Kelimeler arşivi içinde; başında "olan" olan, toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. olan ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu olan ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde olan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
OLANAKSIZLAŞTIRMA
OLANAKSIZLAŞMAK
OLANAKSIZLAŞMA
OLANAKSIZLIK
OLANAKÇILIK
OLANAKSIZ, OLANCAMAL
OLANAKLI
OLANCIK
OLANAK, OLANCA, OLANGI
OLAN
OLAN
Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.
OLANAKSIZLAŞTIRMA
Olanaksızlaştırmak işi, imkânsızlaştırma.
OLANAKSIZLAŞMAK
Olanaksız duruma gelmek, imkânsızlaşmak.
OLANCIK
Yavrucak, oğul.
OLANAKÇILIK
Coğrafya koşullarının bölgesel halk kültürlerini etkilemelerine karşın onların kimliklerinin oluşumunda hiçbir görevlerinin olmadığına ilişkin düşünüş, bk. coğrafya okulu, halk kültürü, karşılığı insanbilim okulu.
OLANAKSIZ
Olanağı olmayan, olma ihtimali bulunmayan, gayrimümkün, imkânsız.
OLANAKSIZLAŞMA
Olanaksızlaşmak işi, imkânsızlaşma.
OLANCA
Bütün, elde bulunanın hepsi.
OLANAKLI
Olma ihtimali bulunan, kabil.
OLANGI
Oklava.
OLANCAMAL
Durağan mal, kalıt, bırakıt gibi para ile ölçülebilen hak ve borçların tümü.
OLANAK
İmkân.
OLANAKSIZLIK
Olanaksız olma durumu, imkânsızlık.
Bu bölümde tanımı içerisinde OLAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABONELİK
Abone olma durumu. Belirli sayıda abonesi olan.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ABDESTLİ
Abdest almış (kimse). Abdest alarak, abdest almış olarak. İyi adam. Abdesti bozulmamış olan (kimse).
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
ACIKLI
Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.
ABASIZ
Aba giymemiş olan.
ABALI
Aba giymiş olan.
ABLATYA
Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç olan, geniş gözlü bir balık ağı türü.
ABAJURLU
Abajuru olan.
ACİZ
Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. Beceriksizlik. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu.
ACILI
Acı katılmış olan. Acısı olan, kederli.
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
ABDESTSİZ
Abdest almamış olan (kimse). Abdesti bozulmuş olan (kimse). Abdest almadan, abdest almaksızın. Kötü adam.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
ABAZAN
Uzun süre cinsel ilişkide bulunmayan (erkek). Karnı aç olan (kimse).
ACEMCE
Farsça. Bu dille yazılmış olan.
ACEMİ
Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.