Kelimeler arşivi içinde; sonunda "pam" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. Sonu pam ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında pam olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde pam olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KLONEZAPAM
LORAZEPAM, MEDAZEPAM, OKSAZEPAM, TEMAZEPAM, ZOLAZEPAM
PRAZEPAM
TOPAM
PAM
PAM
Nokta mutasyonu yüzdesi; bir proteinin polipeptit dizisinde her 100 amino asitte değişen amino asit sayısı.
TEMAZEPAM
Kısa etki süreli benzodiazepin türevi bir ilaç.
TOPAM
Bakır tas. (Gedikli Şarkikaraağaç Isparta).
LORAZEPAM
Anksiyolitik ve hipnotik olarak kullanılan benzodiazepine grubu ilaç.
PRAZEPAM
Benzodiazepin türevi trankilizan, yatıştırıcı, kas gevşetici ve çırpınma önleyici etkileri olan bir ilaç.
ZOLAZEPAM
Benzodiazepin türevi kas gevşetici ve sakinleştirici etkileri olan bir ilaç.
OKSAZEPAM
Etki süresi kısa, benzodiazepin türevi bir ilaç.
KLONEZAPAM
Diazepamdan daha güçlü etkinliğe sahip, antiepileptik olarak kullanılan benzodiazepin türevi bir ilaç.
MEDAZEPAM
Vücutta önce diazepam daha sonra desmetildiazepamla oksazepama dönüştürülen, anksiyolitik ve sedatif amaçlı kullanılan bir ön ilaç.
Bu bölümde tanımı içerisinde PAM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BELEDİ
Şehirle ilgili. Pamuklu, kalın bir tür kumaş. Yerleşik.
AKALA
Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir tür pamuk.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
BASMA
Basmak işi. Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua. İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun. Gübre, tezek. Basılmış, matbu. Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş. Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı. Bu kumaştan yapılan.
CEHRE
Pamuk, yün, ipek vb.ni eğirip iplik durumuna getirmeye yarar araç, iğ.
BEKİTMEK
Kapamak, tıkamak.
ASBEST
Tremolitin bozulmasından oluşan, lifli, kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral, taş pamuğu, kaya lifi.
BEDİRİK
Temizlenip taranmış ve eğrilmeye hazır duruma getirilmiş yün veya pamuk topağı.
CİN
Dinî inanışa göre duyularla kavranamayan, insanlar gibi irade ve anlama yeteneğine sahip, ilahi emirlere uymakla yükümlü tutulan yaratık. Masallarda göze görünmeyen, türlü biçimlere girebilen, iyilik de kötülük de yapabilen yaratık. Akıllı, zeki, uyanık kimse. Buğday, arpa, yulaf vb.nden elde edilen ve ardıçla kokulandırılan bir alkollü içki türü, ardıç rakısı. Pamuklu, kalın kumaştan giysi veya pantolon.
BUMBAR
Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların kalın bağırsağı. Bu bağırsağa ciğer, kıyma, pirinç veya bulgur doldurularak yapılmış olan yemek. Soğuğun girmesini önlemek için kapı ve pencere aralıklarına takılan, içi pamuk dolu, uzun bez kılıf.
BAYGINTI
Baygınlık. İpek böceklerinin sindirim organlarında görülen ve yemden kesilmelerine yol açan bir hastalık. Bu sebeple koza yapamama durumu.
BOZMAK
Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek. Büyük parayı küçük birimlere ayırmak. Dokunmak, zarar vermek. Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak. Bağ veya bostanın son ürününü toplamak. Geçersiz bir duruma getirmek. Bırakmak, dağıtmak. Biçimini ve kullanılışını değiştirmek. Altını paraya çevirmek, bozdurmak. Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya sözünü yalana çıkararak küçük düşürmek. Yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek. Kızlığına zarar vermek. Kötü duruma getirmek. Aklını yitirecek derecede bir şeye düşkün olmak. Bozguna uğratmak, yenmek, mağlup etmek.
BEYAZSİNEK
Özellikle pamukların üzerinde üreyerek bitkinin öz suyunu emen ve kurumasına sebep olan bir tür sinek.
BEZ
Pamuk ya da keten ipliğinden yapılmış olan dokuma, çaput. Herhangi bir cins kumaş. Kumaş veya dokumadan yapılmış. İçinden geçen kandan veya öz sudan bazı maddeler ayırarak salgı oluşturan organ. Herhangi bir iş için kullanılan dokuma. Pamuktan, düz dokuma.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
BASMACI
Basma yapan ya da satan kimse. Bohça ile köylerde eşya satan kadın, bohçacı. Pamuklu, tülbent vb. üzerine kalıpla desen basan kimse.
BOZUK
Bozulmuş olan. Kızgın, sıkıntılı. Madenî para, bozuk para. Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ). Türk halk müziğinde, bağlamadan biraz büyük ve meydan sazından küçük dokuz telli bir saz. Kötümser, gergin, huzursuz, karışık.
AFALLAŞTIRMAK
Şaşkınlık içinde bırakmak, birini şaşırıp bir şey yapamaz duruma sokmak.
AFALLAŞMAK
Şaşkınlık içinde kalmak, şaşırıp bir şey yapamaz olmak.
BARİKAT
Bir yolu veya geçidi kapamak için her türlü araçtan yararlanılarak yapılmış olan engel.