İçinde OLAY geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "olay" olan, toplam 69 tane kelime bulunuyor. İçerisinde olay bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu olay ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında olay olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

KOLAYLAŞTIRILMAK

15 harfli kelimeler

KOLAYLAŞTIRILMA

14 harfli kelimeler

YUKARIDOLAYLAR, KOLAYLAŞTIRICI, KOLAYLAŞTIRMAK, DEPOLAYABİLMEK

13 harfli kelimeler

AŞAĞIDOLAYLAR, DEPOLAYABİLME, OLAYLAŞTIRMAK, KOLAYLAŞTIRMA

12 harfli kelimeler

OLAYLAŞTIRMA, DOLAYABİLMEK

11 harfli kelimeler

KOLAYLAŞMAK, DOLAYABİLME, KOLAYLANMAK, YUKARIDOLAY, KOLAYSINMAK, DOLAYISIYLA, GOLAYLAŞMAK

10 harfli kelimeler

KOLAYLANMA, DOLAYLAMAK, KOLAYCILIK, GOLAYLAMAK, AŞAĞIDOLAY, KOLAYLAMAK, KOLAYLIKLA, KOLAYLAŞMA, KOLAYCACIK

9 harfli kelimeler

OLAYCILIK, DEPOLAYIŞ, OLAYAZMAK, KOLAYLAMA, DOLAYLAMA, ÖRNEKOLAY, FIRDOLAYI

8 harfli kelimeler

YANDOLAY, KOLAYINA, GÖKDOLAY, DOLAYLAR, KOLAYSIZ, DOLAYSIZ, OLAYAZMA, KOLAYLIK, OLAYLAMA

7 harfli kelimeler

KOLAYLI, KOLAYLU, NOLAYDI, OLAYCIK, GOLAYLA, KOLAYIN, İZOLAYT, KOLAYIR, DOLAYLI, DOLAYAN, OLAYSIZ, KOLAYCA, KOLAYCI, KOLAYDA

6 harfli kelimeler

DOLAYI, OLAYIZ, OLAYDI, OLAYCI, OLAYLI, OLAYAK

5 harfli kelimeler

TOLAY, KOLAY, GOLAY, DOLAY

4 harfli kelimeler

OLAY

Bazı kelimelerin anlamları

OLAY

Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka. Önemli tarihsel olgu, fenomen.

KOLAYLAŞTIRICI

Görüşmelerin gidişini üyelerin özgürce seçmelerine ve kendiliğinden eğilimlerine bırakan küme çözümlemelerinde bir ayrıştırıcı ya da sorun çözümleyici konumunda olan gözlemci.

KOLAYLANMAK

Bir iş sonuna yaklaşmak, bitmek üzere olmak.

OLAYLAŞTIRMAK

Olay durumuna getirmek, olay yapmak.

DOLAYABİLME

Dolayabilmek işi.

OLAYLAŞTIRMA

Olaylaştırmak durumu.

DEPOLAYABİLME

Depolayabilmek işi.

DOLAYABİLMEK

Dolamaya gücü yetmek.

AŞAĞIDOLAYLAR

Kütahya şehrinde, Simav belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

KOLAYLAŞTIRILMA

Kolaylaştırılmak işi.

KOLAYLAŞTIRILMAK

Kolaylaştırma işini yaptırılmak.

YUKARIDOLAYLAR

Kütahya ilinde, Simav belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

KOLAYLAŞTIRMAK

Kolay bir duruma getirmek, güçlükleri ortadan kaldırmak. Bir işi sonuna yaklaştırmak.

DEPOLAYABİLMEK

Depolama imkânı veya olasılığı bulunmak.

KOLAYLAŞMAK

Kolay duruma gelmek. Engel ve güçlükler ortadan kalkmak.

KOLAYLAŞTIRMA

Kolaylaştırmak işi. Üstün tutma, benimseyerek koruma, kişiye yapılacak işlemde kolaylık gösterme. Küme çözümleme yordamlarında gözlemcinin özgür tartışmalar, kendiliğindenli ilişkilerin örtük anlamlarını açığa çıkarma ve sorunları ya da ilişki düğümlenmelerini, çözümleme de üstlendiği yardım ve ayrıştırma işi.

  -   -   -  

Anlamında OLAY bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OLAY geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AÇIKÇA

Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.

AKIŞMA

Akışmak işi. Bir sıraya gelen ses, hece veya kelimelerin birbirleriyle uyuşarak kulağa hoş ve dile kolay gelen bir bütün oluşturması.

AÇMAZ

Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.

AÇIKLAMALI

Birtakım açıklamalarla anlaşılması, öğrenilmesi kolaylaştırılmış, izahlı.

AKILSALLAŞTIRMA

Akılsallaştırmak işi. Bilinç dışı olayların mantık ve akla dayalı olarak açıklanması.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

AĞIZLAMAK

Bir boğazın veya bir limanın ağzını ortalamak. Bir işi kolaylamak. Bir parçayı yuvasına geçirmek için önce yuvanın ağzını ayarlamak.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

AKILLANMAK

Karşılaşılan olayların sonuçlarından yararlanarak davranmak. Uslanmak.

AFET

Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.

AKIŞKANLIK

Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.

AKINTI

Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

ABANDONE

Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.

AKICI

Akma özelliği olan. Kesintisiz. Kolay anlaşılabilen, okunabilen, anlamca açık (anlatım), selis.

AHVAL

Durumlar, hâller, vaziyetler. Olaylar. Davranışlar.

AKÇÖPLEME

Zambakgillerden, yapraklarının uzun, geniş olması, çiçeklerinin güzelliği dolayısıyla bahçe çiçekleri arasına giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album).

AĞIRKANLI

Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.

ABARTI

Bir şeyi, bir olayı olduğundan büyük veya çok gösterme, mübalağa.