OLİ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "oli" olan, toplam 40 adet kelime bulunmaktadır. oli ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu oli ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde oli olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

OLİGOELEMENTLER

14 harfli kelimeler

OLİGONÜKLEOTİT, OLİGOZOOSPERMİ, OLİGODENTROSİT, OLİGODENDROSİT

13 harfli kelimeler

OLİGOSAKKARİT

12 harfli kelimeler

OLİGODİNAMİK, OLİGOFRUKTOZ, OLİGOLESİTAL, OLİGOKROMEMİ

11 harfli kelimeler

OLİGOCHAETA, OLİGOSİTEMİ, OLİGOPEPTİT, OLİGOSPERMİ, OLİGOKETLER

10 harfli kelimeler

OLİGOSALİN, OLİGOKARDİ, OLİGOMİSİN, OLİGOHALİN, OLİGOTİPİK, OLİGODONTİ

9 harfli kelimeler

OLİGOKLAZ, OLİGOHEMİ, OLİGOPSON, OLİMPİYAT

8 harfli kelimeler

OLİGARŞİ, OLİGOSEN, OLİGÜREZ, OLİGOPOZ, OLİGOPOL, OLİGOPNÖ, OLİGOMER, OLİGOFAG

7 harfli kelimeler

OLİGEMİ, OLİGÜRİ, OLİJİST, OLİMPİK

6 harfli kelimeler

OLİVİN

5 harfli kelimeler

OLİGO

3 harfli kelimeler

OLİ

Bazı kelimelerin anlamları

OLİ

Ölü, ceset.

OLİGOKROMEMİ

Kanda hemoglobin azalması.

OLİGOSAKKARİT

Sadece birkaç monosakkarit biriminden oluşan molekül. Birkaç monosakkaritin glikozidik bağla birbirine bağlanarak polimerize olmasından meydana gelen karbonhidrat. Glikozitik bağlarla birleşmiş birkaç monosakkarit grubu.

OLİGOFRUKTOZ

İnce bağırsaklardan emilmeyen, yararlı bifidobakterilerinin çoğalmasını teşvik eden, çok sayıda fruktoz molekülünden oluşan zincir.

OLİGOSPERMİ

Sperm sayısının dölleme sınırının altında olması durumu. Bir mililitre spermadaki spermatozoon sayısının azalarak dölleme sınırının altına düşmesi, oligozoospermi.

OLİGOELEMENTLER

Canlılardaki biyokimyasal olaylarda katalizör rolü oynayan elementler.

OLİGOPEPTİT

Peptit bağıyla bağlanmış birkaç aminoasitten oluşan yapı. Birkaç aminoasidin peptit bağıyla bağlanması sonucunda oluşan yapı.

OLİGODENDROSİT

Aksonların çevresinde, çift tabakalı spiral biçimli, miyelin üreten, yuvarlak ve küçük çekirdekli, nöroektodermal kaynaklı, beyin destek hücresi.

OLİGODİNAMİK

Metalik gümüş ve benzerleri maddelerin göstermiş oldukları jermisit etkiye verilen özel ad.

OLİGODENTROSİT

Merkezi sinir sisteminin ak madde bölgesinde bol bulunan ve merkezi sinir sisteminde miyelin kılıfları oluşturan nörogliya hücreleri.

OLİGOZOOSPERMİ

Oligospermi.

OLİGOSİTEMİ

Kanda alyuvar sayısının ileri derecede azalışı, alyuvar azlığı. Kanın hücresel elemanlarının eksikliği.

OLİGONÜKLEOTİT

Kısa bir polinükleotit zinciri oluşturmak için bir araya gelmiş birkaç nükleotitten oluşan DNA polimeri.

OLİGOKETLER

Halkalı solucanlar (Annelida) şubesinin, kıllı ayaklılar (Chaetopoda) sınıfından, uzun vücutları birbirine benzer bölümlerden yapılmış, deri çukurlarından kitin kıllar çıkan, eşeysel olgunlaşma sırasında üreme açıklıkları çevresinde semer (klitellum) denen bezli ve şişkin bir bölge oluşan hepsi hermafrodit, yenilenme yetenekleri çok yüksek, nemli topraklarda veya sularda yaşayan türleri olan bir takım.

OLİGOCHAETA

Oligoketler.

OLİGOLESİTAL

Vitellüsü çok az olan yumurta.

  -   -   -  

Anlamında OLİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OLİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ASSOLİSTLİK

Assolist olma durumu.

ÇEKMEK

Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.

AKSEPTANS

Yabancı ülkelerde okuyacak öğrenciler için gönderilen kabul belgesi. Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazılarak altı imzalanan açıklama, kabul.

AVİSTO

Ödenmesi gereken poliçelere yazılan ve "görüldüğünde" anlamına gelen bir terim.

AYNASIZ

Aynası olmayan. Polis. Hoşa gitmeyen, kötü, yakışıksız, çirkin, ters, biçimsiz.

ARYA

Operalarda solistlerden birinin orkestra eşliğinde söylediği, genellikle kendi içinde bütünlüğü olan parça.

BOLİVYALI

Bolivya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.

BAŞPİSKOPOS

Katoliklerde piskoposların başı olan din adamı.

AKAĞAÇ

Gürgengillerin, kerestesinden yararlanılan beyaz kabuklu bir türü (Zelkova carpinifolia).

ÇOKGEN

Açı oluşturacak biçimde üç ve üçten çok kenardan oluşan kapalı şekil, poligon.

ACILAŞMAK

Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.

BİREYCİLİK

Bireylerin yararlarını toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğreti, tutum veya politikaların genel adı, ferdiyetçilik, individüalizm. Bütüne, genele değil de bireye, tek olana üstünlük tanıyan görüş, ferdiyetçilik, individüalizm.

AGORA

Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.

CİVANPERÇEMİ

Birleşikgillerden, birçok türü olan bir kır bitkisi, kandil çiçeği (Achillea millefolium).

AHTAPOT

Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.

ASBEST

Tremolitin bozulmasından oluşan, lifli, kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral, taş pamuğu, kaya lifi.

ÇOBANPÜSKÜLÜ

Çobanpüskülügillerden, bir süs bitkisi (llex aquifolium).

BLOK

Kocaman ve ağır kitle. İçine resim veya yazı kâğıtları konulan karton kap. Politik çıkarları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğu. Voleybolda, file üstünde karşı oyuncunun topu sert vururken önünde iki veya üç kişinin elleri ile oluşturdukları perde. Yapı adası. Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan, bir bütün oluşturan.

AVAR

Kuzeydoğu Kafkasya'da, Dağıstan Federe Cumhuriyeti'nde yaşayan bir halk. III-V. yüzyıllar arasında Moğolistan'da, VI-IX. yüzyıllar arasında Orta Avrupa'da yaşamış bir halk.

COP

Kalın, kısa değnek. Polislerin kullandığı genellikle lastikten yapılmış olan sopa.