Kelimeler arşivinde; içinde "rem" olan, toplam 396 tane kelime bulunuyor. İçerisinde rem bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu rem ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında rem olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
NEKTAREMENGİLLER, TROGLOTREMATİDAE
HADİMÜLHAREMEYN, HÜRREMPALANGASI, ŞİREMİRTABAKLAR
HİPERFOSFOREMİ, KİREMİTÇİSALİH, ŞEYHÜLHAREMEYN, TREMATODİYOZİS
MİKROFİLAREMİ, PİREMEHMETAĞA, PLEUROTREMATA, PREMEDİKASYON
KİREMİTÇİLİK, DEPREMSİZLİK, DEREMETLEMEK, FREMARTİNİZM, GÖĞÜMSÜREMEK, GÜLÜMSUREMEK, HACIMUHARREM, HİPERFERREMİ, HİPERKLOREMİ, HİPERKUPREMİ, HİPERNATREMİ, İRREMEDİABLE, OKSOTREMORİN, SELDİRREMEYH, ŞİREMİRÇAVUŞ, TREMATODİSİT
DEPREMÇİZER, DEPREMYAZAR, KEKREMSİLİK, KİREMİTHANE, KREMATORYUM, NAMAHREMLİK, ŞEHREMANETİ, TİTREMLEMEK, DEFTEREMİNİ, DEPEREMEDEN, DEPREMBİLİM, DEPREMGÖRÜR, DEPREMÖLÇER, DİTREMEKLİK, EKSTREMİTAS, EKSTREMOFİL, EMREMSULTAN, GETİREMEMEK, HELİKOTREMA, HİPOFERREMİ, HİPOKLOREMİ, HİPOKUPREMİ, HİPONATREMİ, HİPONİTREMİ, MUHARREMLER, MUHARREMŞAH, PEREMECİLİK, PREMAKSİLLA, PREMÜNİSYON, TREMATODLAR
MAHREMİYET, REMİLCİLİK, TİTREMLEME, ALAMEREMET, BİREMLEMEK, ÇENGİREMEK, ÇİĞSİREMEK, ÇİLDİREMEK, DEPREMZEDE, EKSTREMİTE, FELDİREMEK, GİLDİREMEK, GÖREMEDİYE, GÜLDÜREMEK, HAREMAĞASI, HÖLDÜREMEK, KESİKKEREM, KİREMİTLİK, KÜREMLEMEK, MEYREMHURT, SEKDİREMEN, SELDİREMEK, SENDEREMEK, SENDİREMEK, SEREMETTİN, ŞEREMETLER, TİNGİREMEK, TÖNĞÜREMEK, TREMBUCKER
KİREMİTÇİ, KİREMİTLİ, KREMLEMEK, MAHREMLİK, PREMATÜRE, REMBETİKO, ŞEHREMİNİ, TEREMENTİ, BAKTEREMİ, BİKEREMİZ, BÖKUREMEK, ÇEMİREMEK, ÇEREMETÇİ, DEMİREMEK, DEPREMSİZ, DEREMAHAL, DEREMETLİ, DEREMUMLU, DİREMECAN, DİREMECEN, ESRİREMEK, EYSİREMEK, FİSİREMEK, FREMARTİN, GIREMİSSE, HAREMTEPE, HESİREMEK, HÜRREMŞAH, KEKEREMEK, KİKİREMEK, Devamını Oku »»
ÇEMREMEK, EPİKEREM, GEVREMEK, HAREMEYN, HAREMLİK, KEKREMSİ, KREMASIZ, KREMLEME, KÜKREMEK, MUHARREM, MUHTEREM, NAMAHREM, PEREMECİ, SEREMONİ, SÜDREMEK, TİTREMEK, TREMOLİT, PATAKREM, BEREMERE, BİREMEDİ, BÜDREMEK, CİVREMEK, ÇIĞREMEK, ÇİĞREMEK, ÇÖPREMEK, DEBREMEK, DEPEREME, DİĞREMEK, DİREMBEÇ, DİSPİREM, Devamını Oku »»
AGREMAN, ÇEMREME, DİREMEK, EDREMİT, EKSTREM, GEVREME, KEREMPE, KİREMİT, KREMALI, KÜKREME, KÜREMEK, KÜREMSİ, LACEREM, REMİLCİ, SÜDREME, TİTREME, TÜREMEK, ÜREMSEL, VEREMLİ, BİTÜREM, BÖREMİT, BÖREMÜT, BÜTÜREM, ÇEREMÜK, DAREMEK, DEPEREM, DEREMEN, DEREMET, DİREMEÇ, DİREMEG, Devamını Oku »»
CEREME, DEPREM, DİREME, KÜREME, MAHREM, MÜBREM, PEREME, TEOREM, TİTREM, TÜREME, ÜREMEK, ÜREMİK, AREMEK, BEREME, DEBREM, DEHREM, EĞEREM, EPREME, EREMEK, EREMİK, EREMÜK, GEREME, GOREME, GÖKREM, GÖREME, GREMSE, HAREMA, HÜRREM, IREMİK, İREMAS, Devamını Oku »»
BAREM, HAREM, KEREM, KREMA, REMEL, REMİL, REMİZ, ÜREME, ÜREMİ, VEREM, AHREM, BEREM, BİREM, CEREM, DEREM, DİREM, EKREM, EVREM, GİREM, GÜREM, HEREM, İREME, KÜREM, MAREM, MEREM, ÖREME, PİREM, PÜREM, REMUK, REMZİ, Devamını Oku »»
KREM, REMİ, ÜREM, EREM, İREM
REM
REM
Remil. Doz eşdeğerinin eski birimi. Yeni birim: sievert(Sv) 1 rem = 10¯² j.kg¯¹. Radyasyonun dokularda yaptığı biyolojik hasarın ifadesinde kullanılan radyasyon ölçü birimi. Bir radlık yüksek voltaj X ışınlarının insan dokusuna verdiği kadar zarar vermeye yeterli radyasyon miktarı ölçüsü.
