Kelimeler arşivi içinde; başında "mete" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. mete ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu mete ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde mete olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
METELİKKAĞIDI, METELİKSİZLİK
METEOROLOJİK, METENSEFALON
METEOROLOJİ, METELİKDARI, METEORİSMUS
METEOROLOG, METELİKSİZ, METELLEMEK
METERETLİ, METENAMİN
METETMEK, METEORİT
METENET, METELİS, METELİK, METELER, METEHAN, METERİS, METERİZ
METEOR
METEM, METEL, METEK
METE
METE
Topraktan yapılmış emzikli testi, ibrik. Büyük Türk-Hun İmparatoru. (M.Ö. 209-174).
METEORİT
Gök taşı.
METEOROLOG
Hava tahmincisi.
METELİKDARI
İri mısır tanesi.
METELLEMEK
Öykü okumak. Şaşmak, hayret etmek.
METETMEK
Arapça kökenli medh: methetmek; övmek.
METEORİSMUS
Bağırsaklarda gaz birikmesi.
METERETLİ
Güçlü, dayanıklı.
METEOROLOJİK
Meteoroloji ile ilgili olan.
METELİKKAĞIDI
Nüfus cüzdanı.
METENET
Arapça kökenli metânet: metanet; sabır; tahammül.
METENAMİN
Amonyak ve formaldehidin kondensasyon ürünü, özellikle küçük hayvanların idrar kanalı enfeksiyonlarında bir antibiyotikle birlikte kullanılan, vücutta hidrolize edildikten sonra formaldehit ve amonyağa dönüşen, etkin olabilmesi için asidik idrara ihtiyaç duyan bir kemoteropötik ilaç.
METELİKSİZLİK
Züğürtlük.
METENSEFALON
Beyin gelişiminde arka beyin adını alan bu oluşumdan beyincik ve ponsun geliştiği üç kabarcıktan biri.
METEOROLOJİ
Hava koşullarında meydana gelen değişmeleri, iklim türlerini araştırıp hava durumu tahminlerinde bulunan bilim dalı, hava bilgisi.
METELİKSİZ
Parası olmayan, züğürt. Parası olmadan.
Bu bölümde tanımı içerisinde METE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ZÜĞÜRT
Parasız, yoksul, meteliksiz olan (kimse).
BERZAH
Kıstak. Dinî inanışlara göre ölenlerin ruhlarının kıyamete kadar bulunduğu yer.
BAHŞİŞ
Yapılan bir hizmete ödenen ücretten ayrı olarak fazladan verilen para, kahve parası.
ACINDIRMAK
Birinin acımasına yol açmak, birini merhamete getirmek.
YILLIK
Bir yıl için, senelik, senevi. Bir yılda verilen ücret. Yılda bir yapılan. Bir yıl içinde olan. Öğretim yılı sonunda hazırlanan, öğrenci, öğretmen ve yöneticilerin özellikleriyle ilgili bilgiler ile eğlendirici konuların yer aldığı kitap. Yapımından veya doğumundan başlayarak üzerinden bir yıl geçmiş olan. Yılın gün, hafta, ay vb. bölümlerinden başka, bayram, yıl dönümü gibi belli günleri ve birtakım astronomi, meteoroloji, istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim, almanak. Yılda bir çıkan ve o yılın olaylarını anlatan kitap, bülten, dergi vb. eser, salname.
TOPLAMAK
Bir araya getirmek. Şişmanlamak, kilo almak. Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulmak. Dağınıklıktan kurtarmak. Bir araya getirmek, düzene sokmak, düzeltmek. Devşirip kaldırmak. Vergi veya bağışı verecek olanlardan almak. Artırıp biriktirmek. Çıban, yara irinlenmek. Hizmete çağırmak. Devşirmek.
ZÜĞÜRTLEMEK
Parasız, meteliksiz kalmak, züğürt duruma gelmek.
AYMETE
Ay ve mete.
DECCAL
Yalancı, fesat, dedikoducu (kimse). Dinî inanışlara göre kıyamete yakın bir zamanda ortaya çıkacak olan yalancı ve kötü yaradılışlı kimse.
BELGEBİLİM
Düşün ürünü olan bütün bilgileri toplama, sınıflama ve kolayca hizmete sunulacak biçimde saklama işlemi. Bilimsel haberleşmenin en büyük hız ve doğrulukla gerçekleşebilmesi için yapılan işlemlerin tümü.
HAVA
Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Keyif, âlem. Müzik parçalarında tür. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Esinti. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Gökyüzü. Çekicilik. Tarz, üslup. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Çevreyi kuşatan boşluk.
DİRLİK
Yaşayış, hayat, sağlık, varlık, geçim. Huzur, erinç. Osmanlı Devleti'nde bir hizmete karşılık olmak üzere bir kimseye devletçe verilen aylık veya bir yere bağlı gelir.
AKANYILDIZ
Güneş dizgesine bağlı, kesin yörüngeleri bulunmayan ve bu nedenle havayuvarının üst katmanlarına girince ateş külçesi durumuna dönüşen küçük gökcismi. Yer'in havayuvarına girince sürtünmeden dolayı akkor duruma gelen ve ardından bir ışık çizgisi bırakarak geçen meteor. Güneş sistemi içinde hareket ederken dünya atmosferinin üst katmanlarına girip sürtünme sonucu ateş külçesi durumuna dönüşen küçük nesne.
ASEKSÜEL
Erkek veya dişiye ait belirgin özellik göstermeyen, cinsiyetsiz. Üreme için erkek ve dişi gamete gerek göstermeyen, döllenmeksizin üreyen.
FERMANLI
Hükûmete karşı gelmek suçuyla aranan ve cezalandırılması için hakkında ferman çıkan (kimse). Kimseden korkusu olmayıp dilediği gibi davranan.
KONSOLOS
Yabancı ülkelerde, orada bulunan yurttaşlarının haklarını koruyan, bağlı bulunduğu hükûmete siyasal ve ticari bilgileri veren dış işleri görevlisi, şehbender.
ZÜĞÜRTLÜK
Parasızlık, parasız kalma durumu, meteliksizlik.
MAHLUL
Hallolmuş, çözülmüş, dağılmış. Eriyik. Mirasçısı olmayan bir kimseden hükûmete kalan (mülk).
ZİMMİ
İslam devleti tebaasında olan ve haraç veren Hristiyanlar, Yahudiler. Zimmete ilişkin.
BİYOMETEOROLOJİK
Biyometeoroloji ile ilgili.