Kelimeler arşivi içinde; başında "rin" olan, toplam 30 adet kelime bulunmaktadır. rin ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu rin ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde rin olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
RİNOLARENGİTİS, RİNOSPORİDOZİS, RİNOFARİNGİYAL, RİNOFARİNGİTİS
RİNOTRAKEİTİS, RİNOSTEGNOZİS
RİNOVİRÜSLER, RİNENSEFALON, RİNOANTRİTİS
RİNÖSTROZİS, RİNOMİKOZİS, RİNOKLEİZİS
RİNKONELLA
RİNKOSÖL, RİNODİNİ, RİNORAJİ, RİNGVOMP, RİNOTOMİ
RİNTLİK, RİNİTİS, RİNDANE, RİNALJİ
RİNORE, RİNDAN, RİNTÇE
RİNGA
RİNG, RİNA, RİNT
RİN
Yunanca burun anlamına gelen ön ek.
RİNOFARİNGİTİS
Burun mukozasıyla birlikte yutağın yangısı.
RİNOFARİNGİYAL
Burun ve yutakla ilgili olan.
RİNOMİKOZİS
Burnun mantarlı enfeksiyonu.
RİNKONELLA
Kolsu ayaklılar (Brachiopoda) dalından, Kuzey denizlerinde yaşayan türlere sahip bir yumuşakçamsı cinsi. Kolsu ayaklılar (Brachiopoda) şubesinden, kuzey denizlerinde yaşayan türlere sahip bir cins. (Rhynchonella) : Kolsu-ayaklılar (Brachiopoda) dalından bir yumuşakçamsı cinsi. Kuzey denizlerinde yaşar.
RİNKOSÖL
Nemertinlerde hortumun içinde bulunduğu silindirik boşluk.
RİNOKLEİZİS
Burun tıkanması.
RİNODİNİ
Burun ağrısı.
RİNOVİRÜSLER
Picornaviridae ailesinde yer alan ve bünyesinde pek çok canlıyı etkileyen ve genellikle solunum sistemi enfeksiyonlarına neden olan virüsleri bulunduran virüs cinsi.
RİNOSPORİDOZİS
İnsan, at, sığır, köpek, ördek ve kedilerde; burunda genellikle tek taraflı, pembe renkli, 2-3 santimetre çapında ve saplı polipler veya karnabahar görünümlü düğümcüklerle belirgin, Rhinosporidium seeberi'ye bağlı mantar hastalığı.
RİNENSEFALON
Koku beyni, kokuyla ilgili beyin kısmı.
RİNÖSTROZİS
Rhinoestrus cinsi sineklerin neden olduğu enfeksiyon.
RİNOLARENGİTİS
Burun ve gırtlak mukozalarının yangısı.
RİNOSTEGNOZİS
Burun tıkanması.
RİNOTRAKEİTİS
Burun ve soluk borusunun birlikte yangısı.
RİNOANTRİTİS
Burun mukozası ve maksillar sinüsün bir arada yangısı.
Bu bölümde tanımı içerisinde RİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
ACINDIRMAK
Birinin acımasına yol açmak, birini merhamete getirmek.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
AÇAN
Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.
AÇIKTAN
Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
AÇACAK
Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AÇILIŞ
Açılma işi. Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması, küşat.
ABİS
Okyanusların güneş ışığının ulaşamadığı derin yerleri.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
ACINMAK
Acıma işine konu olmak. Başkasının hesabına üzülmek, yazıklanmak, yerinmek.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.