Kelimeler arşivinde; içinde "oyu" olan, toplam 381 tane kelime bulunuyor. İçerisinde oyu bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu oyu ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında oyu olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KOYULAŞTIRABİLMEK, RAMBOUİLLETKOYUNU
BOYUTLANDIRILMAK, CHOLİSTANİKOYUNU, KOYULAŞTIRABİLME, YİLANBOYUNGİLLER
OYUNLAŞTIRILMAK, BOYUTLANDIRILIŞ, BOYUTLANDIRILMA, DÖNERBOYUNLULAR, SOYUTLAYABİLMEK, YENİBOYUNDURCAK
BOYUNLANDIRMAK, BOYUTLANDIRMAK, OYUNLAŞTIRILMA, SOYUTLAŞTIRMAK, APENNİNEKOYUNU, PORTLANDKOYUNU, SOYUTLAYABİLME, YUMRUKOYUNCUSU
OYUNLAŞTIRMAK, BAŞBOYUNDURUK, BOYUNÇAKALAĞI, BOYUNLANDIRMA, BOYUTLANDIRIŞ, BOYUTLANDIRMA, KILIÇOYUNCUSU, KOYULAŞTIRICI, KOYULAŞTIRMAK, SOYUTLAŞTIRMA, TEKBOYUTLULUK, YUKARIKOYUNLU
BAŞOYUNCULUK, KOYULAŞTIRMA, OYULGALANMAK, OYUNBOZANLIK, OYUNCAKÇILIK, OYUNLAŞTIRMA, ÖKSÜZDOYURAN, AŞAĞIKOYUNLU, BOVSKAKOYUNU, BOYUNÇEVİREN, DORPERKOYUNU, DOYURABİLMEK, KIZILKOYUNLU, KOYULABİLMEK, OSSİMİKOYUNU, SOYUNABİLMEK, SOYUNUVERMEK, YUKARIOYUMCA
BOYUTSUZLUK, DOYUMSUZLUK, DOYURUCULUK, KARAKOYUNLU, KOYUNGÖBEĞİ, OYULGALAMAK, OYULGALANMA, SOYUTLAŞMAK, AKÇAKOYUNLU, ALTAİKOYUNU, BOYUNDURCAK, BOYUNDURLUK, BOYUTLANMAK, DOYURABİLME, HOYURLANMAK, KOYULABİLME, KOYUNBACAĞI, KOYUNKIRTIK, KOYUNPINARI, KÜMECİLOYUN, OYURGALAMAK, ÖKÜZDOYURAN, RACKAKOYUNU, SOYUNABİLME, SOYUNDURMAK, SOYUNUVERME, SOYUTLANMAK, SOYUTLAYICI, YOYUNDURMAH, YUMRUKOYUNU
BOYUNDURUK, BOYUTLANMA, DOYUMLULUK, DOYURULMAK, KOYULAŞMAK, KOYULHİSAR, KOYUNCULUK, KOYUVERMEK, OYULGALAMA, OYULGANMAK, OYUNBAZLIK, SOYUTÇULUK, SOYUTLAMAK, SOYUTLAŞMA, BONDKOYUNU, BOYUNBASTI, BOYUNBURAN, BOYUNDİREK, BOYUNDURUH, BOYUNDÜRÜK, BOYUNKISTI, BOYUNLAMAK, BOYUNPINAR, BOYUNSALIK, BOYUNSĞALA, BOYUNSIRIK, BOYUTLAMAK, BOYUTLANIŞ, BOYUTLULUK, BOYUTTUTAR, Devamını Oku »»
BAŞOYUNCU, DOYURULMA, KOYULAŞMA, KOYULTMAK, KOYUNGÖZÜ, KOYUNYÜNÜ, KOYUVERME, OYULGAMAK, OYULGANMA, OYUMLAMAK, OYUNBOZAN, OYUNCAKÇI, OYUNCAKLI, OYUNCULUK, SOYUTLAMA, YÜZÜKOYUN, AKÇAKOYUN, AKKOYUNLU, ARABOYUNU, BOYUNBAĞI, BOYUNDERE, BOYUNDRUK, BOYUNKAYA, BOYUNLAMA, BOYUNSIRA, BOYUNTRİK, BOYUNTUCU, BOYUNYAKA, BOYUTLAMA, DOYUMALAN, Devamını Oku »»
BOYUNLUK, BOYUNSUZ, BOYUTSUZ, DOYULMAK, DOYUMEVİ, DOYUMLUK, DOYUMSUZ, DOYUNMAK, DOYURMAK, DOYURUCU, GÜVENOYU, KOYULMAK, KOYULTMA, OYULGAMA, OYUMLAMA, SOYULMAK, SOYUNMAK, SOYUTLUK, ALAKOYUN, ATOYUNÇU, BOYUNCAK, BOYUNCUK, BOYUNMAK, BOYUNSHA, BOYUNTAŞ, BOYURMAK, ÇALKOYUN, DEREBOYU, DİŞOYUĞU, DİŞOYUKU, Devamını Oku »»
BOYUNCA, BOYUNLU, BOYUTLU, DOYULMA, DOYUMLU, DOYUNMA, DOYURAN, DOYURMA, DOYURUŞ, HALKOYU, KAMUOYU, KOPKOYU, KOYULMA, KOYULUK, KOYUNCU, KOYUNTU, OYULMAK, OYUNBAZ, OYUNCAK, OYUNLUK, SOYULMA, SOYUNMA, SOYUNTU, SOYUNUŞ, ALKOYUN, AYNOYUN, ÇAYBOYU, ELKOYUN, EŞBOYUT, GOYURGA, Devamını Oku »»
BOYUNA, OYUKLU, OYULGA, OYULMA, OYULUŞ, OYUNCU, OYUNTU, AYNOYU, HOYUKH, OYULKA, OYUNLU, OYUSAM, ÖNOYUN, ÖZBOYU, SOYUER, SUBOYU, ÜÇOYUK
