OLU ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "olu" olan, toplam 86 adet kelime bulunmaktadır. olu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu olu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde olu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

OLUMSUZLAŞTIRMAK, OLUŞTURULABİLMEK

15 harfli kelimeler

OLUŞTURULABİLME, OLUMSUZLAŞTIRMA

14 harfli kelimeler

OLUŞTURABİLMEK, OLUŞTURUVERMEK

13 harfli kelimeler

OLUŞTURABİLME, OLUŞTURUVERME

12 harfli kelimeler

OLUŞTURULMAK

11 harfli kelimeler

OLUKLUKISAÇ, OLUŞUMCULUK, OLUŞTURULMA, OLUNUGELMEK, OLUŞTURTMAK, OLUŞABİLMEK, OLUNABİLMEK, OLUMSUZLAMA, OLUŞUVERMEK

10 harfli kelimeler

OLUMSALLIK, OLUNABİLME, OLUMSUZLUK, OLUKLUÇİVİ, OLUŞTURTMA, OLUKLAŞMAK, OLUŞUVERME, OLUŞTURMAK, OLUŞABİLME, OLUKKOYAĞI

9 harfli kelimeler

OLUKPINAR, OLUVERMEK, OLUGELMEK, OLUGÖRMEK, OLUŞTURMA, OLUMLULUK, OLUKLANIM, OLUKLAŞMA, OLUPBİTTİ

8 harfli kelimeler

OLURDERE, OLURLAMA, OLUŞMAMA, OLUVERME, OLUKBAŞI, OLUKDERE, OLUMLAMA, OLUKKAYA, OLUŞUMCU, OLUKYANI, OLUKMAĞI

7 harfli kelimeler

OLUMSUZ, OLUŞMAK, OLUKÇUK, OLUKLAR, OLUŞUNA, OLURLUK, OLUKMAN, OLUKÖZÜ, OLUKTAŞ, OLUMCUL, OLUNMAK, OLUMLUK, OLUMSAL

6 harfli kelimeler

OLUŞUM, OLUŞUK, OLUCAK, OLUŞLU, OLUKLU, OLUMAK, OLUMLU, OLUMUN, OLUNLU, OLUNMA, OLUNTU, OLURLİ, OLURLU, OLUŞAT, OLUŞMA

5 harfli kelimeler

OLURU, OLUCU

4 harfli kelimeler

OLUR, OLUS, OLUŞ, OLUM, OLUK, OLUH, OLUZ

3 harfli kelimeler

OLU

Bazı kelimelerin anlamları

OLU

Denge, yüke bağlanan ipi bükerek sıkıştırmak için kullanılan sopa. Kilim dokuma tezgâhında bulunan eğri ağaç parçası. Urgancıların çarkın ipliklerini germek için kullandıkları ortası delikli ağaç ya da kemik. Ekin ya da odun yüklü arabaya bağlanan ipleri germekte kullanılan ağaç parçası. Olur, peki (Simav). Çul, yem torbası yapmak için kullanılan keçi kılı yumağı. (Tokat). İpağacı adı verilen kilim tezgahında üst ağacı döndürmeye yarayan demir çubuk. (Kızılca Bor Niğde).

OLUŞTURABİLME

Oluşturabilmek işi.

OLUMSUZLAŞTIRMA

Olumsuzlaştırmak işi.

OLUŞTURTMAK

Oluşturma işini yaptırmak.

OLUŞTURULMA

Oluşturulmak işi.

OLUŞTURUVERME

Oluşturuvermek işi.

OLUŞTURUVERMEK

Çabucak veya kısa sürede oluşturmak.

OLUŞTURULABİLMEK

Oluşturulma imkânı veya olasılığı bulunmak.

OLUŞTURABİLMEK

Oluşturmaya gücü yetmek.

OLUŞTURULMAK

Oluşması sağlanmak, teşekkül ettirilmek.

OLUNUGELMEK

Olagelmek, yapılagelmek.

OLUKLUKISAÇ

Ağız kısımları yassı olan kıskaç. (Yalvaç Isparta).

OLUMSUZLAŞTIRMAK

Olumsuzlaşma işini yaptırmak.

OLUŞTURULABİLME

Oluşturulabilmek işi.

OLUŞABİLMEK

Oluşma imkânı veya olasılığı bulunmak.

OLUŞUMCULUK

İnsanın ruh dünyasında oluşan ve gelişen bir durumun yaşla geliştiğini ileri süren görüş.

  -   -   -  

Anlamında OLU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OLU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AFYONLAMAK

Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.

AĞIRŞAKLANMAK

Ergenlik döneminde çıbanda veya memede ağırşak biçiminde bir tümsek oluşmak.

ABDEST

Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.

AÇMA

Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.

AĞIZDAN

Sözlü olarak. Ağız yoluyla.

AĞIRLIKLI

Ağırlığı olan. Değerlendirmelerde üzerinde fazlaca durulan. Çoğunluğu oluşturan.

AĞILLANMAK

Toplanıp bir arada durmak. Çevresinde ağıl denen hale oluşmak, halelenmek.

AFFOLUNMA

Affolunmak işi.

AĞDALI

Ağdalanmış. Karmaşık. Bilinmeyen kelimelerden, anlaşılması güç sözlerden oluşan (deyiş).

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

ABDAL

Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

ADIYAMAN

Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

AEROBİK

Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için tempolu müzik eşliğinde yapılmış olan bir jimnastik türü.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AHALİ

Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk, halk. Bir yerde toplanan kalabalık.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

ADALET

Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.

İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.

AĞRI

Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı. Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.