Sonu OLU ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "olu" olan, toplam 161 adet kelime bulunmaktadır. Sonu olu ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında olu olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde olu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

HATİPOĞLUTOLU, İSMAİLAĞATOLU

12 harfli kelimeler

DEGİRMENYOLU, DEĞİRMENYOLU, ULUKIŞLATOLU

11 harfli kelimeler

HACILARYOLU, TERBİYEKOLU

10 harfli kelimeler

SAFRANBOLU, BOSTANKOLU, ÇELTİKYOLU, DEPOZİTOLU, SARHOŞYOLU, TAKTAKKOLU

9 harfli kelimeler

ÇİMENTOLU, HAYRABOLU, İSKONTOLU, İSPİRTOLU, MANYETOLU, PAZARYOLU, PİYANGOLU, SAMANYOLU, BAKIRTOLU, BORUKTOLU, ÇAKALYOLU, ÇAVUŞYOLU, ÇEŞMEKOLU, DİLEKYOLU, DÜZENKOLU, FİYASKOLU, GEDİKYOLU, HAMSIKOLU, HASANDOLU, HIRKATOLU, HİCAZYOLU, KAVAKYOLU, KÖPRÜYOLU, KÖYLÜTOLU, MADENYOLU, MEKKEYOLU, MURATKOLU, OĞLANKOLU, PAHALYOLU, PAPIRYOLU, Devamını Oku »»

8 harfli kelimeler

AYAKYOLU, GELİBOLU, HACIYOLU, KİREBOLU, TİREBOLU, ABDİTOLU, AĞAÇYOLU, AĞILYOLU, AKINYOLU, ALANYOLU, AŞIKYOLU, AYAHYOLU, AYRABOLU, BACIYOLU, DAVUDOLU, DEDEYOLU, DEREDOLU, DEREYOLU, EKİNYOLU, ELMAYOLU, EMİRTOLU, ERENYOLU, GİLEBOLU, GİRABOLU, GİREBOLU, HAMİKOLU, HAVAYOLU, IŞIKYOLU, İMİRTOLU, İPEKYOLU, Devamını Oku »»

7 harfli kelimeler

ANADOLU, BANYOLU, CİNYOLU, DOPDOLU, FALSOLU, FİSTOLU, GÖKYOLU, İNEBOLU, KABLOLU, KADROLU, KAKAOLU, KONGOLU, MANTOLU, PALTOLU, PUNTOLU, TEMPOLU, ABAKOLU, ATAYOLU, BAĞYOLU, ELİDOLU, GÖLKOLU, GÜLYOLU, GÜNYOLU, HANYOLU, KAŞYOLU, KOÇYOLU, KORTOLU, PİRBOLU, SÜSYOLU, ŞAHKOLU, Devamını Oku »»

6 harfli kelimeler

ARGOLU, DEFOLU, KİLOLU, TOGOLU, VİDOLU, AYDOLU, AZDOLU, BEYOLU, ERYOLU, GOÇOLU, HOHOLU, PİPOLU, SUYOLU

4 harfli kelimeler

BOLU, DOLU, ÇOLU, FOLU, HOLU, LOLU, MOLU, NOLU, POLU, TOLU

3 harfli kelimeler

OLU

Bazı kelimelerin anlamları

OLU

Denge, yüke bağlanan ipi bükerek sıkıştırmak için kullanılan sopa. Kilim dokuma tezgâhında bulunan eğri ağaç parçası. Urgancıların çarkın ipliklerini germek için kullandıkları ortası delikli ağaç ya da kemik. Ekin ya da odun yüklü arabaya bağlanan ipleri germekte kullanılan ağaç parçası. Olur, peki (Simav). Çul, yem torbası yapmak için kullanılan keçi kılı yumağı. (Tokat). İpağacı adı verilen kilim tezgahında üst ağacı döndürmeye yarayan demir çubuk. (Kızılca Bor Niğde).

ÇİMENTOLU

Çimentosu olan.

SAFRANBOLU

Karabük iline bağlı ilçelerden biri.

HACILARYOLU

Samanyolu.

İSMAİLAĞATOLU

Aksaray şehrinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

DEĞİRMENYOLU

Hatay kenti, Harbiye nahiyesine bağlı bir bölge.

DEPOZİTOLU

Depozitosu olan.

BOSTANKOLU

Tokat ili, Reşadiye ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

DEGİRMENYOLU

Ankara ilinde, Şereflikoçhisar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

TERBİYEKOLU

Yular. (Yenikent Aksaray Niğde).

TAKTAKKOLU

Jandarma.

HAYRABOLU

Tekirdağ iline bağlı ilçelerden biri.

SARHOŞYOLU

Eğri büğrü bir örgü motifi. (Yenikent Aksaray Niğde).

HATİPOĞLUTOLU

Aksaray ilinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

ÇELTİKYOLU

Siirt ili, Şirvan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

ULUKIŞLATOLU

Aksaray ilinde, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

  -   -   -  

Anlamında OLU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OLU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AĞDALI

Ağdalanmış. Karmaşık. Bilinmeyen kelimelerden, anlaşılması güç sözlerden oluşan (deyiş).

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

ADALET

Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.

AFFOLUNMA

Affolunmak işi.

AFYONLAMAK

Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.

AEROBİK

Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için tempolu müzik eşliğinde yapılmış olan bir jimnastik türü.

AÇMA

Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.

ABDEST

Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.

AĞIRŞAKLANMAK

Ergenlik döneminde çıbanda veya memede ağırşak biçiminde bir tümsek oluşmak.

AĞRI

Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı. Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

AĞIZDAN

Sözlü olarak. Ağız yoluyla.

AHALİ

Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk, halk. Bir yerde toplanan kalabalık.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.

ADIYAMAN

Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

AĞILLANMAK

Toplanıp bir arada durmak. Çevresinde ağıl denen hale oluşmak, halelenmek.

ABDAL

Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.

AĞIRLIKLI

Ağırlığı olan. Değerlendirmelerde üzerinde fazlaca durulan. Çoğunluğu oluşturan.