OYU ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "oyu" olan, toplam 70 adet kelime bulunmaktadır. oyu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu oyu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde oyu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

OYUNLAŞTIRILMAK

14 harfli kelimeler

OYUNLAŞTIRILMA

13 harfli kelimeler

OYUNLAŞTIRMAK

12 harfli kelimeler

OYUNBOZANLIK, OYUNLAŞTIRMA, OYUNCAKÇILIK, OYULGALANMAK

11 harfli kelimeler

OYURGALAMAK, OYULGALAMAK, OYULGALANMA

10 harfli kelimeler

OYUMGÜRGEN, OYUNBAZLIK, OYULKANMAK, OYULGANMAK, OYUNCUBAŞI, OYULGALAMA, OYUNCUKTAN

9 harfli kelimeler

OYUNCAKLI, OYUNCULUK, OYUNDURUK, OYUNCAKÇI, OYUNTURUK, OYUNBOZAN, OYURGAMAK, OYUVERMEK, OYUMSÖĞÜT, OYUMLAMAK, OYUNAĞASI, OYULYAMAK, OYUHLAMAK, OYUKLAMAK, OYUKLAŞMA, OYULKAMAK, OYULGAMAK, OYULĞAMAK, OYULGANMA

8 harfli kelimeler

OYUKTAŞI, OYUVERME, OYURTMAK, OYUNYERİ, OYUKLAMA, OYUKTEPE, OYULGAMA, OYUMİĞDE, OYUMLAMA

7 harfli kelimeler

OYUNCAK, OYUSAKİ, OYUNÇAH, OYUKTAŞ, OYUNBAZ, OYULMAK, OYUNLUK

6 harfli kelimeler

OYUNCU, OYUSAM, OYULUŞ, OYUNTU, OYUNLU, OYUKLU, OYULMA, OYULGA, OYULKA

5 harfli kelimeler

OYUSA

4 harfli kelimeler

OYUN, OYUR, OYUK, OYUM, OYUŞ, OYUT, OYUÇ

3 harfli kelimeler

OYU

Bazı kelimelerin anlamları

OYU

Halı ve seccade üzerindeki işleme. Nasıl olsa.

OYUNBOZANLIK

Oyunbozan olma durumu, mızıkçılık.

OYUNLAŞTIRILMA

Oyunlaştırılmak işi.

OYUNCAKÇILIK

Oyuncak yapma veya satma işi.

OYULGALANMAK

Kumaş gelişigüzel dikilmek. Birikmek, sıralanmak.

OYUNLAŞTIRMAK

Tiyatro türünden olmayan herhangi bir eseri teknik yönden oynanabilir duruma getirmek.

OYULGALANMA

Oyulgalanmak işi.

OYULGALAMAK

Gelişigüzel dikmek. Saplamak, sokmak.

OYUNLAŞTIRILMAK

Oyun biçimine getirilmek.

OYULGANMAK

Bir şeyin içine iyice girmek.

OYULKANMAK

Kaybolup gitmek, sıvışmak : Su taşların arasından oyulkanıp gider.

OYUNLAŞTIRMA

Oyunlaştırmak işi.

OYUNBAZLIK

Düzencilik, hilecilik.

OYUMGÜRGEN

Ordu şehrinde, Ulubey belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

OYURGALAMAK

Seyrek seyrek, gelişigüzel dikmek.

OYUNCUBAŞI

Anadolu'da oyunları düzenleyene verilen adlardan biri. Anadolu'da oyunları düzenleyene verilen ad.

  -   -   -  

Anlamında OYU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OYU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

ABSTRAKSİYONİZM

Soyutçuluk.

AĞDA

Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.

AĞDALAŞMAK

Ağda durumuna gelmek, ağdalanmak. Sohbet tam tadına varılır durum almak, koyulaşmak.

İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.

AKARSU

Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

AFGAN

Afganistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.

ABANOZ

Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.

AFŞAR

Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri, Avşar.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AĞBENEK

Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.

ABSTRE

Soyut.

AÇMAZ

Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AKSİYON

Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.

AKINCI

Düşman ülkesine akın yapan savaşçı. İleri uç oyuncusu.

AKKARAMAN

Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.

AKSESUAR

Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.