İçinde OPAK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "opak" olan, toplam 21 tane kelime bulunuyor. İçerisinde opak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu opak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında opak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

TOPAKLAŞTIRMAK

13 harfli kelimeler

TOPAKLAŞTIRMA

11 harfli kelimeler

TOPAKLANMAK, TOPAKLAŞMAK

10 harfli kelimeler

TOPAKLAMAK, TOPAKLANMA, TOPAKLAŞMA, TOPAKSAHAN, OPAKLANMAK

9 harfli kelimeler

TOPAKLAMA, TOPAKKAYA

8 harfli kelimeler

TOPAKTAŞ, TOPAKLAÇ, RADYOPAK, AKROPAKİ

7 harfli kelimeler

TOPAKLI

5 harfli kelimeler

LOPAK, KOPAK, HOPAK, TOPAK

4 harfli kelimeler

OPAK

Bazı kelimelerin anlamları

OPAK

Donuk, mat (renk). Şeffaf ve geçirgen olmayan. Donuk, şeffaf olmayan, mat. Cin, peri gibi doğaüstü yaratık.

TOPAKSAHAN

Büyük su içme tası. (Saçıkara İslahiye Gaziantep).

TOPAKLAMA

Topaklamak işi.

TOPAKLANMAK

Topak durumuna gelmek.

OPAKLANMAK

Çarpılmak.

TOPAKLAŞTIRMA

Topaklaştırmak işi.

TOPAKKAYA

Aksaray şehri, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

AKROPAKİ

Hipertrofik osteopati.

TOPAKLAŞMAK

Topak durumunu almak.

TOPAKLAŞMA

Topaklaşmak durumu. Bir bütünü oluşturan parçacıkların bir araya toplanması sonucu oluşan durum.

RADYOPAK

X ışınlarını geçirmeyen veya absorbe eden metal veya kemik dokusunun röntgen filmi üzerindeki beyaz renkteki görünümü.

TOPAKLAMAK

Toz veya küçük parçalar durumundaki bir şeyi kütle veya yığın biçiminde birleştirmek.

TOPAKLANMA

Topaklanmak işi.

TOPAKTAŞ

Adana şehrinde, Karaisalı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Kahramanmaraş kenti, Tanır bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Sivas kenti, Beypınarı nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Van şehri, Timar bucağına bağlı bir yer. Yozgat ilinde, Hasbek bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

TOPAKLAŞTIRMAK

Bir maddenin, bir cevherin en küçük parçalarını birbirine yapışık duruma getirmek.

TOPAKLAÇ

Topaklama işleminde, öğütülmüş filizlerin döndürülerek topak yapıldığı araç.

  -   -   -  

Anlamında OPAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OPAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KESEYH

Belin ya da çapanın çıkardığı sıkışmış kuru, iri toprak parçası. Kesek; sürülmüş tarlada nemli toprağın kuruduktan sonra meydana getirdiği gayrimuntazam topak.

EUCESTODA

Sestodların alt sınıfı olup, erişkinleri dorso-ventral basık, genellikle beyaz opak görünüme sahip, omurgalıların sindirim sisteminde yaşayan, hermafrodit, uzunluğu 1 mm-25 m arasında değişen parazitler. Şeritler.

DÜÜRCÜK

Çorba, helva, mahallebi gibi yiyecekler pişirilirken içinde kalan küçük un topakları.

KOĞAK

Saçtaki kepek. Koyunların tüyleri arasındaki kir ve yün topakları. Saç kepeği.

ATOM

Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık. Yaprakları üst üste sarılı topak marul. Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri.

FLEBOGRAM

Toplardamar içine opak bir madde zerk ederek yapılan radyografi.

DÜĞÜCÜKLENMEK

Hamur yoğrulurken, çorba, mahallebi ve benzerleri yiyecekler pişerken, un iyice karışmayarak topak topak olmak.

DÜĞÜRCÜKLENMEK

Hamur yoğrulurken, çorba, mahallebi ve benzerleri yiyecekler pişerken, un iyice karışmayarak topak topak olmak.

