Kelimeler arşivi içinde; başında "mest" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. mest ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu mest ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde mest olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
MESTİKLEMEK
MESTABLASI, MESTERELON
MESTANLAR, MESTÇİLİK, MESTHÜYÜK, MESTRANOL
MESTANLI, MESTİNAZ
MESTANE, MESTURE
MESTAN, MESTÇİ, MESTUR
MEST
MEST
Sarhoş. Üzerine mesh edilebilen, kısa konçlu, hafif ve yumuşak bir ayakkabı türü.
MESTÇİ
Mest yapan veya satan kimse.
MESTANE
Sarhoş gibi, kendinden geçmişçesine.
MESTANLAR
Balıkesir kenti, Durak bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Tekirdağ ili, Şahin bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
MESTUR
Örtülü, kapalı, gizli.
MESTRANOL
Etinil estradiol'ün 3-metil türevi olup vücutta metil grubunu kaybederek etkinlik kazanan sentetik steroit östrojen.
MESTABLASI
Mest ayakkabısı yapmak için özel biçimde hazırlanan deri. (Yalvaç Isparta).
MESTANLI
Manisa ilinde, Köprübaşı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
MESTURE
Örtülü, kapalı, gizli.
MESTİKLEMEK
Masaj yapmak.
MESTAN
Çok küçük kavun. Savruk kimse. Sarhoşlar. Adıyaman şehri, Koçali nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Sinop şehri, Ayancık ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
MESTERELON
Androjenik etki gösteren fakat gonadotropinlerin salgılanmasını etkilemeyen testosteron türevi ilaç.
MESTÇİLİK
Mest yapma veya satma işi.
MESTİNAZ
Çok nazlı, naz sarhoşu.
MESTHÜYÜK
Gaziantep şehri, Sakçagöz bucağına bağlı bir yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde MEST geçen kelimeler listesi verilmiştir.
YARIYIL
Bir öğretim yılının ayrıldığı iki dönemden her biri, dönem, sömestir.
KALLOŞ
Fransızca kökenli galoche > Rus. galoş: mest üzerine giyilen ayakkabı; lastik şoson.
KAPÇIN
Çuhadan yapılmış, siyah kaytanlı bir çeşit tozluk. Tabanı deri, çuha mest.
KEDİ
Kedigillerden, köpek dişleri iyi gelişmiş, kasları çevik ve kuvvetli evcil, küçük memeli hayvan, pisik (Felis domesticus).
SARHOŞ
Alkollü içki veya keyif verici bir madde sebebiyle kendini bilmeyecek durumda olan (kimse), esrik, mest, sermest, başı dumanlı, kafası bulutlu, kafası iyi, kafası dumanlı, kafası kıyak. Hoşa giden bir etki ile kendinden geçmiş olarak, esrik. Bir şeyden çok fazla mutluluk duyan.
EDİKCİ
Ayakkabıcı, mestçi.
LASDİYH
Fransızca kökenli elastigue: lastik; kauçuk; mestin üstüne giyilen lastik ayakkabı; çarık yerine giyilen lastik veya plastik ayakkabı.
SARHOŞLUK
Sarhoş olma durumu, esriklik, mestlik, sermestlik, sermesti. Dalgınlık, şaşkınlık.
ÇIHARMAK
Çıkarmak: Tavukları kümesten dışarı cıhar. Çıkarmak.
SERÇE
Serçegillerden, insanlara yakın yerlerde yaşayan, kışın göçmeyen, koyu boz renkli, ötücü küçük bir kuş (Passer domesticus).
LAPÇIN
Tabanı meşinden olan mest, edik.
DERMESTES
Böcekler (Insecta) sınıfının, kın kanatlılar (Coleoptera) takımından, deri ve kürkler ile beslenen, hem evlerde, hem de müzelerde çok zararlı, deri kara böceği (Dermestes lardarius) türü iyi bilinen bir cins.
GİZLİ
Görünmez, belli olmaz bir durumda olan, edimsel karşıtı. Başkalarından saklanan, duyurulmayan, saklı kalan, mahrem, mestur, nihan. Niteliği anlaşılmayan, bilinmeyen. İlgili kişi veya makamlarca değerlendirilmesi amacıyla kurum içi veya kurumlar arası gönderilen yazının, belgenin, raporun ve yayınların taşıdığı gizlilik derecesini bildiren terim. Saklı olarak, saklayarak.
ESRİMEK
Herhangi bir sebeple kendinden geçmek, gaşyolmak. Coşup kendinden geçmek, vecde gelmek. Mest olmak, sarhoş olmak.
FERİKMEK
Ürkütmek (daha çok hayvanlar için kullanılır). Korkudan soluk soluğa kalmak. Tavuğun kümesten soğuması.
MESH
Bir şeyi elle sıvazlama. Abdest alırken ıslak eli başa ve meste sürme.
FERİYHMEK
Kümes hayvanları için kümesten soğumak; karşılığı ayrıca periyhmek.
ASABA
Ölen kimsenin, karısına düşen mal. Erkek mirasçı, erkek evlât. İkinci derecedeki akraba. Dost, arkadaş. Bir ilde, bir memlekette oturanlar. Soy, akraba, sülâle. Boy, yükseklik, derinlik. Fotin veya mestin topuğu örten parçası. Giyside beden: Ceketin asabası genişçe olmuş. Tarlanın yüzü.
DOMUZ
Çift parmaklılardan, eti, yağı, derisi veya kılı için beslenen, evcil hayvan (Susacrofa domestica). Hain, aksi, ters, inatçı, hınzır kimse.
ERİK
Gülgillerden, beyaz çiçekli bir ağaç (Prunus domestica). Bu ağacın kabuğu ince, çeşitli renklerde, mayhoş veya tatlı, eti sulu, tek ve sert çekirdekli yemişi.