Kelimeler arşivi içinde; sonunda "saj" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. Sonu saj ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında saj olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde saj olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
POLİSAJ
KORSAJ
MASAJ, MESAJ, PASAJ
SAJ
SAJ
Eski türkçe saç: saç; üzerinde yufka yapılan göbekli demir levha.
KORSAJ
Küçük, kısa korse.
POLİSAJ
Dokunmuş kumaşlardaki tarak izlerini yok etmek için bu kumaşları bir bıçaktan geçirme işlemi. Parlaklık verme.
MASAJ
Vücut yüzeyinde el, elektrik, su aracılığıyla çeşitli işlemler yapma biçiminde, iyileştirme ve bakım yöntemi. Ovma, ovuşturma.
PASAJ
İçinde dükkânlar bulunan, üzeri kapalı veya açık çarşı. Yazının veya eserin bir bölümü, parça.
MESAJ
Bir devlet büyüğünün, bir sorumlunun belirli bir olay veya durum dolayısıyla ilgililere gönderdiği bildiri. Yazı veya sözle anlatılması amaçlanan duygu, düşünce. İleti.
Bu bölümde tanımı içerisinde SAJ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MESTİKLEMEK
Masaj yapmak.
AVKILAMAK
Örselemek, hırpalamak, ansızın altına almak. Karıştırmak, iyice karıştırmak, kabartmak. Ovmak, ovalamak masaj yapmak. Buruşturmak. Ezmek, ufalamak. Çam, ceviz kabuğu veya menengiçle derileri terbiye etmek. Çitilemek, avuç içinde sıkıştırmak, ovmak, ovalamak.
MASOTERAPİ
Masaj tedavisi.
LİSTECİ
Liste yapan kimse. İnternet aracılığıyla, alıcıya gönderilen mesaj, mektup veya dosyaları düzenli bir biçimde listeleyen düzenek.
ÖFELEMEK
Bir şeyi avuç içinde ezerek ufalamak. Ovalamak : Bu leblebileri biraz daha öfelersen kabukları çıkar. Masaj yapmak, ovmak. Hamuru yoğurup yuvarlamak, topaç yapmak. Meyveleri ağaçtan elle kopararak toplamak. Dövmek. Bir nesneyi, avuç içinde ya da iki parmak arasında ufalamak. Yeri ve zamanı değilken tartışmaya girmek. Ufalamak, bk. üfelemek. Ovalamak. Hamuru yoğurup yuvarlamak.
AVSINLAMAK
Kestirmeden gitmek. Avuç dolusu almak. Masaj yapmak. Afsun yapmak. Hasta bir kimseyi ya da hayvanı din yoluyla, okuyarak iyileştirmek. Aldatmak, kandırmak, oyalamak, gafil avlamak.
İLETİ
Yazı veya sözle verilen, gönderilen bilgi, mesaj.
MASAJCI
Sağlık veya tedavi amacıyla masaj yapan kimse, masör.
KARAKUTU
Uçaklarda pilotların konuşmalarını ve kuleden gelen mesajları alıp saklayan araç.
MASÖR
Erkek masajcı.
PARÇA
Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.
MASAJCILIK
Masajcı olma durumu.
TELESEKRETER
Telefon cihazının içinde yer alan, arayanların mesajlarını kaydeden araç.
MEKANOTERAPİ
Masaj ve aletlerle yapılan tedavi yöntemi.
MASAJLAMA
Masajlamak işi.
MRNA
Haberci RNA. Mesajcı RNA.
MASAJLAMAK
Masaj yapmak.
MASÖZ
Bayan masajcı.
AVKALAMAK
Isırmak: Köpek çocuğun arkalamadık yerini bırakmamış. Örselemek, hırpalamak, ansızın altına almak. Karıştırmak, iyice karıştırmak, kabartmak. Sıkıştırmak. Oynamak. Çocuğu hırpalıyarak sevmek. Azarlamak, tehdit etmek. Ovmak, ovalamak masaj yapmak 1. Çalkalamak, elemek. 1. Yakalamak, tutmak, avuçlamak. Engel olmak, geciktirmek. Çitilemek, avuç içinde sıkıştırmak, ovmak, ovalamak. Haksız yere hırpalamak. Ovmak, yıkamak (kirli giysi için). Yoğurmak, özleştirmek. Köpek koparmadan, az ısırmak.
AVKALLAMAK
Ovmak, ovalamak masaj yapmak.