Kelimeler arşivinde; içinde "meti" olan, toplam 71 tane kelime bulunuyor. İçerisinde meti bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu meti ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında meti olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
METİLPREDNİZOLON, METİLTESTOSTERON, DİMETİLSÜLFOKSİT
ALAMETİFARİKALI, METİLMELAMİNLER, METİLKLOROSİLAN, FORMİLMETİYONİN, DİMETİLGLİOKSİM
KIYMETİHARBİYE, METİLSALİSİLAT, METİLAMFETAMİN
ALAMETİFARİKA, HETEROGAMETİK, METİLHEKSAMİN, DİMETİLBENZEN
ARİTMETİKSEL, METİLSELÜLOZ, HEYHMETİHUDA, METİLKSANTİN, DESKEMETİTİS
DİMETİLAMİN, KOZMETİKSİZ, HOMOGAMETİK, VAGOMİMETİK
METİTROZİN, METİLASYON, ARETMETİYH, ANTİEMETİK, ABDÜLMETİN, KİLOMETİRE, METİZERJİD, KOZMETİKLİ
METİYONİN, METİLDOPA, ARİTMETİK, METİMAZOL, METİNKAYA, METİOKARB, METİRAPON, METİSİLİN, METİYONAL
METİNSEL, TRNAMETİ, TOLMETİN, NİMETİYE, MEMETİNA, MEMETİKA, KOCAMETİ, İSMETİYE, HERMETİK, KOZMETİK
ZAHMETİ, YEKMETİ, METİNER, AMETİST, GAMETİK, METİRİZ, RAHMETİ, METİLEN, METİLİK
EMETİK, NİMETİ, METİRE, METİNE
METİN, METİS, EMETİ, METİH, METİL, İMETİ
METİ
METİ
Fıçı. Fıçı. (Sivrihisar Eskişehir).
METİLTESTOSTERON
Testosteron'un 17?-metil türevi.
METİLKLOROSİLAN
Silikon eldesinde kullanılan bir madde.
HETEROGAMETİK
Bir türün dişi ya da erkek eşeyinin eşit sayıda benzemeyen eşeylik gözeleri meydana getirmesi; eşit olmayan eşey kromozomlarını kapsayan; XY kromozomlu olan; heterogametleri olan.
ALAMETİFARİKALI
Alametifarikası olan.
DİMETİLGLİOKSİM
Nikel(II) için özgül bir çöktürücü.
METİLAMFETAMİN
Alfa-uyarıcı ilaçlar grubunda amfetamin türevi ilaç.
FORMİLMETİYONİN
Formil grubu bağlanmış metiyonin olup prokaryotlarda protein üretimi sırasındaki başlangıç aminoasidi.
METİLSALİSİLAT
İrrite edici olmayan ve deriye sürülerek kullanılan salisilik asit türevi ilaç.
DİMETİLBENZEN
Ksilol.
METİLPREDNİZOLON
Sentetik bir glukokortikoit.
KIYMETİHARBİYE
Geçerlilik, değer, önem.
METİLMELAMİNLER
Alkilleyici ilaç gruplarından birisi.
ALAMETİFARİKA
Ayırıcı nitelik, ayırıcı özellik.
DİMETİLSÜLFOKSİT
Ağacın işlenmesi sırasında elde edilen, birçok madde için iyi bir çözücü ve nem çekici özelliğe sahip, ağrı kesici, yangı önleyici, mantarlar ve bakterilerin gelişmesini engelleyici etkileri olan bir madde.
METİLHEKSAMİN
Merkezi sinir sistemini uyarmadan dolaylı olarak sempatik sinir sistemini uyarıcı etkinlik gösteren alifatik amin grubu ilaç.
Bu bölümde tanımı içerisinde METİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇÖMEZ
Medreselerde müderrisin hizmetine bakan ve ondan ders alan öğrenci. Acemi. Birinin kendi işini öğreterek yetiştirmeye başladığı kimse.
BUKET
Çiçek demeti.
ÇIKMA
Çıkmak işi. Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak. Çıkmış. Desteklemek amacıyla verilen para. Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, çıkıntı, derkenar. Eski, kullanılmış. Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon.
DAYANIKLI
Dayanabilen, sağlam, güçlü, mukavim, zorlu, stabil. Metanetli, metin, mütehammil.
ÇİLE
Zahmet, sıkıntı. Yay kirişi. İpek, yün, pamuk vb. her türlü iplik demeti. Dervişlerin kırk gün süre ile kendilerine uyguladıkları zahmetli ve perhizli dönem.
BALIKNEFESİ
Balinagillerin başından çıkarılan ve kozmetik maddeler ve süslü mumlar yapımında kullanılan bir yağ.
AŞK
Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.
AYRAÇ
Cümle içinde geçen bir sözü, metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen yay veya köşeli biçimde işaret, parantez. Kalınan sayfayı belirlemek amacıyla kitapların arasına konulan ince, uzun karton parçası, bellik.
BABIALİ
Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti. İstanbul'da bu çevredeki basın.
BAŞBAKAN
Hükûmetin ve Bakanlar Kurulunun başı, kabinenin başı, başvekil.
DARBE
Vuruş, çarpış. Birini kötü duruma düşüren, sarsan olay. Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi.
ARİTMETİKSEL
Aritmetik ile ilgili.
BAŞKAN
Bir topluluğun, bir toplantının veya bir derneğin başında bulunan kimse, reis, reis bey. Bazı ülkelerde devletin ve hükûmetin başı.
BİLGİSAYAR
Çok sayıda aritmetiksel veya mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, önceden verilmiş bir programa göre yapıp sonuçlandıran elektronik araç, elektronik beyin.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
BAŞAKÇIK
Çiçeklerde başağı oluşturan çiçek demeti veya topluluğu.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
DİMDİK
Çok dik, mum direk. Sıkıntıları karşılayacak durumda olan, baş eğmeyen, metin. Dikkatli, ısrarlı (bakış). Kaskatı, çok sertleşmiş olarak. Sağlıklı, zinde. Sağa sola sapmadan, dosdoğru. Çok dik bir biçimde.
BAĞ
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.
ASKERLİK
Asker olma durumu, askerlik hizmeti, bayrakaltı, askeriye.