PAM ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "pam" olan, toplam 65 adet kelime bulunmaktadır. pam ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu pam ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde pam olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

PAMPİNİFORMİS, PAMUKLIYANOTU

12 harfli kelimeler

PAMUKÇATMASI, PAMUKÇUKKÜFÜ, PAMBIKLANMAK, PAMBUKLANMAK

11 harfli kelimeler

PAMPİNİFORM, PAMIKLANMAK, PAMUKLANMAK

10 harfli kelimeler

PAMPALAMAK, PAMUKBULUT, PAMUKÇULAR, PAMUKÇULUK, PAMUKLANMA, PAMUKLUDAĞ

9 harfli kelimeler

PAMUKKALE, PAMBURCUK, PAMUKYAZI, PAMUKTAŞI, PAMUKÖREN

8 harfli kelimeler

PAMPECİK, PAMUKKIR, PAMPAYIK, PAMUĞAKİ, PAMUKAKİ, PAMUKTAŞ, PAMUKÇUK, PAMUKOVA, PAMUKOTU, PAMUKLUK, PAMPALAK, PAMBALAK, PAMBIKLI, PAMBILPA, PAMBUCAK, PAMIKLIK, PAMPACIK

7 harfli kelimeler

PAMUCAK, PAMPARA, PAMUKÇU, PAMUKLU, PAMUKLA

6 harfli kelimeler

PAMBUH, PAMBIG, PAMBIĞ, PAMBIH, PAMBIK, PAMBIL, PAMPIR, PAMPAL, PAMBUG, PAMPUR, PAMBUK, PAMBUL, PAMPAK, PAMPUL, PAMPAH, PAMUÇA

5 harfli kelimeler

PAMIK, PAMİR, PAMİT, PAMPA, PAMUK

4 harfli kelimeler

PAMA

3 harfli kelimeler

PAM

Bazı kelimelerin anlamları

PAM

Nokta mutasyonu yüzdesi; bir proteinin polipeptit dizisinde her 100 amino asitte değişen amino asit sayısı.

PAMBIKLANMAK

Giyecekler yıpranıp tiftiklenmek : İç gömleğim pambıklandı. Yiyeceklerin üstü küflenerek beyazlanmak.

PAMPALAMAK

Bir kimseyi benimseyip korumak.

PAMPİNİFORMİS

Asma filizi biçiminde olan.

PAMUKBULUT

Durgun havalarda dağ üstlerinde görülen kat kat beyaz bulut topluluğu.

PAMUKLANMA

Pamuklanmak işi.

PAMUKÇATMASI

Dört çocuğun birbirlerinin üstlerine binerek oynadıkları bir çeşit oyun.

PAMUKLUDAĞ

Erzurum ili, Pazaryolu ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

PAMUKÇULUK

Pamukçunun işi.

PAMPİNİFORM

Sarmaşığa benzer biçimde, asma filizini andırır biçimde olan.

PAMUKÇULAR

Artvin ilinde, Yusufeli ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Aydın kenti, Bağarası nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

PAMUKLIYANOTU

Pamuk gibi çiçekleri olan bir kır bitkisi.

PAMBUKLANMAK

Yiyeceklerin üstü küflenerek beyazlanmak. Ekmek, sebze, meyve ve benzerleri yiyecekler küflenmek.

PAMUKLANMAK

Üstü incecik pamuk biçiminde küf bağlamak. Toz pamuk gibi olmak.

PAMUKÇUKKÜFÜ

Ağmantarlar topluluğundan olup, bakımsız hastalarda öldürücü nitelikler kazanabilen pamukçuk etkeni ilkel bitki.

PAMIKLANMAK

Yiyeceklerin üstü küflenerek beyazlanmak.

  -   -   -  

Anlamında PAM bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde PAM geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BAYGINTI

Baygınlık. İpek böceklerinin sindirim organlarında görülen ve yemden kesilmelerine yol açan bir hastalık. Bu sebeple koza yapamama durumu.

CEHRE

Pamuk, yün, ipek vb.ni eğirip iplik durumuna getirmeye yarar araç, iğ.

ASBEST

Tremolitin bozulmasından oluşan, lifli, kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral, taş pamuğu, kaya lifi.

BEZ

Pamuk ya da keten ipliğinden yapılmış olan dokuma, çaput. Herhangi bir cins kumaş. Kumaş veya dokumadan yapılmış. İçinden geçen kandan veya öz sudan bazı maddeler ayırarak salgı oluşturan organ. Herhangi bir iş için kullanılan dokuma. Pamuktan, düz dokuma.

ANAHTAR

Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.

AKALA

Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir tür pamuk.

AĞIRLAŞMAK

Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.

BEYAZSİNEK

Özellikle pamukların üzerinde üreyerek bitkinin öz suyunu emen ve kurumasına sebep olan bir tür sinek.

BASMACI

Basma yapan ya da satan kimse. Bohça ile köylerde eşya satan kadın, bohçacı. Pamuklu, tülbent vb. üzerine kalıpla desen basan kimse.

BEDİRİK

Temizlenip taranmış ve eğrilmeye hazır duruma getirilmiş yün veya pamuk topağı.

BUMBAR

Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların kalın bağırsağı. Bu bağırsağa ciğer, kıyma, pirinç veya bulgur doldurularak yapılmış olan yemek. Soğuğun girmesini önlemek için kapı ve pencere aralıklarına takılan, içi pamuk dolu, uzun bez kılıf.

BASMA

Basmak işi. Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua. İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun. Gübre, tezek. Basılmış, matbu. Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş. Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı. Bu kumaştan yapılan.

BOZMAK

Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek. Büyük parayı küçük birimlere ayırmak. Dokunmak, zarar vermek. Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak. Bağ veya bostanın son ürününü toplamak. Geçersiz bir duruma getirmek. Bırakmak, dağıtmak. Biçimini ve kullanılışını değiştirmek. Altını paraya çevirmek, bozdurmak. Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya sözünü yalana çıkararak küçük düşürmek. Yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek. Kızlığına zarar vermek. Kötü duruma getirmek. Aklını yitirecek derecede bir şeye düşkün olmak. Bozguna uğratmak, yenmek, mağlup etmek.

AFALLAŞMAK

Şaşkınlık içinde kalmak, şaşırıp bir şey yapamaz olmak.

BOZUK

Bozulmuş olan. Kızgın, sıkıntılı. Madenî para, bozuk para. Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ). Türk halk müziğinde, bağlamadan biraz büyük ve meydan sazından küçük dokuz telli bir saz. Kötümser, gergin, huzursuz, karışık.

BELEDİ

Şehirle ilgili. Pamuklu, kalın bir tür kumaş. Yerleşik.

BEKİTMEK

Kapamak, tıkamak.

BARİKAT

Bir yolu veya geçidi kapamak için her türlü araçtan yararlanılarak yapılmış olan engel.

CİN

Dinî inanışa göre duyularla kavranamayan, insanlar gibi irade ve anlama yeteneğine sahip, ilahi emirlere uymakla yükümlü tutulan yaratık. Masallarda göze görünmeyen, türlü biçimlere girebilen, iyilik de kötülük de yapabilen yaratık. Akıllı, zeki, uyanık kimse. Buğday, arpa, yulaf vb.nden elde edilen ve ardıçla kokulandırılan bir alkollü içki türü, ardıç rakısı. Pamuklu, kalın kumaştan giysi veya pantolon.

AFALLAŞTIRMAK

Şaşkınlık içinde bırakmak, birini şaşırıp bir şey yapamaz duruma sokmak.