Kelimeler arşivi içinde; başında "remi" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. remi ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu remi ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde remi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
REMİLCİLİK
REMİTTENT
REMİSYON
REMİLCİ
REMİDE, REMİKS
REMİL, REMİZ
REMİ
REMİ
Genellikle dört kişi arasında elli kâğıtlık bir deste ve iki jokerle oynanan bir iskambil oyunu.
REMİZ
Simge.
REMİLCİLİK
Remilcinin işi.
REMİSYON
Hastalık belirtilerinin sönmesi.
REMİKS
Bindirim.
REMİTTENT
Artıp eksilen, azalıp çoğalan (ateş).
REMİL
Kumda birtakım çizgiler çizerek fala bakma. Bu biçimde bakılan fal.
REMİLCİ
Kumla fala bakan kimse.
REMİDE
Ürkmüş, korkmuş.
Bu bölümde tanımı içerisinde REMİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BİNDİRME
Bindirmek işi. Birbiri üzerine gelerek eklenen levha, kiremit, ahşap parçalarının durumu. Çıkarma harekâtına katılacak birliklerin, çıkarma yerine gitmek için kendilerine ayrılan deniz araçlarına binmeleri.
KİREMİTHANE
Kiremit yapılmış olan yer.
DOKUNUM
Çevremizdeki nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derimiz aracılığıyla bildiren duyarlık yeteneği, lamise.
ANGUT
Ördekgillerden, tüyleri kiremit renginde, evcilleştirilebilen bir yaban kuşu (Casarca ferruginea). Ahmak, kaba saba.
DERE
Genellikle yazın kuruyan küçük akarsu. Damlarda yağmur sularını toplayarak oluğa veren çinko veya kiremit yol. İki dağ arasındaki uzun çukur.
KİREMİTÇİLİK
Kiremitçinin yaptığı iş.
AKARCA
Küçük akarsu. Sürekli işleyen çıban, fistül. Kaplıca. Kemik veremi.
HORASAN
Kiremit ve tuğla tozlarının kireç ve su ile karıştırılmasından elde edilen bir harç türü. Erzurum iline bağlı ilçelerden biri.
KONYAK
İspirto derecesi yüksek, özel kokulu, kiremit renginde bir içki türü, kanyak.
KİREMİTLİ
Kiremidi olan.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
KELAYNAK
Leylekgillerden, yeryüzünde yalnız Birecik'te, Fırat vadisini çeviren kayalarda yaşayan, başı tüysüz, uzun gagalı bir kuş (Geronticus eremita).
DAM
Yapıları dış etkilerden korumak amacıyla üzerlerine yapılmış olan çoğu kiremit kaplı bölüm. Dansta kavalyenin eşi. Tutukevi. Ahır. İskambil kâğıtlarında kız. Üzeri toprak kaplı ev, küçük ev, köy evi.
KARŞITLIK
Karşıt olma durumu, zıddiyet, mübayenet, tezat, zıtlık, kontrast. İki organ, iki sistem arasındaki görevlerin zıt olması durumu, karşı gelim. Bir teoremin karşıtının da doğru olması durumu. Başkalarının istek, dilek veya buyruklarının tersine davranma eğilimi.
BİZİMKİ
Bizim olan, bizimle ilgili olan. Kadınların kocalarından, kocaların karılarından söz ederken kullandıkları söz. Yakın çevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanılan bir söz.
KİREMİTÇİ
Kiremit yapan, satan veya döşeyen kimse.
GİZLİLİK
Gizli olma durumu, mahremiyet.
AKTARICI
Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.
MAHYACI
Mahya yapan kimse. Kiremit aktarıcısı.
HARTAMA
Kiremit yerine kullanılan veya kiremit altına konulan ince tahta.