Sonu REM ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "rem" olan, toplam 72 adet kelime bulunmaktadır. Sonu rem ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında rem olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde rem olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

HACIMUHARREM

10 harfli kelimeler

KESİKKEREM

8 harfli kelimeler

MUHARREM, MEHERREM, PATAKREM, MÖHDEREM, MÜKERREM, DİSPİREM, NAMAHREM, NEMEHREM, MUHTEREM, HAŞVEREM, PERİTREM, EPİKEREM

7 harfli kelimeler

DEPEREM, BİTÜREM, BÜTÜREM, KEPİREM, KEPEREM, MİLİREM, LACEREM, ELDİREM, EKSTREM

6 harfli kelimeler

HÜRREM, KEFREM, DEPREM, GÖKREM, KEPREM, MÖBREM, NEFREM, ÖĞEREM, ÖNÖREM, TEHREM, YEPREM, TİTREM, TEOREM, MÜBREM, MAHREM, EĞEREM, DEBREM, DEHREM

5 harfli kelimeler

SEREM, KEREM, PİREM, PÜREM, VEREM, SÜREM, HAREM, TEREM, TİREM, YAREM, BAREM, ZEREM, CEREM, GİREM, GÜREM, EKREM, HEREM, DİREM, DEREM, EVREM, BİREM, KÜREM, MAREM, BEREM, MEREM, AHREM

4 harfli kelimeler

KREM, İREM, EREM, ÜREM

3 harfli kelimeler

REM

Bazı kelimelerin anlamları

REM

Remil. Doz eşdeğerinin eski birimi. Yeni birim: sievert(Sv) 1 rem = 10¯² j.kg¯¹. Radyasyonun dokularda yaptığı biyolojik hasarın ifadesinde kullanılan radyasyon ölçü birimi. Bir radlık yüksek voltaj X ışınlarının insan dokusuna verdiği kadar zarar vermeye yeterli radyasyon miktarı ölçüsü.

NAMAHREM

Evlenmelerinde yasa bakımından sakınca olmayan (kadın ve erkek). Yabancı, el.

PATAKREM

Yüz ve boyundaki bozuklukları ve pürüzleri gideren pudra ile fondöten karışımı bir madde.

PERİTREM

Çoğunlukla Mesostigmata alt sınıfı akarlarda stigmadan ileri doğru uzanan sklerit.

DEPEREM

Hastalıklı insan: Benim dayı oğlu deperem bir insandır. Bağlarda biten bir ot.

NEMEHREM

Namahrem.

MEHERREM

Arapça kökenli muharrem: Muharrem.

DİSPİREM

Mitoz bölünmenin telofaz evresinde, kromozomların matrikslerinin erimesi sonucu, hücre kutuplarında ortaya çıkan çift yumaklı görüntülü oluşum. Kronemalar gevşeyip uzayarak yumaklanma yaparlar.

HAŞVEREM

İlkbaharda yetişen bir çeşit yabani pancar.

MUHARREM

Ay takviminin birinci ayı, aşure ayı, matem ayı.

MUHTEREM

Saygıdeğer.

HACIMUHARREM

Kastamonu kenti, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

MÖHDEREM

Arapça kökenli muhterem: muhterem.

EPİKEREM

Önertilerinin biri veya her ikisi kanıtıyla birlikte ileri sürülen tasım.

MÜKERREM

Saygıdeğer, sayılan, aziz.

KESİKKEREM

Halk türkülerinde geçen ünlü bir ezgi.

  -   -   -  

Anlamında REM bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde REM geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ACEMİ

Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.

ASBEST

Tremolitin bozulmasından oluşan, lifli, kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral, taş pamuğu, kaya lifi.

APIŞMAK

Hayvan yorgunluktan bacaklarını birbirinden ayırarak çöküvermek. Ne yapacağını kestirememek, şaşırmak. Oturmak, bacakları ayırarak çömelmek.

ANGUT

Ördekgillerden, tüyleri kiremit renginde, evcilleştirilebilen bir yaban kuşu (Casarca ferruginea). Ahmak, kaba saba.

ATLAMAK

Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.

AKTARICI

Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.

BAZİT

Bazit mantarların üreme organı.

ASTİGMATİZM

Gözün saydam tabakasında meridyenlerin eşitsizliği yüzünden net görememe durumu.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

BİYOLOJİ

Bitki ve hayvanların köken, dağılım, yapı, gelişim, büyüme ve üremelerini inceleyen bilim dalı, dirim bilimi.

BINGILDAMAK

Et ve sıvı yumuşaklık veya şişmanlık sebebiyle oynamak, titremek.

BİNDİRME

Bindirmek işi. Birbiri üzerine gelerek eklenen levha, kiremit, ahşap parçalarının durumu. Çıkarma harekâtına katılacak birliklerin, çıkarma yerine gitmek için kendilerine ayrılan deniz araçlarına binmeleri.

BELEDİYE

İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.

BASİRETSİZLİK

Gerçekleri, ileriyi ve uzağı görememe, sağgörüsüzlük.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

AMBALE

"Birini düşünemez duruma getirmek, çok yormak, fazla gaz vererek otomobili çalışamaz duruma getirmek" anlamlarındaki ambale etmek ve "çok yorulup iş göremez, düşünemez duruma gelmek" anlamındaki ambale olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz.

AKARCA

Küçük akarsu. Sürekli işleyen çıban, fistül. Kaplıca. Kemik veremi.

AŞIRI

Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın. Gereğinden fazla, çok. Gereğinden fazla olarak, çokça. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem. Ötede, ötesinde.

BİRUN

Osmanlı sarayında Harem dairesinin ve Enderun'un dışında kalan bölüm.

BİTLENMEK

Üzerinde bit üremek.