İçinde OLÜ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "olü" olan, toplam 27 tane kelime bulunuyor. İçerisinde olü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu olü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında olü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

TRİBOLÜMİNESANS

14 harfli kelimeler

MAKROEVOLÜSYON, MİKROEVOLÜSYON

13 harfli kelimeler

KOLESTEROLÜRİ

11 harfli kelimeler

DİSSOLÜSYON

10 harfli kelimeler

KUYRUOĞOLÜ, RESOLÜSYON, İNVOLÜSYON, REZOLÜSYON

9 harfli kelimeler

EVOLÜSYON

8 harfli kelimeler

SOLÜSYON, POLÜSYON

7 harfli kelimeler

SOLÜMEK, EMBOLÜS, AKOLÜRİ, KOLÜMBE, ABSOLÜT, YOLÜSTÜ

6 harfli kelimeler

TOLÜEN, KOLÜRİ, ABSOLÜ

5 harfli kelimeler

KOLÜK, KOLÜG, GOLÜK

4 harfli kelimeler

GOLÜ, BOLÜ

3 harfli kelimeler

OLÜ

Bazı kelimelerin anlamları

OLÜ

Öyle, o şekilde.

TRİBOLÜMİNESANS

Özellikle kristaller kırıldığında, sürtüldüğünde, veya birlikte sıkıştırıldığında maddelerden ışık yayılması.

KUYRUOĞOLÜ

Akrebe benzeyen, yedi halkalı, kuyruğunun son bölümünde zehir taşıyan bir böcek.

DİSSOLÜSYON

Tanecikler içindeki ilacın moleküllerinin mide veya bağırsak suyunda çözünmesi.

SOLÜSYON

Özellikle lastikleri yapıştırmakta kullanılan koyu, yapışkan madde. Eriyik. Çözelti.

SOLÜMEK

Söylemek.

MAKROEVOLÜSYON

Cins ve daha yüksek taksonların evolusyonuna yol açan, jeolojik devirlere uzanan evrim olayları.

EMBOLÜS

Damar içinde yüzen ve damar lumenlerinin mekanik olarak daralmasına veya tıkanmasına neden olan doku parçası, bakteri kümesi ve yağ damlacığı gibi katı veya hava kabarciğı gibi maddeler.

AKOLÜRİ

İdrarda safra pigmentlerinin yokluğu.

REZOLÜSYON

Patolojik bir sürecin şiddetinin azalması, hafiflemesi veya kısmen normale dönmesi. Yangısal reaksiyonların şiddetinin yavaşlaması veya bir şişkinliğin kaybolması veya yumuşaması gibi. Çözünürlük.

KOLESTEROLÜRİ

İdrarda kolesterol bulunması.

POLÜSYON

Kirlenme.

MİKROEVOLÜSYON

Mutasyon ve rekombinasyonlar sonucu gen frekanslarında, kromozom yapı ve sayılarında değişiklerle oluşan, coğrafik ırklar, alt türler arasındaki farklılıkların meydana gelmesine sebep olan ve kısa sürelerde meydana gelen evrim.

EVOLÜSYON

Gelişme.

İNVOLÜSYON

Küçülme, gerileme, genişlemiş bir organın normal hâline dönmesi. Kuruya çıkarılan ineklerde meme bezinin laktasyon dışı dönemdeki durumuna geri dönüş süreci. Döl yatağı ve genital organların doğum veya yavru atmadan sonra gebelik öncesi durumuna geri dönmesi. Yaşın ilerlemesiyle organlarda ilerleyici dejenerasyonlar sonucu görülen küçülme. Kıvrılma, içe doğru bükülme.

RESOLÜSYON

Çözünürlük.

  -   -   -  

Anlamında OLÜ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OLÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AMONYUM

Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir birleşim kökü (NH4).

GELİŞME

Gelişmek işi, inkişaf, neşvünema, tekâmül, evolüsyon. Olan biten şey. Yazılarda giriş bölümlerinden sonra konunun türlü yönlerden açılıp genişlediği, zenginleştiği, olgunlaştığı bölüm.

ALKOLSÜZ

Alkolü olmayan. Alkol içmeksizin. Alkol içilmeyen.

BANDROLLÜ

Bandrolü bulunan.

BENZOL

Benzin ve tolüen karışımı bir akaryakıt.

GAZOLİN

Ham petrolün ilk damıtılmasında ayrılan çok uçucu, hafif akaryakıt.

BELİRTKE

Soyut bir şeyin, bir kavramın sembolü olan varlık veya eşya, amblem. Gösterge. Bir konu hakkındaki açıklayıcı bilgilerin tümü.

ERİYİK

İçindeki katı madde erimiş bulunan sıvı, mahlul, solüsyon.

ASİT

Turnusolün mavi rengini kırmızıya çevirmek özelliğinde olan ve birleşimindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluşturan hidrojenli birleşik, hamız.

BAŞKAHRAMAN

Bir eserde başrolü oynayan kişi, başkişi.

BAŞOYUNCU

Bir filmde veya tiyatro eserinde başrolü canlandıran erkek oyuncu, başaktör. Bir filmde veya tiyatro eserinde başrolü canlandıran kadın oyuncu, başaktris, primadonna.

ÇİĞNEK

Yolüstü.

ELEKTROMEKANİK

Mekanik ögelerden oluşan ve bunların hareketiyle elektrikli unsurlara bağlı olarak uzakta bulunan aletlerin çalışmasını ve kontrolünü sağlayan tertibat.

ASA

Bazı ülkelerde, hükümdarların, mareşallerin, din adamlarının güç sembolü olarak törenlerde taşıdıkları bir tür ağaç veya metalden değnek. İhtiyarların baston yerine kullandıkları uzun sopa.

ASFALTİT

Petrolün ayrışması ile oluşan ve çoklukta tortul kayaçların gözeneklerinde bulunan doğal bitüm.

GAMALI

Bazı eski dinlerin ve Nazizmin sembolü olan, uçları Yunancanın gama harfi biçiminde kırılmış (haç).

BAKALİT

Formaldehit ile bir fenolün yoğunlaşması sonucu elde edilen yapay reçine.

HİPERBOLOİT

Hiperbole benzeyen. Hiperbolün iki ekseninden birinin, çevresinde döndürülmesiyle ortaya çıkan yüzey.

BENZİN

Petrolün damıtılması ile elde edilen, özgül ağırlığı yaklaşık 0,65 olan, renksiz, uçucu, kendine özgü kokusu bulunan bir sıvı. Benzen. Bir organik yağ çözücü türü.

ÇIKMAK

İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.