Kelimeler arşivi içinde; sonunda "rim" olan, toplam 129 adet kelime bulunmaktadır. Sonu rim ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında rim olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde rim olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ÖZGERÇEKLEŞTİRİM
ÖZEKSELLEŞTİRİM, ÖZEKSİZLEŞTİRİM
ZENGİNLEŞTİRİM
BÖLMELENDİRİM, DEĞERLENDİRİM, ÖLÇÜNLEŞTİRİM, YETKİLENDİRİM
GERİBİLDİRİM, ÖDÜLLENDİRİM
ARAKESTİRİM, BİRLEŞTİRİM, TRİMETOPRİM, YÖNLENDİRİM
BİRİKTİRİM, DEĞİŞTİRİM, GELİŞTİRİM, GEREKTİRİM, MÜTEVERRİM, YETİŞTİRİM, ABDÜLKERİM, ALTGEÇİRİM, BİTİŞTİRİM, GECİKTİRİM, GERİÇEVRİM, ÖNKESTİRİM, TOPLUTERİM
ELEŞTİRİM, GOLFSTRİM, ÜLEŞTİRİM, BİGEÇİRİM, ISILVERİM, İÇİNDİRİM, ŞEREKERİM
BİLDİRİM, BİNDİRİM, DEVŞİRİM, GÖNDERİM, GÖSTERİM, HÖŞMERİM, KESTİRİM, SİNDİRİM, ARABİRİM, CİLBİRİM, ÇİLDİRİM, DİLDİRİM, FİRFİRİM, GÜLSERİM, HOŞMERİM, KESDİRİM, LİDAPRİM, PİRPİRİM, ŞEKŞERİM, ŞİPDİRİM
BİTİRİM, ÇEVİRİM, GEÇİRİM, GETİRİM, İNDİRİM, PİŞİRİM, ANFERİM, AYFERİM, AYGERİM, AYTERİM, BİŞİRİM, ELGİRİM, ERSERİM, FİZİRİM, GÜNERİM, GÜPERİM, KEPERİM, ÖŞMERİM, PİPİRİM, ŞEKERİM, YİTİRİM
ÇEVRİM, DEVRİM, ESKRİM, MÜCRİM, MÜKRİM, AFERİM, BAARİM, DEĞRİM, EFERİM, EĞERİM, EVERİM, EVİRİM, HEVRİM, İBİRİM, İÇERİM, KEVRİM, MAVRİM, MÖCRİM, ONERİM
BİRİM, CİRİM, DİRİM, EĞRİM, GİRİM, KERİM, SERİM, TERİM, VERİM, CARİM, DERİM, DORİM, EGRİM, EVRİM, EYRİM, GARİM, GERİM, HARİM, HERİM, HİRİM, İBRİM, KARİM, MARİM, MERİM, NERİM, PERİM, PİRİM, SARİM, VİRİM, YARİM, Devamını Oku »»
ERİM, PRİM, İRİM
RİM
RİM
Osmanlılarda halk dilinde Roma kentine verilen ad.
TRİMETOPRİM
Duyarlı bakterilerin ve protozoonların dihidrofolat redüktaz enzimini inhibe edi, p onların gelişmesini ve çoğalmasını engelleyerek etkiyen, 2, 4-diaminoprimidin türevi olan bir ilaç.
YETKİLENDİRİM
Yetkilendirme işi, otorizasyon.
ÖZEKSİZLEŞTİRİM
Nüfusun, işleyim ve tecim, etlkinliklerinin, ekin kuruluşlarının, yığılmış bulundukları özeğin dışında yerleşmelerini amaçlayan ve bunu özendiren dizgeli yönelti. bk. işleyimsel özeksizleştirim. Kişilerin, bir kentin özeğinden çevresindeki kesimlere ya da yörekentlere göçüp yerleşmeleri.
ÖZEKSELLEŞTİRİM
Bir ülkede nüfusun, ekonomik ve toplumsal etkinliklerin, ekin kuruluşlarının tek bir özekte toplanma eğiliminin yaratılması ve güçlendirilmesi yönünde benimsenen dizgeli yönelti.
ÖDÜLLENDİRİM
Bankalarda tasfiyeye uğramış alacaklar arasında, ödemelerini düzenli yapmış, ancak borçları ödeyememezlik durumuna düşmüş iyi niyetli borçlulara uygulanan taksit kolaylığı ile faiz ve komisyon indirimi. Vergi bağışıklığı, bir verginin kaldırılması veya dışsatımı özendirmek amacıyla bazı dışsatım mallarının vergi dışı bırakılması. Alıcıların uğrayabileceği zararı karşılamak amacıyla ya da fazla miktarda mal satınalanlara satıcının ilave olarak bedelsiz verdiği mal ya da yaptığı fiyat indirimi. Sigorta şirketinin hesap dönemlerinde, acenteden alacağı bedelin bir kısmını indirmesi.
