Kelimeler arşivi içinde; başında "ren" olan, toplam 75 adet kelime bulunmaktadır. ren ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ren ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ren olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
RENKLENDİREBİLMEK
RENKLENDİREBİLME
RENKLENİVERMEK
RENKLENDİRİCİ, RENKLENDİRMEK, RENKLENİVERME
RENOPULMONER, RENKLENDİRME, RENKÖNLEYİEİ, RENKSİZLENME, RENATÜRASYON
RENDELENMEK, RENKGİDEREN
RENKYUVARI, RENKTEŞSİZ, RENCİDELİK, RENKSEYİCİ, RENKLENMEK, RENKTEŞLİK, RENKSERLİK, RENKSİZLİK, RENKLEMELİ, RENKÖLÇÜMÜ, RENÇPERLİK, RENKTAŞLIK, RENKSELLİK, RENDELENME, RENDELEMEK
RENKLİLİK, RENKLEMEK, RENKLENME, RENKÖLÇER, RENKÖLÇME, RENKÖLÇÜM, RENKSEÇER, RENKSEMEZ, RENDELEME, RENKÇİLİK, RENDERİNG, RENKVEREN, RENGARENK, RENKYAPAN
RENKLEME, RENKSEME, RENDESİZ, RENOPATİ, RENGİNAR, RENİFORM, RENİNİZM, RENKULUS
RENKTAŞ, RENCİDE, RENALİS, RENKSİZ, RENKTEŞ, RENÇPER, RENKSER, RENDELİ, RENKÖZÜ, RENETTE, RENİTİS
RENNİN, RENNET, RENYUM, RENKLİ, RENKÇİ, RENGİN
RENİN, RENET, RENDE, RENAN, RENAL
RENK, RENG
REN
REN
Böbrek.
RENKLENİVERMEK
Aniden renkli duruma gelmek.
RENKYUVARI
Güneş'in ışıkyuvarını saran, yaklaşık 10000 km. kalınlığındaki küre kabuğu.
RENOPULMONER
Hem böbrek hem de akciğerlerle ilgili olan.
RENKLENDİREBİLME
Renklendirebilmek işi.
RENKLENDİRMEK
Bir şeyin renkli olmasını sağlamak. Neşelendirmek, canlılık ve hareket kazandırmak.
RENKSİZLENME
Isıl işlem ya da yüzey işleminin yanlış uygulanması sonucu, metal yüzeylerin, renklerini yitirmeleri ya da lekeli bir görünüş kazanmaları olayı.
RENKGİDEREN
Bazı maddelerin rengini yok etmekte kullanılan kimyasal madde.
RENKLENİVERME
Renklenivermek işi.
RENKTEŞSİZ
Birlikte etki yaptıklarında farklı renk duyulanmaları doğuran renk uyartıları.
RENKÖNLEYİEİ
Ters bağdaşımda, dalgalıktan gelen ya da almaçta oluşan parazitlerin, renk eşlemesi imi olmadığı vakit istenmeyen renge yol açmaması için, bu imlere ayrılan yükselteçleri çalıştırmayan düzen.
RENKLENDİRİCİ
Renk veren madde. Fotoğrafçılıkta renk yaratma işlemini yapan alet. Şeker, pasta, dondurma vb. besinlere organik veya inorganik olarak eklenen madde.
RENATÜRASYON
Denatürasyona uğratılmış kimyasal bir bileşiğin, belli bağlarını bozan etkilerin kaldırılması ile üç boyutlu yapısını tekrar kazanması. Denatüre olmuş proteinlerin tekrar eski yapılarına dönmesi. Denatüre olmuş proteinlerin denatüre edici koşullar uzaklaştırıldığında yeniden doğal yapı ve işlevlerine dönmesi.
RENKLENDİREBİLMEK
Renklendirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
RENKLENDİRME
Renklendirmek işi. Kimyasal işlemlerle tek renkli pozitif görüntüde değişik renkli sonuçlar elde etme.
RENDELENMEK
Rendeleme işi yapılmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde REN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇELYA
Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki (Rhododendron).
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
ACAYİP
Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.
ABU
Şaşma ve korku bildiren bir söz.
ACELECİ
Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
AÇIKLAŞMAK
Açık duruma gelmek. Rengi açılmak.
ABADİ
Açık saman renginde, ipekten yapılan, yarı mat, kalınca bir yazı kâğıdı türü.
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ACEMBORUSU
Canlı kırmızı renkli çiçek açan, uzun boylu bir tür süs bitkisi (Bignonia radicams).
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
AÇIKLAŞTIRMAK
Açık duruma getirmek. Rengini açtırmak.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
AÇIKLAMALI
Birtakım açıklamalarla anlaşılması, öğrenilmesi kolaylaştırılmış, izahlı.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).