OYUN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "oyun" olan, toplam 25 adet kelime bulunmaktadır. oyun ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu oyun ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde oyun olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

OYUNLAŞTIRILMAK

14 harfli kelimeler

OYUNLAŞTIRILMA

13 harfli kelimeler

OYUNLAŞTIRMAK

12 harfli kelimeler

OYUNLAŞTIRMA, OYUNBOZANLIK, OYUNCAKÇILIK

10 harfli kelimeler

OYUNBAZLIK, OYUNCUBAŞI, OYUNCUKTAN

9 harfli kelimeler

OYUNAĞASI, OYUNTURUK, OYUNDURUK, OYUNCULUK, OYUNCAKLI, OYUNCAKÇI, OYUNBOZAN

8 harfli kelimeler

OYUNYERİ

7 harfli kelimeler

OYUNÇAH, OYUNCAK, OYUNBAZ, OYUNLUK

6 harfli kelimeler

OYUNCU, OYUNLU, OYUNTU

4 harfli kelimeler

OYUN

Bazı kelimelerin anlamları

OYUN

Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Kumar. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Hile, düzen, desise, entrika. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç.

OYUNBOZANLIK

Oyunbozan olma durumu, mızıkçılık.

OYUNCUKTAN

Oyun benzeri olsun diye.

OYUNTURUK

Çam fidanı.

OYUNCULUK

Oyun oynama işi. Sahne sanatçılığı. Düzencilik, hilecilik.

OYUNLAŞTIRILMA

Oyunlaştırılmak işi.

OYUNBAZLIK

Düzencilik, hilecilik.

OYUNAĞASI

Anadolu'da oyunları düzenleyene verilen ad.

OYUNLAŞTIRILMAK

Oyun biçimine getirilmek.

OYUNCUBAŞI

Anadolu'da oyunları düzenleyene verilen adlardan biri. Anadolu'da oyunları düzenleyene verilen ad.

OYUNCAKÇILIK

Oyuncak yapma veya satma işi.

OYUNDURUK

Sık ağaçlık. Çam fidanı.

OYUNLAŞTIRMA

Oyunlaştırmak işi.

OYUNCAKÇI

Oyuncak yapan veya satan kimse.

OYUNCAKLI

Oyuncağı olan. Çocuksu, çocuk gibi davranan.

OYUNLAŞTIRMAK

Tiyatro türünden olmayan herhangi bir eseri teknik yönden oynanabilir duruma getirmek.

  -   -   -  

Anlamında OYUN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OYUN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

ALMAN

Cermen soyundan olan halk. Bu halktan olan kimse.

AFGAN

Afganistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.

AKTRİS

Kadın oyuncu.

AKSİYON

Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.

ALAN

Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

ALDATMACA

Aldatmaya dayanan davranış, aldatıcı oyun, dubara.

AÇMAZ

Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.

AFŞAR

Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri, Avşar.

ALAYUNTLU

Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri.

ALKAEVLİ

Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri.

ALİ

Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.

AKKARAMAN

Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AKTÖR

Erkek oyuncu. Herhangi bir olayda etkisi veya katkısı olan kimse.

AKARSU

Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.

AKINCI

Düşman ülkesine akın yapan savaşçı. İleri uç oyuncusu.

AKSESUAR

Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.

AKTARMA

Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.