OLAY ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "olay" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. olay ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu olay ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde olay olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

OLAYLAŞTIRMAK

12 harfli kelimeler

OLAYLAŞTIRMA

9 harfli kelimeler

OLAYAZMAK, OLAYCILIK

8 harfli kelimeler

OLAYAZMA, OLAYLAMA

7 harfli kelimeler

OLAYCIK, OLAYSIZ

6 harfli kelimeler

OLAYAK, OLAYCI, OLAYDI, OLAYIZ, OLAYLI

4 harfli kelimeler

OLAY

Bazı kelimelerin anlamları

OLAY

Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka. Önemli tarihsel olgu, fenomen.

OLAYLAŞTIRMA

Olaylaştırmak durumu.

OLAYLAMA

Roman, hikâye, tiyatro eseri ve benzerleri edebi türlerde olayları oluşturma, yansıtma.

OLAYCIK

Küçük, önemsiz olay.

OLAYAZMA

Olayazmak işi.

OLAYSIZ

Olayı olmayan, hiçbir olay çıkmamış olan, hadisesiz.

OLAYDI

Olabilirdi.

OLAYAK

Ayakkabıcıların kullandığı en büyük ayakkabı kalıbı.

OLAYIZ

Olalım, oluyoruz.

OLAYLI

Olayı olan, olay çıkmış olan, hadiseli.

OLAYCILIK

Görüngücülük.

OLAYCI

Görüngücü.

OLAYAZMAK

Az kalsın olmak.

OLAYLAŞTIRMAK

Olay durumuna getirmek, olay yapmak.

  -   -   -  

Anlamında OLAY bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OLAY geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

AÇIKÇA

Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.

AKINTI

Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

AKICI

Akma özelliği olan. Kesintisiz. Kolay anlaşılabilen, okunabilen, anlamca açık (anlatım), selis.

AKIŞMA

Akışmak işi. Bir sıraya gelen ses, hece veya kelimelerin birbirleriyle uyuşarak kulağa hoş ve dile kolay gelen bir bütün oluşturması.

AÇIKLAMALI

Birtakım açıklamalarla anlaşılması, öğrenilmesi kolaylaştırılmış, izahlı.

AKILSALLAŞTIRMA

Akılsallaştırmak işi. Bilinç dışı olayların mantık ve akla dayalı olarak açıklanması.

AHVAL

Durumlar, hâller, vaziyetler. Olaylar. Davranışlar.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

ABARTI

Bir şeyi, bir olayı olduğundan büyük veya çok gösterme, mübalağa.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

AKÇÖPLEME

Zambakgillerden, yapraklarının uzun, geniş olması, çiçeklerinin güzelliği dolayısıyla bahçe çiçekleri arasına giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album).

AKILLANMAK

Karşılaşılan olayların sonuçlarından yararlanarak davranmak. Uslanmak.

ABANDONE

Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.

AĞIZLAMAK

Bir boğazın veya bir limanın ağzını ortalamak. Bir işi kolaylamak. Bir parçayı yuvasına geçirmek için önce yuvanın ağzını ayarlamak.

AĞIRKANLI

Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.

AFET

Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

AÇMAZ

Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.

AKIŞKANLIK

Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.