SAYDURAĞAN
Saydırıcı.
Bu bölümde tanımı içerisinde SAYD geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CAMSI
Cam gibi saydam olan, cama benzeyen. Yerin içinden yüze çıkan erimiş sıcak maddelerin, soğuma sırasında billurlaşmayıp biçimsiz olarak katılaşmış durumu.
DENİZANASI
Sölenterlerden, yassı bir diske benzeyen, saydam, serbestçe yüzebilen deniz hayvanı, medüz.
ELMAS
Yerin derinliklerinde bulunan, billurlaşmış arı karbon. Mücevher olarak kullanılan, saydam, değerli taş. Bu taşlarla yapılmış. Elmastıraş.
ASETAT
Asetik asidin tuzu veya esteri, saydam.
BERİL
Doğada altıgen billurlar durumunda bulunan, saydam, çoğu yeşil renkli berilyum ve alüminyum silikat.
EMAY
Bazı maddeleri korumak, belirli bir parlaklık kazandırmak veya boyamak için kullanılan, saydam veya donuk cama benzeyen cila.
AYDINGER
Parlak yüzeyli, saydam, mimarlıkta çizim için kullanılan özel bir kâğıt.
CAM
Soda veya potas katılmış silisli kumun ateşte eritilmesiyle yapılmış olan sert, saydam ve çabuk kırılır cisim. Tümü veya bir bölümü bu maddeden yapılmış, sırça. Kadeh, içki. Pencere.
FOSFOR
Atom numarası 15, atom ağırlığı 30,97, yoğunluğu 1,83 olan, yarı saydam, bal mumu kıvamında, karanlıkta ışıldayan, sarımsak kokulu, zehirli bir element (simgesi P).
AYAZMA
Rumların kutsal saydıkları kaynak veya pınar.
AKİK
Kalseduan kuvarsının bir türü olan, yüzük taşı, mühür vb. yapmakta kullanılan, türlü renklerde, yarı saydam, parlak ve değerli bir taş.
FİRUZE
Küpe ve yüzük taşı gibi süslemede kullanılan, mavi renkli, saydam olmayan hidratlı doğal alüminyum ve fosfattan oluşan değerli bir mineral.
EKRAN
Üzerine bir cismin ışık yoluyla görüntüsü düşürülen, saydam olmayan düz yüzey, görüntülük. Televizyon camı, görüntülük. Beyaz perde, görüntülük.
ASTİGMATİZM
Gözün saydam tabakasında meridyenlerin eşitsizliği yüzünden net görememe durumu.
DİYAPOZİTİF
Saydam.
FENER
Saydam bir maddeden yapılmış veya böyle bir madde ile donatılmış, içinde ışık kaynağı bulunan aydınlatma aracı. Askı. Gemilere yol gösteren ışık kulesi.
FİLM
Fotoğrafçılıkta, radyografide ve sinemacılıkta resim çekmek için kullanılan, selülozdan, saydam, bükülebilir şerit. Camlara yapıştırılarak içerinin görünmesini engelleyen bir tür ince yaprak. Bir oyunun bütününü taşıyan şerit veya şeritlerin bütünü. Sinemalarda gösterilen eser.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
DİLCİK
Buğdaygillerde, yaprak ayası ile yaprak kınının birbirinden ayrıldığı yerde bulunan sivri uçlu, küçük, saydam çıkıntı. Böceklerin ağzında küçük dilin önünde bulunan bölüm. Üflemeli çalgılarda, org borularında kamış, tahta veya metalden yassı parça.
DİYORİT
Özellikle plajiyoklazdan oluşan, saydam, üstü tanecikli derinlik kayacı.