BOYUN, BOYUT, DOYUM, DOYUŞ, KOYUN, KOYUT, SOYUŞ, SOYUT, BOYUZ, GOYUH, GOYUN, GOYUT, HOYUH, HOYUK, HOYUM, HOYUN, KOYUK, OYUSA, SOYUH, SOYUK, SOYUM, TOYUH, TOYUK, TOYUM
KOYU, OYUK, OYUM, OYUN, OYUŞ, GOYU, HOYU, OYUÇ, OYUR, OYUT
OYU
OYU
Halı ve seccade üzerindeki işleme. Nasıl olsa.
BOYUTLANDIRMAK
Boyut kazandırmak.
BOYUNLANDIRMAK
Kapsam kazandırmak.
DÖNERBOYUNLULAR
Sürüngenler (Reptilia) sınıfının, kaplumbağalar (Testudinata) takımından, tatlı sularda yaşayan, boyunları dinlenme hâlinde iken içeri çekilmeyip sırt kabuğunun altına doğru kıvrılan, çamurcul kaplumbağagiller (Pelomedusidae) ve yılan boyunlu kaplumbağagiller (Chelidae) familyaları bulunan bir alt takım. (Pleurodira), familyalarını içine alır.
OYUNLAŞTIRILMA
Oyunlaştırılmak işi.
KOYULAŞTIRABİLMEK
Koyulaştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YENİBOYUNDURCAK
Kastamonu ili, Hanönü belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
BOYUTLANDIRILMA
Boyutlandırılmak işi.
BOYUTLANDIRILIŞ
Boyutlandırılma işi.
KOYULAŞTIRABİLME
Koyulaştırabilmek işi.
RAMBOUİLLETKOYUNU
Fransa'da elde edilmiş, ancak bugün en çok Amerika da yetiştirilen, yapağı verim ve kalitesiyle birlikte erken gelişme ve etçilik özellikleri de iyi olan, etçi-yapağıcı tip olarak kabul edilen vücut beyaz, yüz ve bacaklar yapağıyla örtülü, koçları boynuzlu olan koyun ırkı.
OYUNLAŞTIRILMAK
Oyun biçimine getirilmek.
CHOLİSTANİKOYUNU
Pakistan'da bulunan, kuyruğu ince-kısa, etçi yapağıcı özellikte, yapağı rengi beyaz, baş ve kulaklar ise siyah veya kahverengi renkte koyun ırkı.
YİLANBOYUNGİLLER
Kuşlar (Aves) sınıfının, kürek ayaklılar (Pelecaniformes) takımından, Afrika, Suriye ve Madagaskar'da yaşayan, suya dalıp uzun, sivri gagalarını zıpkın gibi kullanarak balık avlayan, ucu yuvarlak ve uzun kuyruklu türleri olan bir familya. Yılanboyun kuşu (Anhinga rufa) iyi bilinen türüdür.
BOYUTLANDIRILMAK
Boyut kazanması sağlanmak.
SOYUTLAYABİLMEK
Soyutlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde OYU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞDALAŞMAK
Ağda durumuna gelmek, ağdalanmak. Sohbet tam tadına varılır durum almak, koyulaşmak.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
ABSTRAKSİYONİZM
Soyutçuluk.
ABSTRE
Soyut.
AĞBENEK
Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.
AKKARAMAN
Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AFGAN
Afganistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
AFŞAR
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri, Avşar.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
AĞDA
Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.
AKARSU
Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.
AKSİYON
Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AKINCI
Düşman ülkesine akın yapan savaşçı. İleri uç oyuncusu.