Sonu OYUN ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "oyun" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. Sonu oyun ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında oyun olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde oyun olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

KÜMECİLOYUN

10 harfli kelimeler

YÜZÜNKOYUN, SIĞIRKOYUN, POHLUBOYUN, DÖNERBOYUN

9 harfli kelimeler

ŞEYHKOYUN, YÜZÜKOYUN, AKÇAKOYUN, KIRKKOYUN, KAYABOYUN, KARAKOYUN, KABAKOYUN

8 harfli kelimeler

HAMBOYUN, MORKOYUN, GÖKBOYUN, ÇALKOYUN, ALAKOYUN

7 harfli kelimeler

ELKOYUN, AYNOYUN, ALKOYUN

6 harfli kelimeler

ÖNOYUN

5 harfli kelimeler

HOYUN, BOYUN, GOYUN, KOYUN

4 harfli kelimeler

OYUN

Bazı kelimelerin anlamları

OYUN

Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Kumar. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Hile, düzen, desise, entrika. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç.

AKÇAKOYUN

Bursa ilinde, Karacabey ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Çanakkale ilinde, Kalkım bucağına bağlı bir bölge.

DÖNERBOYUN

(Jynx torquilla) Guguksular (Cuculiformes) takımının ağaçkakangiller (Picidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 17 cm. Ağaç kabuğu rengindedir. Göçücüdür. Avrupa, Kuzey Asya ve Kuzey Afrikada ormanlarda yaşar.

YÜZÜKOYUN

Yüzüstü.

KABAKOYUN

Karagül cinsi bir çeşit koyun.

YÜZÜNKOYUN

Yüzü aşağı gelecek biçimde (yatmak, düşmek, ve benzerleri için). Yüzü yere gelecek biçimde, yüzükoyun. Yüzükoyun, yüz üstü.

MORKOYUN

Diyarbakır şehrinde, Ergani ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

GÖKBOYUN

Otlu tepe.

KÜMECİLOYUN

Kümesel gidiş ya da sorunları gerçek yaşam ve eylem koşulları içinde gözlemek ya da çözümlemek üzere oyun yordamına başvuran ve ilgili küme üyelerine günlük olay ve ilişkileri oynamak üzere üstlenceler yükleyen gözlem ve çözümleme yordamı. bk. bireycil oyun.

KARAKOYUN

Uysal, ılımlı esmer kimse. Iğdır şehrinde, Tuzluca ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Sinop ili, Dikmen belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Şanlıurfa ili, Siverek ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

SIĞIRKOYUN

Kasım.

POHLUBOYUN

Boyunduruğa koşulmuş öküzlerin gerisinde, çift süren çocuğun oturduğu öküz.

HAMBOYUN

Çifte koşulan tek öküz: Çüte hamboyun goşmuyajam yazıhdı.

ŞEYHKOYUN

Samsun şehrinde, Havza belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

KIRKKOYUN

Diyarbakır ili, Pirinçlik bucağına bağlı bir yer.

KAYABOYUN

Şırnak ili, Kızılsu nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Van şehri, Kocapınar nahiyesine bağlı bir yer.

  -   -   -  

Anlamında OYUN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OYUN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKKARAMAN

Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.

ALAN

Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

AKINCI

Düşman ülkesine akın yapan savaşçı. İleri uç oyuncusu.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.

ALMAN

Cermen soyundan olan halk. Bu halktan olan kimse.

ALİ

Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.

AFŞAR

Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri, Avşar.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

AKTÖR

Erkek oyuncu. Herhangi bir olayda etkisi veya katkısı olan kimse.

AKTRİS

Kadın oyuncu.

AFGAN

Afganistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.

AÇMAZ

Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.

ALAYUNTLU

Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri.

AKTARMA

Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.

AKARSU

Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.

ALKAEVLİ

Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri.

ALDATMACA

Aldatmaya dayanan davranış, aldatıcı oyun, dubara.

AKSİYON

Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.

AKSESUAR

Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.