Kelimeler arşivi içinde; başında "pal" olan, toplam 205 adet kelime bulunmaktadır. pal ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu pal ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde pal olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
PALEOKLİMATOLOJİ
PALAZLANABİLMEK
PALATOFARİNGAL, PALAZLANABİLME, PALAZLANDIRMAK
PALATOGLOSSAL, PALAZLANDIRMA, PALEOBİYOLOJİ, PALEOCOĞRAFYA, PALEONTOLOJİK, PALMİYEGİLLER
PALAMARCILIK, PALAMUTLAMAK, PALAMUTLULAR, PALANLIKARGA, PALATOPLASTİ, PALAVRACILIK, PALDIRDATMAK, PALEOBOTANİK, PALEOEKOLOJİ, PALEONTOLOJİ, PALEOZOOLOJİ, PALTAZIMBASI
PALAKÇAYIRI, PALAMUTGÜNÜ, PALAMUTLAMA, PALATOŞİZİS, PALAZLANMAH, PALAZLANMAK, PALAZLAŞMAK, PALDIRATMAK, PALDIRDAMAK, PALLİKLEMEK, PALPEBRALİS, PALPEBRİTİS, PALTANGILLI
PALALANMAK, PALAMUTÇUK, PALAMUTKÖY, PALAMUTOBA, PALANDÖKEN, PALANGASIZ, PALASANLIK, PALAZIRMAK, PALAZLAMAK, PALAZLANMA, PALAZLAŞMA, PALAZOBASI, PALDIRAMAK, PALEARKTİK, PALEOGRAFİ, PALEOLİTİK, PALİNOLOJİ, PALMİYELİK, PALYAÇOLUK
PALABIYIK, PALAKAPYA, PALAMARCI, PALAMUTLU, PALANGALI, PALANTEPE, PALAPURÇA, PALASPARE, PALATİNUS, PALATİTİS, PALAVRACI, PALAZIMAK, PALAZLAMA, PALDAMSIZ, PALDIMSIZ, PALDIRDAK, PALEOGRAF, PALEOZOİK, PALİKARYA, PALİNDROM, PALLADYUM, PALLAMPOS, PALLANPOS, PALLANPOŞ, PALPASYON, PALTANCIK, PALTIMSIZ
PALADYUM, PALAMPOŞ, PALANDIZ, PALANGIÇ, PALANLIK, PALARMAK, PALASPIR, PALASPUR, PALAVARA, PALAZLAR, PALÇIKLI, PALDIRAK, PALDIRTI, PALETSİZ, PALLACIK, PALLADİK, PALLADUS, PALLAMAK, PALLAMİN, PALLOTÇU, PALMARİS, PALMİTAT, PALMİTİK, PALMİTİL, PALMİTİN, PALPEBRA, PALTABAŞ, PALTACIK, PALTOLUK, PALTOSUZ, Devamını Oku »»
PALAÇOR, PALADIZ, PALAFUR, PALAKAN, PALALIK, PALAMAK, PALAMAR, PALAMUT, PALANGA, PALANKA, PALANLI, PALANNI, PALANZA, PALAPAÇ, PALARVA, PALASGA, PALASKA, PALAŞHA, PALATIR, PALATİN, PALATUM, PALAVRA, PALAYIŞ, PALETLİ, PALİZAT, PALMİYE, PALOÇOR, PALOĞRA, PALTALI, PALTOLU, Devamını Oku »»
PALAÇO, PALAĞI, PALAKA, PALALA, PALALI, PALANK, PALAZA, PALÇIH, PALDIM, PALDIN, PALDIR, PALDON, PALDUM, PALEAR, PALEZE, PALIZA, PALİKE, PALLAK, PALLAS, PALLIT, PALMAR, PALMAT, PALMİN, PALPUS, PALTAN, PALTAR, PALTIN, PALTON, PALTUN, PALYOŞ
PALAA, PALAĞ, PALAH, PALAK, PALAN, PALAS, PALAU, PALAZ, PALEA, PALEO, PALET, PALIT, PALİK, PALLE, PALLI, PALOL, PALTA, PALTI, PALTO, PALUT, PALYA
PALA, PALI, PALİ, PALK, PALM, PALO, PALP, PALU
PAL
PAL
Bir cins güvercin.