DEPREMSİZLİK
Depremsiz olma durumu.
TREMATODİYOZİS
Trematod enfeksiyonları.
KİREMİTÇİSALİH
Edirne şehrinde, Uzunköprü ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
MİKROFİLAREMİ
Dolaşım kanında mikrofilerlerin bulunması durumu.
PİREMEHMETAĞA
Diyarbakır kenti, Ovabağ nahiyesine bağlı bir bölge.
PLEUROTREMATA
Köpek balıkları.
ŞİREMİRTABAKLAR
Bartın şehrinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
HİPERFOSFOREMİ
Kanda aşırı miktarda fosfor bileşiklerinin bulunması.
ŞEYHÜLHAREMEYN
Hac yolcularının ve sürre alayının güvenle Hicaz'a gidip dönmelerini sağlamakla görevli olan Şam valilerinin sanı.
HADİMÜLHAREMEYN
Halifeliği aldıktan sonra Osmanlı padişahlarının kullandıkları bir san.
PREMEDİKASYON
Ön anestezi.
NEKTAREMENGİLLER
Kuşlar (Aves) sınıfının, ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, öz ötücüler (Oscines) üst familyasından, gagaları ince ve uzun, kanatları sivri, tüyleri madeni parlaklık gösteren, küçük kuşları içine alan bir familya.
TROGLOTREMATİDAE
Kuş ve memelilerin çeşitli organları ve sinüslerinde yaşayan 10 mm den küçük, kimileri yalnızca 1-2 mm uzunlukta olan, kalın, dikenli veya pullu, oval yapılı trematod ailesi. En önemli cinsi Paragonimus'tur.
KİREMİTÇİLİK
Kiremitçinin yaptığı iş.
HÜRREMPALANGASI
Erzincan ilinde, Çatalarmut nahiyesine bağlı bir bölge.
Bu bölümde tanımı içerisinde REM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BİRUN
Osmanlı sarayında Harem dairesinin ve Enderun'un dışında kalan bölüm.
ASBEST
Tremolitin bozulmasından oluşan, lifli, kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral, taş pamuğu, kaya lifi.
APIŞMAK
Hayvan yorgunluktan bacaklarını birbirinden ayırarak çöküvermek. Ne yapacağını kestirememek, şaşırmak. Oturmak, bacakları ayırarak çömelmek.
AKTARICI
Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.
ANGUT
Ördekgillerden, tüyleri kiremit renginde, evcilleştirilebilen bir yaban kuşu (Casarca ferruginea). Ahmak, kaba saba.
BAZİT
Bazit mantarların üreme organı.
AKARCA
Küçük akarsu. Sürekli işleyen çıban, fistül. Kaplıca. Kemik veremi.
AŞIRI
Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın. Gereğinden fazla, çok. Gereğinden fazla olarak, çokça. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem. Ötede, ötesinde.
BINGILDAMAK
Et ve sıvı yumuşaklık veya şişmanlık sebebiyle oynamak, titremek.
AMBALE
"Birini düşünemez duruma getirmek, çok yormak, fazla gaz vererek otomobili çalışamaz duruma getirmek" anlamlarındaki ambale etmek ve "çok yorulup iş göremez, düşünemez duruma gelmek" anlamındaki ambale olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
BELEDİYE
İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.
ATLAMAK
Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.
BİYOLOJİ
Bitki ve hayvanların köken, dağılım, yapı, gelişim, büyüme ve üremelerini inceleyen bilim dalı, dirim bilimi.
BİNDİRME
Bindirmek işi. Birbiri üzerine gelerek eklenen levha, kiremit, ahşap parçalarının durumu. Çıkarma harekâtına katılacak birliklerin, çıkarma yerine gitmek için kendilerine ayrılan deniz araçlarına binmeleri.
BASİRETSİZLİK
Gerçekleri, ileriyi ve uzağı görememe, sağgörüsüzlük.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ASTİGMATİZM
Gözün saydam tabakasında meridyenlerin eşitsizliği yüzünden net görememe durumu.
BİTLENMEK
Üzerinde bit üremek.
ACEMİ
Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.