Kelimeler arşivi içinde; sonunda "oyu" olan, toplam 27 adet kelime bulunmaktadır. Sonu oyu ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında oyu olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde oyu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
IRMAKBOYU, YÜZÜNKOYU, YÜZÜNGOYU, MADENBOYU, GEÇİTBOYU, ENBERBOYU
DEREBOYU, YAZIBOYU, YALIBOYU, YAKABOYU, KIYIBOYU, KARAKOYU, GÜVENOYU
HANSOYU, KAŞBOYU, KOPKOYU, ÇAYBOYU, YOLBOYU, KAMUOYU, HALKOYU
ÖZBOYU, SUBOYU, AYNOYU
HOYU, GOYU, KOYU
OYU
OYU
Halı ve seccade üzerindeki işleme. Nasıl olsa.
ENBERBOYU
Pembe ya da mavi çiçek açan sarmaşık.
KAŞBOYU
Tepe, dağ.
GÜVENOYU
Göreve yeni başlamış veya görevini sürdüren hükûmetin tutumunu değerlendirmek için milletvekillerinin verdiği oy.
MADENBOYU
Hatay ilinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
HANSOYU
Tarihe geçmiş bir ataya dayanan soy.
GEÇİTBOYU
Kilis şehrinde, Musabeyli belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Şırnak ili, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
KIYIBOYU
Trabzon şehri, Of belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
YAZIBOYU
Karabük şehri, Eskipazar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Osmaniye ilinde, Sumbas ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
IRMAKBOYU
Şanlıurfa ilinde, Yaylak nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
YÜZÜNKOYU
Yüzü aşağı gelecek biçimde (yatmak, düşmek, ve benzerleri için).
DEREBOYU
Bilecik ilinde, Söğüt ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Bolu ilinde, Seben ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Diyarbakır kenti, Ergani belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Giresun ilinde, Görele belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Tunceli ili, Kırmızıköprü nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
YALIBOYU
Trabzon ili, Araklı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
YÜZÜNGOYU
Yüzüstü.
YAKABOYU
Kastamonu şehri, İnebolu belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Sivas ilinde, Hafik ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
KARAKOYU
Balın kaynatılmasıyle elde edilen, pekmeze benzer bir tatlı.
Bu bölümde tanımı içerisinde OYU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABSTRAKSİYONİZM
Soyutçuluk.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
AFGAN
Afganistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AFŞAR
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri, Avşar.
AKINCI
Düşman ülkesine akın yapan savaşçı. İleri uç oyuncusu.
AĞDALAŞMAK
Ağda durumuna gelmek, ağdalanmak. Sohbet tam tadına varılır durum almak, koyulaşmak.
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AKSİYON
Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
AKARSU
Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.
AĞDA
Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.
AKKARAMAN
Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.
ABSTRE
Soyut.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AĞBENEK
Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.