PALAZLANABİLME
Palazlanabilmek işi.
PALATOFARİNGAL
Damak ve farinkse ait.
PALAMUTLAMAK
Deriyi, sepilemek için palamut doldurulmuş çukura yatırmak.
PALMİYEGİLLER
Genellikle sıcak bölgelerde yetişen, basit bir kongövde ve bunun tepesinde yelpaze biçiminde telek damarlı yaprakları olan, hurma ve Hindistan cevizi ağaçlarını içine alan bir familya.
PALEOKLİMATOLOJİ
Geçmiş çağların iklim şartlarını inceleyen bilim dalı.
PALEOCOĞRAFYA
Geçmiş çağların coğrafyasını araştıran bilim dalı.
PALEOBİYOLOJİ
Soyu tükenmiş bitki, hayvan ve mikroorganizmaların biyolojilerinin incelendiği bilim dalı.
PALAMUTLULAR
Kayıngiller.
PALAZLANDIRMAK
Palazlanma işini yaptırmak.
PALAZLANDIRMA
Palazlandırmak işi.
PALEONTOLOJİK
Taşıl bilimsel.
PALATOGLOSSAL
Damak ve dile ait.
PALAZLANABİLMEK
Palazlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
PALANLIKARGA
Büyük ve kara renkli karga.
PALAMARCILIK
Palamarcının yaptığı iş.
Bu bölümde tanımı içerisinde PAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BEDESTEN
Kumaş, mücevher vb. değerli eşyaların alınıp satıldığı kapalı çarşı.
BAĞLI
Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.
BALON
Isıtılmış hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan, atmosferde uçabilen, küre biçiminde araç. Aslı olmayan, palavra şey. Karikatürde içi sözle doldurulan yuvarlak. Karnı yuvarlak ve şişkin, boynu dar cam kap. Hava veya gazla doldurulmuş, kauçuktan yapılmış olan çocuk oyuncağı. Geriden gelen rüzgârdan yararlanmak amacıyla yatın ana direği üzerine çekilen üç köşeli, hafif yelken.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AMPUL
İçinde, elektrik akımı ile akkor durumuna gelerek ışık verebilen bir iletkeni bulunan, havası boşaltılmış cam şişe. İçinde sıvı durumda ilaç bulunan, kapalı cam tüp.
BARINMAK
Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak. Bir yerde yatarak geceyi geçirmek. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak. Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak. Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.
AKSAMAK
Hafifçe topallamak. Bir iş gereği gibi yürümemek, geri kalmak.
BİLMECE
Bir şeyin adını anmadan niteliklerini üstü kapalı söyleyerek o şeyin ne olduğunu bulmayı dinleyene veya okuyana bırakan oyun, muamma. Bilinmeyen şey, muamma.
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
AVRUPAİ
Avrupalılara özgü, Avrupalılara benzer, Avrupalılar gibi.
AHIR
Evcil büyükbaş hayvanların barındığı kapalı yer, hayvan damı.
BALONCU
Balon satan kimse. Palavracı.
BADİK
Ördek. Palaz. Kısa boylu.
AVRUPALILAŞMAK
Avrupalıların düşünce, davranış ve yaşantılarını benimsemek.
AĞCIK
Palmiyelerde çiçeklerin dibinin çevresindeki telli kın.
ALTIPARMAK
Bir tür iri palamut balığı. Bu kumaştan yapılmış olan gelin giysisi. Ayrı renkte altı yolu olan kumaş.
APOKALİPTİK
Anlaşılmaz, kapalı, karanlık (söz veya yazı).
ANIŞTIRMAK
Bir şeyi açıkça söylemeyip üstü kapalı anlatmak, dolaylı anlatmak, ima etmek, ihsas etmek.
AKSAK
Aksayan, hafifçe topallayan. İyi gitmeyen, iyi işlemeyen. Türk müziğinde kıvrak bir usul. Eski Yunan ve Latin şiir ölçüsünde, sondan bir önceki hecesi kısa olacak yerde uzun olan dize.