Kelimeler arşivinde; içinde "red" olan, toplam 166 tane kelime bulunuyor. İçerisinde red bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu red ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında red olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DEVREDİLEBİLİRLİK, OKSİDOREDÜKTAZLAR
AİREDALETERİYERİ, METİLPREDNİZOLON, PREDETERMİNASYON
BERKSHİREDOMUZU, HAMPSHİREDOMUZU, YORKSHİREDOMUZU
DEVREDİLMEZLİK, FOTOREDÜKSİYON, KREDİLENDİRMEK, OKSİDOREDÜKTAZ, PREDİSPOZİSYON, REDİSTRİBÜSYON
AŞAĞIDEREDİBİ, HASREDEBİLMEK, KREDİLENDİRME, MİKROPREDATÖR, NASREDDİNHOCA, NEŞREDEBİLMEK, PREDİLEKSİYON, REDDEDEBİLMEK, REDİSLOKASYON, SABREDEBİLMEK, SEYREDEBİLMEK, SEYREDİVERMEK, ZİKREDEBİLMEK
AKREDİTASYON, EMREDEBİLMEK, HASREDEBİLME, NEŞREDEBİLME, PREDİYABETES, REDDEDEBİLME, REDDETTİRMEK, SABREDEBİLME, SEYREDEBİLME, SEYREDİVERME, SÜREDEŞÇİLİK, ZİKREDEBİLME
DEVREDİLMEK, İRREDANTİZM, KREDİSİZLİK, NEŞREDİLMEK, PREDİKSİYON, REDAKTÖRLÜK, REDDEDİLMEK, REDDEYLEMEK, REDDOLUNMAK, SEYREDİLMEK, TEREDDÜTSÜZ, ZİKREDİLMEK, EMREDEBİLME, HENDEĞİREDE, İNGREDİYENT, İRREDANTİST, KREDİBİLİTE, MÖHREDEMİRİ, PREDİGESYON, REDDETTİRME
KREDİLEMEK, MÜTEREDDİT, NEŞREDİLME, REDAKSİYON, REDDEDİLME, REDDEYLEME, REDDOLUNMA, REDİNGOTLU, REDÜKSİYON, SEYREDİLME, TEREDDÜTLÜ, ZİKREDİLME, REDDİMİRAS, REDDİHAKİM, ÇEVREDALIZ, ENDEGEREDE, GÖREDURMAK, GÖREDÜŞMEK, GÜLDÜREDEK, MİKROKREDİ, PETROSGRED, PREDİPPİNG, REDUVİİDAE, TEREDDÜTLE
AKREDİTİF, KREDİLEME, MÜTEREDDİ, NEREDEYSE, REDDETMEK, SÜREDURAN, SÜREDURUM, DEREDABAN, DEREDOĞAN, GEPİRREDE, GEREDELLİ, GÜPÜREDEK, HEREDİTER, KREDİAÇAN, KÜTÜREDEK, NASREDDİN, ÖĞREDİREK, PREDASYON, PREDNİZON, REDÜKDANT, TÜREDİLER, UREDOSPOR
FAREDİŞİ, MÜFREDAT, REDAKTÖR, REDDEDİŞ, REDDETME, REDEVANS, REDİNGOT, REDRESÖR, TEREDDÜT, BEREDAYİ, DEREDİBİ, DEREDOLU, DEREDÜZÜ, ENDEREDE, ENDİREDE, EŞKEREDE, GEREDELİ, GÖDÜREDİ, GÖRREDEK, GÜRREDEK, HEREDERİ, KREDİSİZ, KREDİTÖR, PİREDEDE, PREDATÖR, REDİFLER, REDÜKTAZ, SOREDYUM, YEREDİCİ
REDDİYE, TEREDDİ, AREDİYO, BİREDİN, DEREDAM, KREDİLİ, NEREDEN, PEVREDE, PİREDİN, ŞİREDER, YAREDEN, ZÖREDEK
GEREDE, NEREDE, REDOKS, TÜREDİ, BİREDİ, GİREDİ, İNBRED, İREDİN, KİREDİ, PEREDE, TÖREDİ, ZEREDE
KREDİ, REDİF, EREDİ, İREDE, ÖREDE, REDYA
REDİ
RED
RED
yadlama.
HAMPSHİREDOMUZU
Amerika'dan köken alan, muhtemelen Amerika'nın en eski domuz ırkı olan vücut tamamen siyah, ancak ön kolları da kapsayan kemer şeklinde beyaz tüylere sahip, geniş dik küçük kulakları bulunan, etçi, kaslı yağsız et yapısına sahip domuz ırkı.
FOTOREDÜKSİYON
Fotosentetik hücrelerde bir elektron alıcısının ışık etkisinde indirgenmesi.
METİLPREDNİZOLON
Sentetik bir glukokortikoit.
REDİSTRİBÜSYON
Yeniden dağılım.
PREDETERMİNASYON
Su salyangozunda (Limnaea peregra) kabuğun kıvrılma yönünün tayininde olduğu gibi, bir bireyin fenotipinin kendi genotipi yerine annesinin genleri tarafından daha önce belirlenmesi.
OKSİDOREDÜKTAZ
Bir bileşiğin indirgenmesiyle diğer bileşiğin oksidasyonunu katalizleyen dehidrojenaz, hidroksilaz, oksidaz, oksijenaz, peroksidaz ve redüktaz gibi enzimler, oksidasyon-redüksiyon enzimleri. Bir substrattan diğerine H atomu, O atomu veya elektronların transferini katalize eden enzim. Bu sınıfta dehidrojenazlar, hidroksilazlar, oksidazlar, oksijenazlar, peroksidazlar ve redüktazlar bulunur.
