Sonu ONÜK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "onük" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu onük ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında onük olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde onük olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ONÜK

Önlük.

KONÜK

Şemsiye. Çadır.

  -   -   -  

Anlamında ONÜK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ONÜK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

APİOSOMA

Silindirik, konik veya ayaklı kupa biçiminde vücuda sahip, serbest yüzeyinde oldukça az sayıda kirpik bulunan, üçgen, yuvarlak veya yumurta biçiminde makronükleusa sahip silli bir protozoon cinsi.

DNAAZ

Deoksiribonükleaz.

İNTERZOM

Ribozomların öncüsü olarak ya da protein sentezi sırasında oluşan ara büyüklükteki ribonükleoprotein parçacıkları. Ribozomların öncüsü olarak veya protein üretimi sırasında oluşan ara büyüklükteki ribonükleoprotein parçacıkları.

KSANTOZİN

Ksantinin bir ribonükleosidi.

EKZONÜKLEAZ

Nükleik asit zincirinin uç kısmından nükleotitleri tek tek uzaklaştıran enzim. Genellikle ribonükleotit veya deoksiribonükleotit zincirlerinin son kısmındaki fosfodiester bağlarının hidrolizini katalize eden ve mononükleotitleri meydana getiren herhangi bir nükleaz.

KİNETOPLAST

Kinetoplastida takımındaki protozoonlarda uzunlamasına yapılı mitokondri içerisinde bulunan, DNA'dan zengin, bazal cisimle yakın ilişkili, bağımsız olarak replike olan çubuk biçiminde silindirik sitoplazmik organel, kinetonükleus. Trypanosoma denilen bir cins kamçılının kaidesine yakın bir bölgede yer alan mitokondriden farklılaşmış yapı.

ENDONÜKLEAZ

Nükleik asit zinciri içindeki bağları belirli yerlerden kesen enzimler grubunun genel adı. Ribonükleotit veya deoksiribonükleotit zincirlerinin iç kısmındaki fosfodiester bağlarının hidrolizini katalize eden ve poli veya oligonükleotitleri meydana getiren herhangi bir nükleaz.

GRANÜLOM

Çevredeki sağlam dokuya oranla sertlik gösteren, granülasyon dokusundan oluşmuş küçük yumru. Düğümcük veya yumru biçiminde doku kümesi. Granülomlu yangıda oluşan, mononükleer hücreler, epiteloid hücreler, dev hücreleri ve bağ doku hücrelerinden oluşan, tümör benzeri şişkinlik.

MAKRONÜKLEUS

Birden fazla çekirdeğe sahip organizmalarda büyük olan çekirdeğe verilen ad, trofik nükleus, trofonükleus. Silyumlu protozoonlarda transkripsiyonel olarak etkin, mikronükleustan büyük organizmanın fenotipinden sorumlu vejetatif fonksiyonlarını üstlenen çekirdek. Siliatalarda morfolojik olarak mikronükleustan farklı olan somatik çekirdek.

DNA

Deoksiribonükleik asit.

ÇEKİRDEKÇİK

Ökaryotik hücrelerin çekirdeği içinde, rRNA sentezi yapan ve ribozom alt birimlerinin birleşmesini sağlayan, ışığı çok kıran, esas itibarıyla ribonukleoproteinlerden oluşan, interfaz çekirdeğinde bir ya da birkaç tane görülebilen yapı. Nükleolus. Ökaryotik hücrelerin çekirdeği içinde, rRNA sentezi yapan ve ribozom alt birimlerinin birleşmesini sağlayan, ışığı çok kıran, esas itibarıyla ribonukleoproteinlerden oluşan, interfaz çekirdeğinde bir veya birkaç tane görülebilen yapı, nükleolus. Ökaryotik hücrelerin çekirdeği içinde rRNA üretimi yapan ve ribozom alt birimlerinin birleşmesini sağlayan ışığı çok kıran, esas itibarıyla ribonükleoproteinlerden oluşan interfaz çekirdeğinde bir veya birkaç tane görülebilen yuvarlak veya oval biçimli yapı, nükleolus. (karşılık: nukleolus), Birçok gözelerin çekirdeğinde bulunan oldukça büyük ve çoğunluk yuvarlak bir yapı. Birden çok sayıda da olabilir.

KARYOGAMİ

Spermiyumlardan yalnızca birinin pronükleusunun ovumun dişi pronükleusuyla birleşip kaynaşması.

