Kelimeler arşivi içinde; başında "meti" olan, toplam 32 adet kelime bulunmaktadır. meti ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu meti ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde meti olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
METİLTESTOSTERON, METİLPREDNİZOLON
METİLMELAMİNLER, METİLKLOROSİLAN
METİLAMFETAMİN, METİLSALİSİLAT
METİLHEKSAMİN
METİLSELÜLOZ, METİLKSANTİN
METİZERJİD, METİTROZİN, METİLASYON
METİSİLİN, METİYONAL, METİYONİN, METİMAZOL, METİRAPON, METİOKARB, METİNKAYA, METİLDOPA
METİNSEL
METİNER, METİRİZ, METİLİK, METİLEN
METİNE, METİRE
METİN, METİS, METİL, METİH
METİ
Fıçı. Fıçı. (Sivrihisar Eskişehir).
METİLMELAMİNLER
Alkilleyici ilaç gruplarından birisi.
METİLASYON
Herhangi bir molekülün yapısına metil grubunun katılması olayı. Nükleotit dizisinde G bazından önce gelen sitozinin beşinci C atomuna metil grubunun bağlanması; bir bileşiğe metil grubunun bağlanması.
METİYONİN
Sülfür kapsayan bir amino asit. Metabolik reaksiyonlar için sülfür ve metil grubu sağlayan, insan besininin temel maddelerinden biri. Bütün ökaryotlarda metiyonin, bakterilerde ve mitokondrilerde ise formillenmiş metiyonin polipeptit zincirlerinin sentezinde kullanılan ilk amino asittir. Suda çözünen, alkolde çok az çözünen, eterde çözünmeyen, kükürt içeren, protein ve yağ metabolizmasında önemli rol oynayan esansiyel bir aminoasit. Sembolü Met ve M olan vücutta metil ve sülfür gruplarını sağlayan hidrofobik yan zincire sahip yan zinciri kükürt içeren, yağların parçalanmasına, karaciğer ve arterlerde yağ oluşumunun önlenmesine yardımcı olan, kemik gelişimini artıran esansiyel bir amino asit.
METİLSALİSİLAT
İrrite edici olmayan ve deriye sürülerek kullanılan salisilik asit türevi ilaç.
METİLKLOROSİLAN
Silikon eldesinde kullanılan bir madde.
METİYONAL
Metiyonin türevi olan madde.
METİLPREDNİZOLON
Sentetik bir glukokortikoit.
METİLKSANTİN
Coffea arabica C. liberica ve C. canephora bitkilerinde bulunan kafeinle teobromin'in ana maddesi olan alkaloit.
METİTROZİN
Tirozin hidroksilaz enzimini baskılayarak noradrenalin ve adrenalin düzeyini düşüren ilaç.
METİLHEKSAMİN
Merkezi sinir sistemini uyarmadan dolaylı olarak sempatik sinir sistemini uyarıcı etkinlik gösteren alifatik amin grubu ilaç.
METİSİLİN
Beta-laktamazlara dayanıklı bir penisilin türevi ilaç.
METİLTESTOSTERON
Testosteron'un 17?-metil türevi.
METİLAMFETAMİN
Alfa-uyarıcı ilaçlar grubunda amfetamin türevi ilaç.
METİZERJİD
Kimyaca 1-metil-d-lizerjik asit butanolamid olup ergot alkaloitlerinden ergonovinin yarı sentetik türevi.
METİLSELÜLOZ
Laksatif ve antidiyaretik müstahzarların içinde kullanılan, sellülozdan elde edilen yarı sentetik madde.
Bu bölümde tanımı içerisinde METİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAŞAKÇIK
Çiçeklerde başağı oluşturan çiçek demeti veya topluluğu.
ASKERLİK
Asker olma durumu, askerlik hizmeti, bayrakaltı, askeriye.
ÇİLE
Zahmet, sıkıntı. Yay kirişi. İpek, yün, pamuk vb. her türlü iplik demeti. Dervişlerin kırk gün süre ile kendilerine uyguladıkları zahmetli ve perhizli dönem.
BİLGİSAYAR
Çok sayıda aritmetiksel veya mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, önceden verilmiş bir programa göre yapıp sonuçlandıran elektronik araç, elektronik beyin.
DARBE
Vuruş, çarpış. Birini kötü duruma düşüren, sarsan olay. Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
BUKET
Çiçek demeti.
BAĞ
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.
BAŞKAN
Bir topluluğun, bir toplantının veya bir derneğin başında bulunan kimse, reis, reis bey. Bazı ülkelerde devletin ve hükûmetin başı.
AŞK
Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.
DAYANIKLI
Dayanabilen, sağlam, güçlü, mukavim, zorlu, stabil. Metanetli, metin, mütehammil.
ÇÖMEZ
Medreselerde müderrisin hizmetine bakan ve ondan ders alan öğrenci. Acemi. Birinin kendi işini öğreterek yetiştirmeye başladığı kimse.
ALAMETİFARİKALI
Alametifarikası olan.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
AYRAÇ
Cümle içinde geçen bir sözü, metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen yay veya köşeli biçimde işaret, parantez. Kalınan sayfayı belirlemek amacıyla kitapların arasına konulan ince, uzun karton parçası, bellik.
BABIALİ
Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti. İstanbul'da bu çevredeki basın.
BAŞBAKAN
Hükûmetin ve Bakanlar Kurulunun başı, kabinenin başı, başvekil.
BALIKNEFESİ
Balinagillerin başından çıkarılan ve kozmetik maddeler ve süslü mumlar yapımında kullanılan bir yağ.
ARİTMETİKSEL
Aritmetik ile ilgili.
ÇIKMA
Çıkmak işi. Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak. Çıkmış. Desteklemek amacıyla verilen para. Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, çıkıntı, derkenar. Eski, kullanılmış. Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon.