Kelimeler arşivinde; içinde "saj" olan, toplam 11 tane kelime bulunuyor. İçerisinde saj bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu saj ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında saj olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MASAJCILIK, MASAJLAMAK
MASAJLAMA
MASAJCI, POLİSAJ, SAJYAĞİ
KORSAJ
MASAJ, MESAJ, PASAJ
SAJ
SAJ
Eski türkçe saç: saç; üzerinde yufka yapılan göbekli demir levha.
MASAJLAMA
Masajlamak işi.
MASAJ
Vücut yüzeyinde el, elektrik, su aracılığıyla çeşitli işlemler yapma biçiminde, iyileştirme ve bakım yöntemi. Ovma, ovuşturma.
MASAJCILIK
Masajcı olma durumu.
MESAJ
Bir devlet büyüğünün, bir sorumlunun belirli bir olay veya durum dolayısıyla ilgililere gönderdiği bildiri. Yazı veya sözle anlatılması amaçlanan duygu, düşünce. İleti.
KORSAJ
Küçük, kısa korse.
PASAJ
İçinde dükkânlar bulunan, üzeri kapalı veya açık çarşı. Yazının veya eserin bir bölümü, parça.
SAJYAĞİ
Arapça kökenli zâc ve tç. yağ: zaçyağı; lehim yaparken kullanılan asit eriğiği.
MASAJCI
Sağlık veya tedavi amacıyla masaj yapan kimse, masör.
MASAJLAMAK
Masaj yapmak.
POLİSAJ
Dokunmuş kumaşlardaki tarak izlerini yok etmek için bu kumaşları bir bıçaktan geçirme işlemi. Parlaklık verme.
Bu bölümde tanımı içerisinde SAJ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
LİSTECİ
Liste yapan kimse. İnternet aracılığıyla, alıcıya gönderilen mesaj, mektup veya dosyaları düzenli bir biçimde listeleyen düzenek.
MASOTERAPİ
Masaj tedavisi.
MESTİKLEMEK
Masaj yapmak.
AVKALLAMAK
Ovmak, ovalamak masaj yapmak.
PARPILAMAK
Paylamak. Dövmek, döverek korkutmak. Masaj yapmak. Çok üşümüş kimseyi, sıcak ve kuru bez, havluyla ısıtmaya çalışmak. Kuduz köpeğin ısırdığı kimseyi iyileştirmeye çalışmak. Hastayı ev ilaçlarıyla ve okuyup üfleyerek, kurşun dökerek, yarayı dağlayarak iyileştirmeye çalışmak (ocak denilen halk hekimlerince). Mısır, biber, soğan ve benzerleri yiyecekleri ateşte az pişirmek, börttürmek. Az dövmek, tartaklamak. Azarlamak. Kuduz hayvanın ısırdığı insan ya da hayvanı iyileşmeleri için ocak denilen kimselere okutmak. Şiddetle azarlamak. İyice dövmek, çapmak. Parpılallar, onları haşılallar.
MASÖR
Erkek masajcı.
KARAKUTU
Uçaklarda pilotların konuşmalarını ve kuleden gelen mesajları alıp saklayan araç.
MASÖZ
Bayan masajcı.
PARÇA
Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.
AVKILAMAK
Örselemek, hırpalamak, ansızın altına almak. Karıştırmak, iyice karıştırmak, kabartmak. Ovmak, ovalamak masaj yapmak. Buruşturmak. Ezmek, ufalamak. Çam, ceviz kabuğu veya menengiçle derileri terbiye etmek. Çitilemek, avuç içinde sıkıştırmak, ovmak, ovalamak.
İLETİ
Yazı veya sözle verilen, gönderilen bilgi, mesaj.
AVKALAMAK
Isırmak: Köpek çocuğun arkalamadık yerini bırakmamış. Örselemek, hırpalamak, ansızın altına almak. Karıştırmak, iyice karıştırmak, kabartmak. Sıkıştırmak. Oynamak. Çocuğu hırpalıyarak sevmek. Azarlamak, tehdit etmek. Ovmak, ovalamak masaj yapmak 1. Çalkalamak, elemek. 1. Yakalamak, tutmak, avuçlamak. Engel olmak, geciktirmek. Çitilemek, avuç içinde sıkıştırmak, ovmak, ovalamak. Haksız yere hırpalamak. Ovmak, yıkamak (kirli giysi için). Yoğurmak, özleştirmek. Köpek koparmadan, az ısırmak.
ÖFELEMEK
Bir şeyi avuç içinde ezerek ufalamak. Ovalamak : Bu leblebileri biraz daha öfelersen kabukları çıkar. Masaj yapmak, ovmak. Hamuru yoğurup yuvarlamak, topaç yapmak. Meyveleri ağaçtan elle kopararak toplamak. Dövmek. Bir nesneyi, avuç içinde ya da iki parmak arasında ufalamak. Yeri ve zamanı değilken tartışmaya girmek. Ufalamak, bk. üfelemek. Ovalamak. Hamuru yoğurup yuvarlamak.
TELESEKRETER
Telefon cihazının içinde yer alan, arayanların mesajlarını kaydeden araç.
AVSINLAMAK
Kestirmeden gitmek. Avuç dolusu almak. Masaj yapmak. Afsun yapmak. Hasta bir kimseyi ya da hayvanı din yoluyla, okuyarak iyileştirmek. Aldatmak, kandırmak, oyalamak, gafil avlamak.
MEKANOTERAPİ
Masaj ve aletlerle yapılan tedavi yöntemi.
RİBOZOM
Bütün ökaryot hücrelerde çok sayıda hem serbest olarak sitoplâzmada, hem de endoplâzmik retikuluma bağlı olarak, ayrıca ökaryot hücre sitoplâzmasınınkinden daha küçük hâlde mitokondri ve kloroplâstların matriksinde bulunan, prokaryot hücrelerde ise sitoplâzmada bulunan, elçi RNA'nın tercüme edilerek proteinin sentezlendiği, sitoplâzmanın bir bölgesinde yoğun olarak bulunarak polizom veya poliribozom denilen grupları meydana getiren, E.coli'de 50 S ve 30 S, ökaryotlarda 60 S ve 40 S çökme kat sayısına sahip biri büyük, biri küçük iki alt birimden yapılmış, küçük alt birimleri ile elçi RNA'ya, büyük alt birimleri ile de endoplâzmik retikuluma bağlanan, RNA ve proteinden yapılmış, E.coli'de 52, ökaryotlarda yaklaşık 80 kadar çeşit protein kapsayan hücre organeli. Hücre sitoplazmasında aminoasitlerden protein sentezinin gerçekleştiği, RNA ve protein kompleksinden oluşmuş ultramikroskobik organellerden her biri. Hücrede mRNA' nın mesajına göre protein sentezlemektensorumlu, ribozomal RNA ve proteinlerden meydana gelen, büyük ve küçük iki alt birimden oluşan, sitoplazma ve endoplazmik retikuluma bağlı olarak bulanan hücre içi organellerden biri.
MRNA
Haberci RNA. Mesajcı RNA.