İçinde METİ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "meti" olan, toplam 71 tane kelime bulunuyor. İçerisinde meti bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu meti ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında meti olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

METİLPREDNİZOLON, METİLTESTOSTERON, DİMETİLSÜLFOKSİT

15 harfli kelimeler

ALAMETİFARİKALI, METİLMELAMİNLER, METİLKLOROSİLAN, FORMİLMETİYONİN, DİMETİLGLİOKSİM

14 harfli kelimeler

KIYMETİHARBİYE, METİLSALİSİLAT, METİLAMFETAMİN

13 harfli kelimeler

ALAMETİFARİKA, HETEROGAMETİK, METİLHEKSAMİN, DİMETİLBENZEN

12 harfli kelimeler

ARİTMETİKSEL, METİLSELÜLOZ, HEYHMETİHUDA, METİLKSANTİN, DESKEMETİTİS

11 harfli kelimeler

DİMETİLAMİN, KOZMETİKSİZ, HOMOGAMETİK, VAGOMİMETİK

10 harfli kelimeler

METİTROZİN, METİLASYON, ARETMETİYH, ANTİEMETİK, ABDÜLMETİN, KİLOMETİRE, METİZERJİD, KOZMETİKLİ

9 harfli kelimeler

METİYONİN, METİLDOPA, ARİTMETİK, METİMAZOL, METİNKAYA, METİOKARB, METİRAPON, METİSİLİN, METİYONAL

8 harfli kelimeler

METİNSEL, TRNAMETİ, TOLMETİN, NİMETİYE, MEMETİNA, MEMETİKA, KOCAMETİ, İSMETİYE, HERMETİK, KOZMETİK

7 harfli kelimeler

ZAHMETİ, YEKMETİ, METİNER, AMETİST, GAMETİK, METİRİZ, RAHMETİ, METİLEN, METİLİK

6 harfli kelimeler

EMETİK, NİMETİ, METİRE, METİNE

5 harfli kelimeler

METİN, METİS, EMETİ, METİH, METİL, İMETİ

4 harfli kelimeler

METİ

Bazı kelimelerin anlamları

METİ

Fıçı. Fıçı. (Sivrihisar Eskişehir).

METİLTESTOSTERON

Testosteron'un 17?-metil türevi.

METİLKLOROSİLAN

Silikon eldesinde kullanılan bir madde.

HETEROGAMETİK

Bir türün dişi ya da erkek eşeyinin eşit sayıda benzemeyen eşeylik gözeleri meydana getirmesi; eşit olmayan eşey kromozomlarını kapsayan; XY kromozomlu olan; heterogametleri olan.

ALAMETİFARİKALI

Alametifarikası olan.

DİMETİLGLİOKSİM

Nikel(II) için özgül bir çöktürücü.

METİLAMFETAMİN

Alfa-uyarıcı ilaçlar grubunda amfetamin türevi ilaç.

FORMİLMETİYONİN

Formil grubu bağlanmış metiyonin olup prokaryotlarda protein üretimi sırasındaki başlangıç aminoasidi.

METİLSALİSİLAT

İrrite edici olmayan ve deriye sürülerek kullanılan salisilik asit türevi ilaç.

DİMETİLBENZEN

Ksilol.

METİLPREDNİZOLON

Sentetik bir glukokortikoit.

KIYMETİHARBİYE

Geçerlilik, değer, önem.

METİLMELAMİNLER

Alkilleyici ilaç gruplarından birisi.

ALAMETİFARİKA

Ayırıcı nitelik, ayırıcı özellik.

DİMETİLSÜLFOKSİT

Ağacın işlenmesi sırasında elde edilen, birçok madde için iyi bir çözücü ve nem çekici özelliğe sahip, ağrı kesici, yangı önleyici, mantarlar ve bakterilerin gelişmesini engelleyici etkileri olan bir madde.

METİLHEKSAMİN

Merkezi sinir sistemini uyarmadan dolaylı olarak sempatik sinir sistemini uyarıcı etkinlik gösteren alifatik amin grubu ilaç.

  -   -   -  

Anlamında METİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde METİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇÖMEZ

Medreselerde müderrisin hizmetine bakan ve ondan ders alan öğrenci. Acemi. Birinin kendi işini öğreterek yetiştirmeye başladığı kimse.

BUKET

Çiçek demeti.

ÇIKMA

Çıkmak işi. Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak. Çıkmış. Desteklemek amacıyla verilen para. Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, çıkıntı, derkenar. Eski, kullanılmış. Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon.

DAYANIKLI

Dayanabilen, sağlam, güçlü, mukavim, zorlu, stabil. Metanetli, metin, mütehammil.

ÇİLE

Zahmet, sıkıntı. Yay kirişi. İpek, yün, pamuk vb. her türlü iplik demeti. Dervişlerin kırk gün süre ile kendilerine uyguladıkları zahmetli ve perhizli dönem.

BALIKNEFESİ

Balinagillerin başından çıkarılan ve kozmetik maddeler ve süslü mumlar yapımında kullanılan bir yağ.

AŞK

Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.

AYRAÇ

Cümle içinde geçen bir sözü, metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen yay veya köşeli biçimde işaret, parantez. Kalınan sayfayı belirlemek amacıyla kitapların arasına konulan ince, uzun karton parçası, bellik.

BABIALİ

Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti. İstanbul'da bu çevredeki basın.

BAŞBAKAN

Hükûmetin ve Bakanlar Kurulunun başı, kabinenin başı, başvekil.

DARBE

Vuruş, çarpış. Birini kötü duruma düşüren, sarsan olay. Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi.

ARİTMETİKSEL

Aritmetik ile ilgili.

BAŞKAN

Bir topluluğun, bir toplantının veya bir derneğin başında bulunan kimse, reis, reis bey. Bazı ülkelerde devletin ve hükûmetin başı.

BİLGİSAYAR

Çok sayıda aritmetiksel veya mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, önceden verilmiş bir programa göre yapıp sonuçlandıran elektronik araç, elektronik beyin.

ABONE

Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).

BAŞAKÇIK

Çiçeklerde başağı oluşturan çiçek demeti veya topluluğu.

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.

DİMDİK

Çok dik, mum direk. Sıkıntıları karşılayacak durumda olan, baş eğmeyen, metin. Dikkatli, ısrarlı (bakış). Kaskatı, çok sertleşmiş olarak. Sağlıklı, zinde. Sağa sola sapmadan, dosdoğru. Çok dik bir biçimde.

BAĞ

Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.

ASKERLİK

Asker olma durumu, askerlik hizmeti, bayrakaltı, askeriye.