Kelimeler arşivi içinde; başında "pak" olan, toplam 60 adet kelime bulunmaktadır. pak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu pak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde pak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
PAKİPERİTONİTİS, PAKETLEYEBİLMEK
PAKİMENİNGİTİS, PAKİDERMATOZİS, PAKETLEYEBİLME
PAKİPLÖRİTİS
PAKİMENİNKS, PAKETLETMEK, PAKETLENMEK
PAKİSTANLI, PAKETLEYİŞ, PAKIRÇILIG, PAKETLEMEK, PAKETLENİŞ, PAKETLENME, PAKETLETME
PAKİDERMİ, PAKİMETRE, PAKETLEME, PAKLANMAK
PAKLEMEK, PAKİNSİS, PAKİNEMA, PAKLAMAK, PAKLANMA
PAKİTEN, PAKLAVI, PAKLAĞU, PAKLAMA, PAKLAVA, PAKRENC, PAKANUT, PAKANAK, PAKALIN
PAKLIK, PAKMAN, PAKRAÇ, PAKRAK, PAKBAZ, PAKİZE, PAKKAN, PAKLAK, PAKSAN, PAKSÜT
PAKTA, PAKSU, PAKLO, PAKLA, PAKİT, PAKIR, PAKIL, PAKET, PAKER, PAKEL, PAKAN, PAKAM
PAKİ, PAKA, PAKT
PAK
PAK
Temiz.
PAKETLETMEK
Paketleme işini yaptırmak.
PAKİPERİTONİTİS
Karın zarı yangısı ve kalınlaşması.
PAKİMENİNKS
Sert beyin ve omurilik zarı.
PAKETLENMEK
Paketleme işine konu olmak.
PAKETLEYEBİLME
Paketleyebilmek işi.
PAKİDERMATOZİS
Derinin normal dışı biçimde kalınlaşması.
PAKETLEYEBİLMEK
Paketleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
PAKETLENME
Paketlenmek işi.
PAKETLENİŞ
Paketlenme işi.
PAKİMENİNGİTİS
Beyin ve omuriliğin en dış zarı olan duramaterin yangısı, meningitis, perimeningitis.
PAKETLEYİŞ
Paketleme işi.
PAKİPLÖRİTİS
Göğüs zarının yangısı ve kalınlaşması.
PAKETLEMEK
Bir veya birkaç şeyi kâğıda sararak, kutuya koyarak bağlamak. Birini baştan savmak, atlatmak. Yakalamak, ele geçirmek, derdest etmek.
PAKİSTANLI
Pakistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
PAKIRÇILIG
Bakırcılık.
Bu bölümde tanımı içerisinde PAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇAPAKLANMA
Çapaklanmak işi.
ARITMAK
Temizlemek, temiz duruma getirmek, paklamak. Katışıksız duruma getirmek, tasfiye etmek.
CİLT
Ten. Bir eserin ayrı ayrı basılan bölümlerinden her biri. Formaları, yaprakları birbirine dikerek veya yapıştırarak kitap, defter, dergi vb.ne geçirilen deri, bez veya kâğıtla kaplı kapak.
BRANDA
Ambar kapaklarının veya filikaların üzerine örtülen, muşamba benzeri, su geçirmez, kalın bez, branda bezi. Gemilerde tayfa ve erlerin yattığı dikdörtgen biçiminde, astarlanmış bezden yapılan, halatlarla bir yere tutturulan asılı yatak.
BEMBEYAZ
Çok beyaz, apak. Pırıl pırıl, apaçık bir biçimde.
BAĞLAMAK
Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.
ÇALPARA
Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç. Açıklarda, kumluk alanlarda yaşayan ve ağları keserek balıkçılara zarar veren bir tür çağanoz (Portunus puber). Gemi bordasında, pis suları dışarı akıtıp deniz suyunu, içeri almayan, tulumba içindeki özel kapak.
BASARNA
Bir cismin bir yanını kaldıraçla yükseltme işi. Dalyanın kapak yeri.
ATOM
Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık. Yaprakları üst üste sarılı topak marul. Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri.
ALINDILI
Postaya ek ücret ödenerek alındı karşılığında verilen ve alıcısına ulaştırılması üstlenilmiş olan (mektup, paket vb.), taahhütlü.
AÇACAK
Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.
ÇANDI
Çivisiz, birbirine geçirilme yöntemine göre kesilmiş hazır kereste. Tahta kapak ya da tavan.
ÇAPAKLANMAK
Çapak oluşmak.
ANTLAŞMA
İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu, ahit, muahede, ahitleşme, pakt. Bu durumu belirten belge.
ÇITÇIT
Üzerinde dikili bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye ve tutturmaya yarayan, iki parçadan yapılmış metal nesne, fermejüp, kopça. Mobilya kapaklarını, kapıları kilitleme ve sürgülemenin dışında kapalı tutmaya yarayan ve az bir kuvvetle açılıp kapanmasını sağlayan iki parçalı metal veya plastik araç. Kadınların saçlarını daha uzun göstermek için taktıkları ek şaç.
ANOMALİ
Sapaklık.
ÇİZME
Çizmek işi. Koncu diz kapaklarına kadar çıkan bir ayakkabı türü.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
BALHANE
Bal süzme ve paketleme işlemlerinin yapıldığı yer.
DALKAVUK
Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse, huluskâr, yağcı, yalaka, yağdanlık, yalpak, yaltak, yaltakçı, kemik yalayıcı, çanak yalayıcı. Saraylarda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren kimse.