OKSİDOREDÜKTAZLAR
Bir bileşiğin indirgenmesiyle diğer bileşiğin oksidasyonunu katalizleyen herhangi bir enzim sınıfı. Dehidrojenazlar, katalazlar, oksidazlar, redüktazlar, peroksidazlar gibi. Oksidasyon redüksiyon enzimleri.
YORKSHİREDOMUZU
İngiltere'de bulunan, tüy rengi beyaz, uzun vücut formuna sahip, anaç ırk olarak da bilinen, yavru verimi oldukça iyi, iri kafa yapısına sahip, kulaklar geniş ve dik, fazla sayıda yavru verimine sahip kombine verimli, yağsız ve kaslı vücudu bulunan domuz ırkı.
DEVREDİLMEZLİK
İnsan haklarının niteliklerinden birini belirtmek için kullanılan terim.
DEVREDİLEBİLİRLİK
Bir hakkın karşılıklı veya karşılıksız olarak başkasına geçirilebilme durumu.
AİREDALETERİYERİ
İngiltere'den köken alan, büyük Teriyerler sınıfına giren, 1. yüzyılın ortalarında Working Teriyer ile Otter Hound'un birleştirmeleri sonucu geliştirilmiş, tilki sansar gibi av hayvanlarının yakalanmasında kullanılmış, tüy yapısı kalın, burnu siyah, rengi bej rengi tonlarındaki tüyler içerisine dağılmış siyah ve koyu gri, göğsünde siyahlıkla birlikte kızıl ve beyaz lekeler görülebilen, bacakları, göğsü, karın altı, başı ve kulakları bej renkli, akıllı cana yakın ve sadık, günümüzde refakat ve yardım köpeği olarak yetiştirilen, polis ve asker köpeği olma özelliklerini beraberinde taşıyan köpek ırkı.
PREDİSPOZİSYON
Hazırlayan, hazırlayıcı, istidatlı kılan. İstidat, eğilim, meyil.
AŞAĞIDEREDİBİ
Ağrı ilinde, Hamur belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
KREDİLENDİRMEK
Kredileme işi yaptırmak.
BERKSHİREDOMUZU
Orta irilikte vücut yapısı bulunan, İngiltere'den köken alan, vücudu tamamen siyah renkli ancak ayaklar, yüz ve kuyruk ucu beyaz, kulakları dik, büyüme oranı ve kas gelişimi oldukça iyi, erkekleri çok iyi karkas kalitesine sahip domuz ırkı.
Bu bölümde tanımı içerisinde RED geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BANKA
Faizle para alıp veren, kredi, iskonto, kambiyo işlemleri yapan, kasalarında para, değerli belge, eşya saklayan ve ticaret, sanayi, ekonomi alanlarında çeşitli etkinliklerde bulunan kuruluş. Bankacılık işleminin yapıldığı yapı.
ALTAYCA
Altay Türkçesi. Bu Türkçeyle yazılmış olan. Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediği varsayılan ana dil.
BİLİNEMEZCİ
Bilginin bağıntılı olduğuna inanan (kimse). Tanrı'nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğretiyi benimseyen (kimse), laedri, agnostik.
ATIL
Tembel. Etkisiz, işe yaramaz. Süreduran. İşsiz, aylak.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
BABIALİ
Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti. İstanbul'da bu çevredeki basın.
ATALET
Tembellik. İşsizlik, işsiz kalma. Süredurum. İşlemezlik.
BÜKÜM
Bükme işi. Bir kerede eğrilmiş iplik, yün miktarı. Bir şeyin bükülmüş yeri, kat, kıvrım.
CAMCILIK
Camcının yaptığı iş. Evin içini pencereden gözetleme.
AKROMATİK
Beyaz ışığı çözümlemeden geçiren, renksemez. Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm).
BAMBUL
Kurtçuk evresinde ekinlerin kökünü, ergin evrede başakları kemiren, kahverengi, kın kanatlı böcek (Anisoplia austriaca).
BUYRUKÇU
Buyuran, emreden kimse.
BİYOKİMYA
Hücreden en gelişmiş organa kadar canlı dokuları inceleyen ve bunları oluşturan maddeleri araştıran bilim dalı.
AKREDİTİF
Güven yazısı. Kredi mektubu.
BÜYÜKAYI
Kuzey yarım kürede yedi parlak yıldızı yardımıyla Kutup Yıldızı'nı bulmada kullanılan takımyıldız, Yedigir, Dübbüekber.
ARACI
Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.
BİLİNEMEZCİLİK
Bilginin bağıntılı olduğuna ve bundan dolayı salt olmadığına inanan öğreti. Tanrı'nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğreti, laedriye, agnostisizm.
AYAKÜSTÜ
Oturmadan, ayakta durarak. Kısa sürede, acele olarak, ayaküzeri.
CAMCI
Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. Evin içini pencereden gözetleyen kimse. Camevi.
BOY
Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık. "Özlü, güzel sözler söyledi" anlamında kullanılan boy boyladı, soy soyladı özlü sözünde geçen bir söz. Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk, kabile, klan. Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, en, genişlik karşıtı. Kumaş için ölçü. Uzunluk.