MAKROFAJ

Kan dokusundaki monositlerden farklılaşarak oluşan, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj, merkezi sinir sisteminde mikroglia, kemik dokusunda osteoklâstlarla aynı olduğu düşünülen, zarında mannozil glikozu reseptörü ile mikroorganizmaların yakalanıp fagosite edilmesini sağlayan, ayrıca zarında gram negatif bakteriler için CD 14 reseptörü, immünoglobulin G antikoru reseptörleri, kompleman reseptörleri olan, faaliyete geçen makrofajlarda lökosit fonksiyon antijeni, doku uyuşurluk antijeni ve benzerleri reseptörleri olan, sabit (histiyosit) ve hareketli tipleri bulunan bağ dokusu hücresi. Kan dokusundaki monositlerden farklılaşarak oluşan, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj, merkezi sinir sisteminde mikroglia ve kemik dokusundaki osteoklastlarla aynı olduğu düşünülen, mikroorganizmaları fagosite edip yok eden bağ dokusu hücresi. Organizmanın hücresel savunmasında başlıca rolü üstlenen, yangı bölgesindeki bağ doku hücreleri ve monositlerin farklılaşmasıyla oluşan bir çeşit akyuvar, büyük fagositik hücre, mononükleer fagositler. Kornea ve kalp kapakları gibi damarsız dokuların yangısında, fagositoz yapan hücreler sadece makrofajlardır.

MİKRONÜKLEUS

Silli protozoonlarda bulunan iki çekirdekten eşeysel üremede görev alan küçük çekirdek. Silli protozoonlarda bulunan iki çekirdekten eşeysel üremede görev alan küçük çekirdek. Siliatalarda üremeden sorumlu olan mikronükleus ve beslenme gibi faaliyetlerden sorumlu makronükleus olmak üzere morfolojik olarak farklı iki çekirdek bulunmaktadır. Küçük bir çekirdek. Çekirdekçik.

AYNŞTAYNYUM

Atom sayısı 99 olan, uranyumun sürekli ısınmasıyla veya termonükleer tepkimeler sırasında oluşan yapay element (simgesi Es).

MİNİZOM

Ribozomların öncüsü olarak meydana gelen ya da protein sentezi sırasında ribozomlardan ayrılan en küçük ribonükleoprotein parçacıkları.

NEOZOM

Ribozomlann öncüsü olarak ya da protein sentezi sırasında oluşan ya da ribozomlardan ayrılan ribonükleoprotein parçacıkları (interzom ve minizom) için kullanılan genel ifade.

KONJUGASYON

Doymamışlık merkezlerinin birbirine bağlanması. Proteinler gibi büyük moleküllerin diğer bileşiklerle birleşmesi. Tek hücreli iki organizmanın çekirdeklerinde kromatin değişimi yapmak üzere birleşmesi veya bir maddenin diğer bir maddeyle birleşerek yeni bileşik oluşturması. İlaç veya onun bir metabolitinin molekülüne bir radikalin veya başka bir madde molekülünün kovalent bağlarla bağlanması sonucu oluşan biyotransformasyon biçimi. Bakterilerde, siliyatalı protozoonlarda ve kimi mantarlarda iki hücrenin kısa süreli birleşmeleri esnasında mikronükleuslarını ve dolayısıyla DNA değişiminin sağlandığı seksüel bir süreç.

ADENİN

Nükleik asitlerin yapısında bulunan azotlu bir pürin. Adenozin nükleositin, adenozin trifosfatın (ATP), nikotinamit adenin dinükleotidin (NAD), nikotinamit adenin dinükleotit fosfatın (NADP), flavin nükleotit, flavin adenin dinükleotit (FAD) ve flavin mononükleotidin (FMN) yapısında bulunan azotlu bir baz. Adenozin nükleositin, adenozin trifosfatın (ATP), adenozin difosfatın (ADP), (AMP), nikotinamit adenin dinükleotitin (NAD), nikotinamit adenin dinükleotit fosfatın (NADP), flavin nükleotitin, flavin adenin dinükleotitin (FAD), flavin mononükleotitin (FMN) ve nükleik asitlerin yapılarında bulunan azotlu bir pürin bazı. Nükleik asitlerin, adenozin trifosfat, nikotinamit adenin dinükleotit, nikotinamit adenin dinükleotit fosfat ve flavin adenin dinükleotidin yapısına giren bir pürin bazı.

DNAZ

Deoksiribonükleaz.