Kelimeler arşivi içinde; başında "red" olan, toplam 35 adet kelime bulunmaktadır. red ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu red ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde red olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
REDİSTRİBÜSYON
REDDEDEBİLMEK, REDİSLOKASYON
REDDEDEBİLME, REDDETTİRMEK
REDAKTÖRLÜK, REDDEDİLMEK, REDDOLUNMAK, REDDETTİRME, REDDEYLEMEK
REDAKSİYON, REDUVİİDAE, REDİNGOTLU, REDÜKSİYON, REDDOLUNMA, REDDİMİRAS, REDDİHAKİM, REDDEYLEME, REDDEDİLME
REDDETMEK, REDÜKDANT
REDÜKTAZ, REDEVANS, REDDETME, REDİFLER, REDİNGOT, REDDEDİŞ, REDAKTÖR, REDRESÖR
REDDİYE
REDOKS
REDİF, REDYA
REDİ
RED
RED
yadlama.
REDAKTÖRLÜK
Redaktörün görevi.
REDUVİİDAE
Heteroptera alt takımında bulunan Eratyrus, Eutriatoma, Melanolestes, Panstrongylus, Reduvius, Rhodnius ve Triatoma cinslerini içeren konik burunlu tahta kuruları, katil böcekler, öpen böcekler, malay böceği, Asya böcekleri olarak adlandırılan ısırıcı böcekleri içeren, kimi türleri insanlara şagas hastalığını taşıyan kanatlı böcek ailesi.
REDİSTRİBÜSYON
Yeniden dağılım.
REDDEYLEMEK
Reddetmek.
REDDEDEBİLMEK
Reddetme imkânı veya olasılığı bulunmak.
REDİSLOKASYON
Bir organ veya parçanın normal durumuna gelişinden sonra yeniden yerinden kayma veya çıkma göstermesi.
REDİNGOTLU
Redingot giymiş olan.
REDDOLUNMAK
Verilen veya yapılması istenen bir şey kabul edilmemek, geri çevrilmek.
REDDOLUNMA
Reddolunmak durumu.
REDÜKSİYON
İndirgeme.
REDAKSİYON
Yazılmış bir metin üzerinde gereken düzeltmeleri yaparak yazıyı yayıma hazır duruma getirme. Yazı yazma, kaleme alma.
REDDEDEBİLME
Reddedebilmek durumu.
REDDEDİLMEK
Reddetme işine konu olmak.
REDDETTİRME
Reddettirmek durumu.
REDDETTİRMEK
Reddetme işini yaptırmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde RED geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKROMATİK
Beyaz ışığı çözümlemeden geçiren, renksemez. Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm).
ATALET
Tembellik. İşsizlik, işsiz kalma. Süredurum. İşlemezlik.
BİLİNEMEZCİ
Bilginin bağıntılı olduğuna inanan (kimse). Tanrı'nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğretiyi benimseyen (kimse), laedri, agnostik.
BÜKÜM
Bükme işi. Bir kerede eğrilmiş iplik, yün miktarı. Bir şeyin bükülmüş yeri, kat, kıvrım.
BİYOKİMYA
Hücreden en gelişmiş organa kadar canlı dokuları inceleyen ve bunları oluşturan maddeleri araştıran bilim dalı.
BABIALİ
Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti. İstanbul'da bu çevredeki basın.
BAMBUL
Kurtçuk evresinde ekinlerin kökünü, ergin evrede başakları kemiren, kahverengi, kın kanatlı böcek (Anisoplia austriaca).
AKREDİTİF
Güven yazısı. Kredi mektubu.
CAMCI
Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. Evin içini pencereden gözetleyen kimse. Camevi.
BOY
Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık. "Özlü, güzel sözler söyledi" anlamında kullanılan boy boyladı, soy soyladı özlü sözünde geçen bir söz. Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk, kabile, klan. Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, en, genişlik karşıtı. Kumaş için ölçü. Uzunluk.
BANKA
Faizle para alıp veren, kredi, iskonto, kambiyo işlemleri yapan, kasalarında para, değerli belge, eşya saklayan ve ticaret, sanayi, ekonomi alanlarında çeşitli etkinliklerde bulunan kuruluş. Bankacılık işleminin yapıldığı yapı.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
AYAKÜSTÜ
Oturmadan, ayakta durarak. Kısa sürede, acele olarak, ayaküzeri.
BUYRUKÇU
Buyuran, emreden kimse.
ATIL
Tembel. Etkisiz, işe yaramaz. Süreduran. İşsiz, aylak.
ARACI
Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.
BÜYÜKAYI
Kuzey yarım kürede yedi parlak yıldızı yardımıyla Kutup Yıldızı'nı bulmada kullanılan takımyıldız, Yedigir, Dübbüekber.
CAMCILIK
Camcının yaptığı iş. Evin içini pencereden gözetleme.
BİLİNEMEZCİLİK
Bilginin bağıntılı olduğuna ve bundan dolayı salt olmadığına inanan öğreti. Tanrı'nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğreti, laedriye, agnostisizm.
ALTAYCA
Altay Türkçesi. Bu Türkçeyle yazılmış olan. Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediği varsayılan ana dil.