ZENGİNLEŞTİRİM
Aynı bir öğenin yerdeşlerinden oluşan bir karışımda, belli bir yerdeşin yüzdesini artırma işlemi.
DEĞERLENDİRİM
Bir niceliğin eldeki verilere göre sayısal tutarını bulma.
BÖLMELENDİRİM
Bir aygıtın ölçüme yaraması için belli birimler cinsinden bölmelere ayrılması.
ARAKESTİRİM
İki ucu belli çoğa değerleri dizisine dayanarak bir ara değeri kestiren ölçüm ya da çoğa uzancası. bk. uzanca.
ÖZGERÇEKLEŞTİRİM
Kişiliğin bütün yönlerinin dengeli ve uyumlu biçimde gelişmesi.
GERİBİLDİRİM
Herhangi bir dizgenin ürettiği çıktının, bu dizgeye girdi olarak geri verilmesi yoluyla dizgenin kendi amacından sapan davranışlarını adım adım düzeltmesi, böylece öz denetimini sağlaması olanağı.
YÖNLENDİRİM
Piyasadaki iktisadi karar birimlerinin kararlarını belli bir sonucu elde etmek amacıyla etkileme. Borsada bir kişi veya grubun diğer yatırımcıları genellikle yasa dışı yöntemlerle yanlış yönlendirerek normalüstü kazançlar elde etmek amacıyla taşınır değerleri alıp satması.
BİRİKTİRİM
Biriktirme işi.
ÖLÇÜNLEŞTİRİM
Bir şeyin veya etkinliğin belli kurallar çerçevesinde tek bir yöntem veya biçimde düzenlenmesi.
BİRLEŞTİRİM
Yeni bir yapının ya da tasarının gerçekleştirilebilmesi için, ayrı ayrı ellerde bulunan taşınmaz malların, tek bir iyelikte toplanarak üzerinde yapı yapılmasına elverişli bir yerbölüm biçimine sokulması. Parçaları birleşik bir bütün durumuna getirme süreci.
Bu bölümde tanımı içerisinde RİM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AMPER
Elektrik akımında şiddet birimi.
ATMOSFER
Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası, gaz yuvarı. Hava yuvarı. Basınç birimi olarak kullanılan, 15 °C'de deniz yüzeyinde, 76 santimetre uzunluğunda ve tabanı 1 santimetrekare olan cıva sütununun ağırlığı (1 kilogram 33 gram). İçinde yaşanılan ve etkisinde kalınan ortam, hava.
ARTAĞAN
Alışılandan veya beklenilenden artık verimi olan, bereketli. Çoğalan, fazlalaşan, artımlı.
AJİTE
"Körüklemek; duygu sömürüsü yapmak" anlamlarındaki ajite etmek birleşik fiilinde ve "çırpıntıya uğramak" anlamındaki ajite olmak teriminde geçen bir söz.
AVRO
Avrupa Birliği'nin ortak para birimi, ekü.
ALIŞTIRMA
Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.
AYIKULAĞI
Bir tür çuha çiçeği (Primula auricula).
AYRIMLAMA
Senaryonun hazırlanmasında geliştirim ile çevrim senaryosu arasında yer alan, senaryonun sahne ve ayrımlarının belirlendiği, başlıca karakterlerin ayrıntılarıyla çizildiği, konuşmaların son biçimini aldığı aşama.
ANGSTRÖM
Metrenin on milyarda biri değerine eşit olan ışık dalgalarını ölçme birimi.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.
AYDINLIKÖLÇER
Birim zamanda bir yüzeyin birim alanına düşen ışık enerjisini ölçmekte kullanılan aygıt, lüksmetre.
AKAMET
Kısırlık, verimsizlik. Başarısızlık, sonuçsuzluk.
ANÜS
Sindirim sisteminin sonunda bulunan ve dışkının atılmasına yarayan çıkış deliği, makat, şerç, büzük, göt, sofra.
AKTÜER
İstatistiklere dayanarak sigorta primlerini, risklerini hesaplayan kimse.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
ASKAT
Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğü eşit parçalardan her biri.
AR
100 m² değerinde yüzey ölçü birimi. Argon elementinin simgesi. Utanma, utanç duyma.
AVİSTO
Ödenmesi gereken poliçelere yazılan ve "görüldüğünde" anlamına gelen bir terim.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.