HUL

Sağır. Yeni doğan danaların konulduğu yer. Yaylalarda sütleri saklamak için ağaç ya da taştan yapılan kulübe. Yoğrulmuş hamur içerisindeki unlu topaklar; yumru.

İÇTUTUNUM

Özdeş özdecikler arasındaki çekim kuvvetinden kaynaklanan topaklaşım.

BEZİ

Yufka açmadan önce, hamurun ayrıldığı toparlakların her biri, pazı. Bir çeşit kocakarı ilâcı. Yara veya çıban dolayısıyla vücudun herhangi bir yerinde meydana gelen şişkinlik, beze. Yufka açmak için topaklanmış hamur parçaları. Bazı. Tek bir yufka ekmeği hamuru (Ç. Çiftliği).

KÜNT

Anlayışsız, beceriksiz, elinden iş gelmeyen: Ne kadar künt adamsın. Hamur, ya da çamur topağı. Pişerken tandıra düşen hamur. Değirmen çarkı. Nallanan öküzün ayaklarına bağlanan ağaç: Küntü getir, öküzü nallayacağız. Bir ekmeklik hamur. Hamur topakları. (Ebilhindi Erzurum). Değirmen çarkının aralıklı ağaçlardan oluşan kısmı. (Esat çiftliği Terme Samsun).

GURUT

Suyu süzülmüş ayranla çökelek karışımının kurutulmuş şekli. Çökelek. Lorun kurutularak topak topak yapılmış olanı. Ayranı koyulaştırmakta kullanılan kap. (Susuz Kars). Süzme yoğurt. (Bölükbaşı Selim Kars).

ÇÜTMÜK

İyi özenmeyen yoğurt, muhallebi ve benzerleri içinde kalan topaklar.

BAZLAMAK

Topak halindeki hamuru (pazı) açmak, yassılamak. Acele ekmek pişirmek. Hamuru saca yapıştırmak. Suya batırmak, basmak: Bize bir kilo armut almazsan seni suya bazlarız. Bir şeyi yere yapıştırmak yatırmak: Güreşte Dayak Mehmet, Cırık Hasan'ı sırt üstü yere bazladı. Sacın üzerine hamur koyup şekil vermek.

GİLİK

Deve, keçi, koyun ve benzerleri Hayvanların pisliği. Çam, meşe, ardıç ve benzerleri ağaçların meyveleri. Dikenli ardıç. Tarlalarda çitlerin tutturulduğu bir çeşit orman ağacı. Çekirdek. Semizotu. Saçta pişirilen küçük ekmek, çörek. Ufak halka biçiminde simit. Kesme şekeri. Çatı arasında meydana gelen örümcek ağı. Kılık. Küçük. Haşhaştan alınan ham afyon topakları. Yumruk kadar (yağ için): Bir gilik yağ yedim. Halka: Al sana gilik şeker vereyim. Bulgurdan yapılan etli köfte çöreği. Yufka ekmeğin üstüne yağ sürülerek sac üstünde pişirilen katmer. Mayalanmış hamurdan yapılan sac ekmeği. Çekirdek: Zeytin giliği. Pelit tohumu. Küçük ekmek.

GOMAT

Helva yapılırken avuçta sıkılarak yapılan topak.

KONGURDAK

Hayvanlann boyunlarına takılan küçük çan, çıngırak. Kedi, kuzu, koyun ve at gibi hayvanlann süs için boyunlarına takılan, renkli ipten örülmüş yuvarlak koza gibi bir şey. Köy kızlarının saçlarına taktıklan boncuklar. Kuzuların ve koyunların kuyrukları altında biriken pislik topakları, çakıldak.

DÜĞÜLCÜK

Elendikten sonra geriye kalan en ince bulgur. Bulgur unu. Küçük dolu. Çorba, helva, mahallebi gibi yiyecekler pişirilirken içinde kalan küçük un topakları. İnce bulgur. (Küplüce Gümüşhacıköy Amasya). Konca, boğum.

FLEBOGRAFİ

Radyo-opak madde enjeksiyonundan sonra toplardamar veya toplardamarların röntgen filminin alınması, ven radyografisi, toplardamar radyografisi.